Moda Haftası neden olmuyor, olamıyor?

İstanbul Moda Haftası’nın dijital, sezonsuz ve cinsiyetsiz ikinci sezonu 13-16 Nisan’da sessiz sedasız gerçekleşti. Peki, ama bu sefer nerede hata yapıldı?

Evet, moda başkentleri de dâhil olmak üzere dünyanın her yerinde moda haftaları can çekişiyor. Pandemi nedeniyle dijitalleşmeye gidilmesi, “front row” olayının bitişi, mağazaların kapalı olması nedeniyle birkaç sezonun üretilemeden rafa kaldırılması, koleksiyonların yetişememesi derken sektörde ciddi krizler var. Ama yine de İstanbul Moda Haftası, resmî adıyla Fashion Week Istanbul, bunu hak etmiyor. İşte global moda dünyasının nabzını tutan Business of Fashion’da, Fashion Week Istanbul ile ilgili yayımlanan yazıyı okuyunca ilk hissettiğim tam da bu. Peki, ama neden? Negatif bir haber olduğu için mi, yoksa Mercedes Benz sponsorluktan çekildiği için mi? Yoksa İstanbul yeterince anlatılamadığı için mi? Hiçbiri aslında. Business of Fashion’daki yazının en üzücü yanı, BOF ekibinden kimsenin imzasını atmadığı bir advertorial olması. Üstelik para karşılığı yazılan bu yazıda, Türkiye’nin sadece bir tekstil imalatçısı olduğundan, Türkiye’deki tasarımcıların ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle yurt dışına açılamadığından bile bahsediliyor.

Moda Haftası neden olmuyor, olamıyor

Bu nasıl reklam!

Bu nasıl bir global reklam, nasıl bir global tanıtım? İstanbul Moda Haftası ekibinden kimse mi okuyup onaylamadı bu reklamı? Reklamdaki en büyük amaç, algıyı yönetmek değil mi? Madem böyle bir global advertorial veriyorsunuz, o zaman neden pozitif bir algı yaratmıyorsunuz? Söz konusu dijital platform, zaten bir moda platformu, zaten işleri dünyanın her yerinde moda dünyasındaki gelişmeleri takip etmek. Bu kadar yıl, bu kadar sezon büyük emeklerle yapılan İstanbul Moda Haftası’nın şimdiye kadar BOF gibi bir platformda haber değeri taşıyacak bir yere gelmesi gerekirdi. Elbette, tüm yayınlara reklam verilmeli, sonuçta yayınlar da reklamlarla ayakta kalıyor. Bunu biz gazeteciler çok iyi biliyoruz. İstanbul Moda Haftası BOF’a elbette reklam verebilir, iş birliği yapabilir ama moda haftasının haberi sadece “advertorial” olarak çıkıyorsa burada durup düşünmek lazım, biz nerede hata yaptık diye! Bu kadar yılda hâlâ global moda yayıncılarıyla doğru ilişkileri kuramadıysak ya da sürdüremediysek işte burada ciddi bir sorun var.

Sponsorluktan çekildi

Bir diğer üzücü haber ise moda haftasının sponsoru Mercedes Benz’in sponsorluktan çekilmesi. Hiç unutmuyorum 2012 Aralık ayında Mehtap Elaidi, Gamze Saraçoğlu ve Mercedes Benz Türkiye yöneticileriyle bir yemekte bir araya gelmiştik. İstanbul Moda Haftası ile ilgili konuşurken, o zaman gündemde organizasyonu artık global bir şirketin IMG’nin yapması vardı. IMG daha sonra Türkiye’den çekildi. İşte o yemekte, başta New York Moda Haftası olmak üzere 60’a yakın moda haftasının ana sponsoru Mercedes Benz yöneticilerine sormuştum, “İstanbul Moda Haftası’na da sponsor olmak gibi bir niyetleri var mı” diye; kararlarını vermek için son gelişmeleri beklediklerini söylemişlerdi. Bu sponsorluk olursa, İstanbul Moda Haftası için önemli bir gelişme olur diye sevinmiştik o zaman. Şimdi üzülerek öğrendik; çünkü bu sponsor değer katıyordu moda haftasına ve uluslararası arenada olabilmek için önemliydi.

Dijital koleksiyonlar

Peki, ama tüm bunlara rağmen dijitalde tanıtılan koleksiyonlar nasıldı? Koleksiyonlar gayet başarılıydı; Hakan Yıldırım’ın “Mahizer’e Yazdığım Mektuplar” adlı koleksiyonu, Türk kültüründen ilham alan ve bu yıl Pera Müzesi ve Baksı Müzesi ile iş birlikleri de yapan Hatice Gökçe’nin “Newborn” adlı koleksiyonu ve Zeynep Tosun’un Anadolu’da yaşamış Amazon kadınlarından ilham alan “Apasas: The City of The Mother Goddess” koleksiyonu tasarımlarıyla da hikâyeleriyle de beğenildi. Ama ne yazık ki tasarımcılar ve koleksiyonlar hakkında moda haftası yeterince bilgi vermedi, sadece filmleri yayınladı. İşte tüm bunlar göz önüne alınınca, İstanbul Moda Haftası’nın yeterince konuşulmamasına şaşırıyor muyuz? Hayır!