Tüm izleyicileri ayağa kaldıran konser

Londra’da Southbank Centre’da uzun zaman sonra gittiğim en kalabalık konserdeyim.

Londra Caz Festivali’nde Tony Allen Retrospektifi’ni izlemek üzere.

Southbank Centre, İngiltere’nin en önemli kültür-sanat merkezlerinden biri.

Çağdaş müzik bölümünün başında İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan, Salon İKSV’den tanıdığımız Bengi Ünsal var.

Bengi’nin Alla Turca yazılı tişörtü dikkatimi çekiyor konserde.

Londra Caz Festivali’nin direktörü ise yine İKSV’den, İstanbul Caz Festivali’nden tanıdığımız bir isim Pelin Opcin.

Geçen yıl pandemi nedeniyle dijital olarak gerçekleşen Londra Caz Festivali’nde İstanbul konserlerine de geniş yer vermişti.

Londra gibi kültür-sanatın global merkezi olan bir şehirde bu kadar önemli kültür-sanat organizasyonlarının başında Türklerin olması gurur veriyor.

Gelelim konsere...

Tony Allen Retrospektifi üç saate yakın sürdü.

Damon Albarn, Femi Koleoso, Ben Okri gibi isimler sahnedeydi, hem Tony Allen anılarını paylaştılar hem de Tony Allen müziklerini çaldılar.

En tepedeki balkonlara kadar dolu olan tüm salon ayakta, dans ederek ve alkışlayarak izledi bu muhteşem konseri.

Hatta finalde izleyicilerin bir kısmı sahneye çıkarak müzisyenlere dans ederek eşlik etti.

Tüm izleyicileri ayağa kaldıran konser

Afrobeat’i yarattı

Peki ama Tony Allen neden bu kadar önemli?

Tam 18 ay önce hayatını kaybeden, Paris’te yaşayan Nijeryalı bir davulcu, besteci ve söz yazarıydı Tony Allen.

1968’den 1979’a kadar Fela Kuti’nin grubu Africa ‘70’in davulcusu ve müzik direktörüydü ve Afrobeat müzik türünün başlıca kurucularındandı. Boşuna Fela “Tony Allen olmadan Afrobeat olmazdı” dememişti.

“Şimdiye kadar yaşamış olan belki de en büyük davulcu” demişti onun için Brian Eno.

Tony Allen, Lagos’ta doğdu, 18 yaşında bir radyo istasyonunda mühendis olarak çalışırken davul çalmaya başladı.

Babasının dinlediği müzikten etkilendi: 1940’lardan popüler bir Yoruba müziği olan Jùjú, aynı zamanda Amerikan cazı ve Nijerya ve Gana’da büyüyen caz akımı.

Davulda benzersiz bir ses geliştirmek için çok çalıştı.

Eski Cool Cats davulcusu gruptan ayrıldığında davul setinin başına geçti.

1964’te Fela Kuti’nin “Koola Lobitos” caz grubuna katıldı.

Fela’nın grubu Africa ‘70’de müzik direktörü olarak görev yaptı, farklı türleri harmanlayan yeni Afrika tarzını geliştirdi.

Birlikte 30’dan fazla albüm kaydettiler, 1979’da Allen, Africa ‘70’den ayrıldı ve kendi grubunu kurdu.

Daha sonra Paris’e taşınan Allen, King Sunny Adé, Ray Lema ve Manu Dibango ile kayıt yaptı, 1985’te NEPA’yı kaydetti.

Afrobeat’i elektronika, dub, R&B ve rap ile birleştiren ve bozan, afrofunk olarak adlandırılan bir hibrit ses geliştirdi.

Blur ve Gorillaz’ın kilit ismi Damon Albarn, 2006 itibarıyla birçok farklı projesinde Tony Allen’la birlikte çalıştı.

İkiliyi bir araya getiren ilk proje ise The Clash basçısı Paul Simonon ve The Verve gitaristi Simon Tong’la tamamlanan, ‘The Good, The Bad and The Queen’ olarak bilinen bir süper grup oldu.

Fransız oyuncu ve müzisyen Charlotte Gainsbourg’den Brezilyalı müzisyen Flavia Coelho’ya birçok isimle iş birliği yaptı.