Modadan çağdaş sanata son transfer

90’ların en ünlü moda tasarımcılarından biriydi Helmut Lang, 2005’te kariyerinin zirvesinde kendi adını taşıyan markasını sattı ve sanata yöneldi.

Tam 16 yıl sonra ise başka bir uluslararası markanın, Saint Laurent’in atıklarından yaptığı heykelleri sergilemeye hazırlanıyor.

Helmut Lang kendi adını taşıyan markaya geri dönmek için defalarca teklif almasına rağmen kendi yoluna gitmeyi tercih etti.

Saint Laurent’in kreatif direktörü Anthony Vaccarello ise uzun yıllardır Helmut Lang hayranıydı; ayrıca Helmut Lang, Louise Bourgeois ve Jenny Holzer gibi sanatçılarla yaptığı çalışmalardan ilham alıp uzun zamandır moda ve sanat iş birlikleri üzerine çalışmalar yürütüyordu.

Vaccarello, Helmut Lang’a Saint Laurent atölyesini açtı, giysi prototiplerinden takı parçalarından heykel yapmasını istedi.

Helmut Lang da topladığı parçaları reçine ve alüminyumla kaplayarak heykeller üretti.

Şimdi bu heykeller, Saint Laurent’in Paris’teki konsept mağazası Rive Droite’ta sergilenecek.

Bu, aslında dünya çapında bir moda tasarımcısının, uluslararası bir markanın tüm kreatif yönetiminden sorumlu bir direktörün, kendi arşivini başka bir şeye dönüştürmek için ilk defa başka bir tasarımcı/sanatçıya teslim etmesi.

Moda endüstrisinde sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm konularını daha çok konuştukça, daha çok benzer örnekler göreceğiz.

Şimdi ise bir başka moda tasarımcısının sanat kariyeriyle ilgili yeni bir gelişme var.

Modadan çağdaş sanata son transfer

Tam 10 yıl önce Maison Martin Margiela adlı markasını Diesel grubuna satarak moda yerine çağdaş sanatla ilgileneceğini açıklayan Martin Margiela, bu yıl Paris’te ilk solo sergisini açmaya hazırlandığını açıkladı.

Moda kariyeri boyunca hiç röportaj ve fotoğraf vermeyen Belçikalı tasarımcı, nisan ayında Lafayette Anticipations’da daha önce hiç görülmemiş heykeller, resimler ve enstalasyonlardan oluşan eserlerini sergileyecek.

Margiela’nın moda tasarımlarının yer almayacağı sergiyle ilgili görseller bu ay sonu paylaşılacak.

Heyecanla bekliyoruz.

Fahrelnissa Zeid Sözlüğü 

3-4 yıl önce Londra’da Tate Modern’de Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir sergi vardı: Fahrelnissa Zeid retrospektifi.

Zeid, modern sanatın öncülerinden ve soyut sanatın Türkiye’deki ilk temsilcilerindendi.

1901 yılında Osmanlı döneminde Sadrazam Cevat Paşa’nın yeğeni olarak Büyükada’da doğdu.

Sanatçı bir aileden geliyor, kardeşleri yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) ve ressam Aliye Berger.

Yazar İzzet Melih Devrim ile evliliğinden olan çocukları ressam Nejad Devrim ve yönetmen, tiyatro sanatçısı Şirin Devrim.

Zeid, aynı zamanda seramik sanatçısı Füreya Koral’ın teyzesi.

Tate Modern’deki retrospektif, sonra Deutsche Bank KunstHalle, Berlin ve Sursock Müzesi ve Beyrut’a gitti. 

İstanbul Modern ise Tate Modern’deki sergiye koleksiyonundan sekiz yapıt ödünç verdi ve Tate Modern’deki sergiyle eş zamanlı, yine koleksiyonundan oluşturduğu bir seçkiyi ise müze ziyaretçileriyle buluşturdu.  Sanatçının ustalaştığı soyut geometrik kompozisyonlar, Bizans-İslam-Batı sanatına referansların yer aldığı resimleri bu vesileyle yıllar sonra yeniden sergilendi ‘İstanbul Modern Koleksiyonu’ndan Bir Seçki’ başlığıyla.

Daha sonra ise Fahrelnissa Zeid’in portrelerine odaklanan ‘Üç Kişilik Oyun’ başlıklı kişisel sergisi Dirimart’ta açıldı.

Şimdi ise modern Türk resminin uluslararası alanda tanınmış en önemli kadın sanatçısı Fahrelnissa Zeid’in sıra dışı yaşamını, İstanbul, Londra, Paris ve Amman sanat ortamlarında 1945-1990 yılları arasında yaşadıklarını ve bıraktığı izleri sözlük formatında anlatan bir kitap yayımlandı.

Sanat tarihçisi, küratör ve eleştirmen Necmi Sönmez imzalı kitabın adı ‘Fahrelnissa Zeid Sözlüğü.’

Yakın tarihe ve sanata meraklılar için değerli bir kaynak, bir an önce okumakta fayda var.