Şefin masası herkese açık

Küçük ama iddialı bir şef restoranı Toi Akaretler. Bu mekan, bir dönem New York’ta Gordon Ramsay’in iki Michelin yıldızlı restoranı The London’da çalışan şef İsmet Saz’ın İstanbul’daki ilk denemesi

Ağır gündemden en çok etkilenenler AVM’ler, etkinlikler ve restoranlar oldu. Market alışverişinden eve yemek siparişine yeme-içme alanındaki ihtiyaçlara internetten geçici çözümler arandı. Her şeye rağmen şehirde güzel şeyler de oluyor, yeni yatırımlar yapılıyor, yeni markalar yaratılıyor. İşte Toi Akaretler de bunlardan biri. Aslında Akaretler’de değil, Akaretler’in uzantısında, Beşiktaş’ta Şair Nedim Caddesi’nde, bir otelin, The Capital Suites’in terasında.

İstanbul’da otel restoranlarının, özellikle de asansörle çıkılan restoranların işi zordur. Bir kere meraktan gidilir ama sonra gözden ırak gönülden ırak olur; istisnalar dışında. Toi de bu istisnalardan olmaya aday, küçük bir şef restoranı. İşte bu yüzden içeri girer girmez mutfak ve şefin masası tam karşınızda. İsterseniz yemeğinizi ya da yemek sonrası tatlınızı şefin masasında alıp ekiple sohbet de edebiliyorsunuz.

Fransız etkisi hissediliyor
Şef İsmet Saz, New York’ta bir dönem iki Michelin yıldızlı olan Gordon Ramsay at London’da çalışmış. Hedefi İstanbul’da başarılı olup sonra ortakları Rıfat Çebi ve Emir İçgören’le birlikte yarattığı markayla yurt dışına da açılmak, Londra ya da New York gibi bir şehirde kendini kanıtlamak. Restoranın adı da iddiasından geliyor. Sanıldığı gibi Fransızca değil, yazıldığı gibi okunuyor. Trust of İsmet’in kısaltması.
Gelelim yemeklere, beef wellington adlı bir spesiyalitesi var, Vedat Milor’dan tam not almış. Bonfileyi özel bir karışımla harmanlıyor, kabaran bir hamurla etrafını sararak pişiriyor. Menüde Fransız mutfağı etkisi var. Pancar ve keçi peynirli ördek prosciutto, vongole mariniere, steak tartare gibi seçenekler dikkat çekiyor. Bir de altı veya yedi tabaklı tadım menüsü var. Yer elması volute ile başlıyor, ızgara ahtapot, deniz tarağı ve karnabahar püresi, fırınlanmış pancarlı ve tulum peynirli, limon aromalı risotto, kinoa ve rezene salatası ile ızgara levrek süt dana wellington, cheesecake, çikolata tabağı ve çay / kahveyle son buluyor. Kişi başı 165 lira. Şarap eşleşmesi ise kişi başı 85 lira. Fiyatlar yüksek, tadım menüsü hesaplı kalıyor.

Sadece akşam açık
Tatlıları şefin kardeşi Ayşegül Saz yapıyor. Orman meyveli cheesecake’ten yıldız anason dondurma ve milföy çubukla servis edilen ananas carpaccio’ya, sakızlı dondurma ile servis edilen unsuz çikolatalı kekten ev yapımı çikolatalara seçenekler var. Şaşırtıcı ama favorim anasonlu dondurmayla ananas carpaccio oluyor. Tatlı menüsü biraz daha geliştirilebilir.

Toi şimdiden gastronomi meraklıları tarafından keşfedilmiş. Unutmadan, sadece akşamları açık ve küçük olduğu için gitmeden rezervasyon yaptırmakta fayda var.

İstanbul’da Fransa ile Belçika dayanışması
Haftanın en anlamlı daveti perşembe akşamı Fransız Sarayı’nda Başkonsolos Muriel Domenach’ın yemeğiydi. Alman, Belçika ve Hollanda konsolosluklarının kapalı olduğu, yabancı okulların eğitime ara verdiği günlerde Fransız Konsolosluğu örnek bir davranış sergiledi.

Davetin amacı, Fransız mutfağını öne çıkarmaktı. Beş kıtadan bin şef, bin menü hazırladı. İstanbul’da da mutfakta Shangri-La Bosphorus otelinin şefi Olivier Piste vardı.
Evet, yemekler başarılıydı ama yemeklerden çok geceye damga vuran, ev sahibi Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach ve onur konuğu Belçika’nın İstanbul Başkonsolosu Henri Vantieghem’in yaptığı konuşmalar ve üç ülkenin teröre karşı dayanışmasıydı.