Gelecek program: Mardin Bienali

Mardin Bienali’ne ilk kez tam yedi yıl önce gitmiştim.

Mardin beni şaşırtmıştı, Bienali’yle, bienalle eş zamanlı kitap fuarı ve Ankara Devlet Opera ve Balesi ile birlikte düzenlenen Opera ve Bale Günleri’yle.

Biz İstanbul’da kendi küçük dünyamızda kendimizi büyük şehirde yaşıyor görürken bile opera ve baleye hasret kalmış durumdaydık o zaman.

Her şeyden önce Mardin’de bienal yapılması tabii ki çok olumlu, sergileri gezen ilkokul öğrencilerini görünce bunun değerini daha da iyi anlıyorsunuz.

Ama adında bienal olunca beklenti de ister istemez yükseliyor ve o beklentiyi karşılamak zorlaşıyor.

İstanbul, Venedik, Sao Paulo gibi hem dokusu olan hem de söylemi olan şehirlerle aynı kulvarda yarışabilmek elbette kolay değil.

Uluslararası Bienal Derneği’ne üye olmaya hak kazanan Mardin Bienali bu yıl 5. kez düzenleniyor ve aynı zamanda 12. yaşını kutluyor.

Direktörlüğünü Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın yaptığı, Mardin Sinema Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen bienalin küratörlüğünü Yeni Delhi’de yaşayan bağımsız küratör, teorisyen ve yazar Adwait Singh üstleniyor bu yıl.

“Çimenin Vaadi” konseptiyle düzenlenen 5. Mardin Bienali 20 Mayıs–20 Haziran tarihlerinde gerçekleşiyor.

Mardin Bienali’ne Danimarka’dan Kazakistan’a, Bulgaristan’dan Güney Afrika’ya, Haiti’den İsviçre’ye ve ABD’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyadan, tam 24 ülkeden sanatçılar katılıyor.

Heyecanla bekliyoruz.

Gelecek program: Mardin Bienali

Mutlaka görülmeli

Mardin’e gitmişken, şehirde ve civarında bienalden, çağdaş sanat sergi ve konuşmalarından rol çalacak, gezecek görecek çok yer var.

Mezopotamya, özellikle de Mardin, her zaman büyülü ve gizemli olarak hatırlanıyor.

Gezdikçe görüyoruz, keşke o büyü ve gizemi daha iyi koruyabilsek.

Deyrül Zafaran Manastırı’ndan Midyat’a, hatta Batman’a uzanıp Hasankeyf’e geçmek mümkün.

Malum, UNESCO Dünya Kültür Mirası kriterlerinin 10’undan dokuzuna sahip dünyadaki tek yer Hasankeyf.

Sular altında kalması da sayemizde ne yazık ki an meselesi.

Mardin’de mutlaka görülmesi gerekenlerden biri de Dara Antik Kenti.

Ürdün’ün dünyanın sayılı harikalarından diye dünyaya pazarladığı Petra’dan altta kalır yanı yok Dara Antik Kenti’nin.

Oysa çoğumuz daha Dara Antik Kenti’ni duymadık bile, Göbeklitepe’yi bile yeni öğrenenler var.

Elbette, Mardin’e gitmişken mutlaka uğranması gereken yerlerden biri de Harran Gastronomi Okulu Projesi ile ‘Basque Culinary World Prize’ın bile dikkatini çeken, kadınlara istihdam yarattığı için de kalbimizde ayrı yeri olan şef Ebru Baybara Demir’in Cercis Murat Konağı.