Modada dönüşümde son nokta

90’ların en ünlü moda tasarımcılarından biriydi Helmut Lang, 2005’te kariyerinin zirvesinde kendi adını taşıyan markasını sattı ve sanata yöneldi. Tam 15 yıl sonra, şimdi ise başka bir uluslararası markanın, Saint Laurent’in atıklarından yaptığı heykelleri sergilemeye hazırlanıyor.

Hayatın her alanında sürdürülebilirlik konusu karşımıza çıkıyor. Moda kadar hızlı değişen bir endüstri de şimdi sürdürülebilirliği uzun uzun tartışıyor. Son günlerde karşımıza iyi bir örnek çıktı, moda tasarımcısı olarak tanıdığımız, daha sonra markasını satıp moda yerine sanatla ilgilenmeye başlayan Helmut Lang, kendi adını taşıyan ama 2005’ten beri ilgisi kalmayan markasından sonra ilk defa bir moda markasıyla iş birliği yapıyor: Avusturyalı tasarımcı ve sanatçı, Fransız moda devi Saint Laurent’in kreatif direktörü Anthony Vaccarello’dan gelen teklifle Saint Laurent atölyesinde kullanılmayan parçaları, prototipleri toplayarak heykeller yapıyor. Şimdi ise Helmut Lang imzalı bu heykelleri Saint Laurent sergilemeye hazırlanıyor.

Peki, ama aslında her şey nasıl başladı? Avusturyalı moda tasarımcısı Helmut Lang, minimalist tasarımlarıyla ve 1986’da kurduğu markasıyla 1980’lerin sonuna 1990’ların başına damga vurdu. Hatta 1998’de New York’a taşındığında defilesini internet sitesinden yayınlayan ilk moda markası oldu. Daha sonra 1999’da Prada ile bir ortaklığa adım attı, 2004’te ise Helmut Lang markası Prada tarafından satın alındı. Bu nedenle Helmut Lang, kendi kurduğu ve kendi adını taşıyan markadan 2005’te ayrılmak zorunda kaldı. Marka ise 2006’da Prada tarafından bir Japon şirketine, Link Theory’ye satıldı. Helmut Lang ise Japonlardan defalarca teklif almasına rağmen, kendi adını taşıyan markaya geri dönmek yerine kendi yoluna gitmeyi tercih etti.

Atıklardan sanat eserine

New York ve Long Island’da 2 ve 3 boyutlu heykeller yapmaya başladı. 5 yıl sonra Manhattan’daki stüdyosunda çıkan yangın, tam 9 bin parçalık arşivini yok etti. Yangından geriye kalan parçaları bir araya getirerek heykeller yapmaya devam etti. Böylece amacı moda tarihinden kalan atıkları sanat eserine dönüştürerek yaratıcılığının sürdürülebilir olduğunu kanıtlamaktı.

Saint Laurent’in kreatif direktörü Anthony Vaccarello ise uzun yıllardır Helmut Lang hayranıydı; ayrıca Helmut Lang, Louise Bourgeois ve Jenny Holzer gibi sanatçılarla yaptığı çalışmalardan ilham alıp uzun zamandır moda ve sanat iş birlikleri üzerine çalışmalar yürütüyordu.

Modada dönüşümde son nokta

Vaccarello, Helmut Lang’a Saint Laurent atölyesini açtı, giysi prototiplerinden takı parçalarından heykel yapmasını istedi. Helmut Lang da topladığı parçaları reçine ve alüminyumla kaplayarak heykeller üretti. Şimdi bu heykeller, Saint Laurent’in Paris’teki konsept mağazası Rive Droite’de sergilenecek. Bu, aslında dünya çapında bir moda tasarımcısının, uluslararası bir markanın tüm kreatif yönetiminden sorumlu bir direktörün, kendi arşivini başka bir şeye dönüştürmek için ilk defa başka bir tasarımcı/sanatçıya teslim etmesi.

Moda endüstrisinde sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm konularını daha çok konuştukça, daha çok benzer örnekler göreceğiz.