Yaşasın, 10 bin adıma gerek yokmuş!

Son zamanlarda okuduğum en sevindirici haber dünya çapında Dr. Oz diye tanınan Mehmet Öz’ün internet sitesinde paylaştığı Brittany Leitner imzalı.

“Günde kaç adım atmalısınız, yeni bir araştırmaya göre sandığınızdan daha az” başlıklı yazıda son yıllarda bize dikte edilen 10 bin adımın fazla olduğu belirtiliyor.

Brigham ve Women’s Hopital’in araştırmasına göre günde 4400-5900 adım atanlar daha uzun ve sağlıklı yaşıyor.

Hatta 10 bin adımın ilk nereden çıktığı da belli değil diyorlar.

1965’te Japonya’da Manpo-kei adlı bir pedometre satışa çıkmış ve Manpo-kei Japoncada 10 bin adım sayar demekmiş, sırf bu yüzden 10 bin adım efsanesinin çıktığı sanılıyor.

Şimdi 7500 adım 10 bin adımın yerine geçebilir de diyorlar, ama doğrusu 7500 adım atanların günde 4400-5900 adım atanlardan daha uzun ya da sağlıklı yaşadığı konusunda kanıtlanmış bir araştırma yok.

Bu durumda sağlıklı yaşam uzmanlarının yıllardır 10 bin adım diye diye bizi bitirdiği, sürekli adım sayar hale getirdiği bu günlerde daha sevindirici bir haber olamazdı.

Yaşasın, 10 bin adıma gerek yokmuş

Balondu, söndü mü?

“Sadece para kazanmak için değil, iyi bir yaşam için” çalışanlara paylaşımlı bir ofis alanı yaratma hayaliyle başladı We Work.

Kısa bir sürede 16 milyar dolarlık bir şirket oldu.

Tam 8 yıl önce biri 32, diğeri 31 yaşındayken kararlarını veriyorlar, sevdikleri işi yapmaya.

Daha sonra iş 20 milyar dolar değerine ulaşıyor, ama çok hızlı büyüdükleri için zararları da yüksek oluyor.

Daha sonra Softbank’ten 1 milyar dolarlık bir yatırım kazanıyorlar.

Unutmamak lazım, söz ettiğimiz bir teknoloji firması değil.

Başa saralım; New York’lu Rebekah Paltrow abisini genç yaşta kanserden kaybedince, yıllarca Hindistan’da Budizm’le ilgileniyor.

Sonra ülkesine dönüyor ve kuzeni Gwyneth Paltrow’un izinde oyunculuğa başlıyor. Bir ortak arkadaş sayesinde şimdi dört çocuğunun babası, eşi ve iş ortağı olan Adam Neumann ile tanışıyor.

Neumann, İsrail’deki askerlik kariyerini bırakıp para kazanmak için New York’a taşınmış ve sağlıklı yaşamla uzaktan yakından ilgisi olmayan biri.

Paltrow ise tam tersi, bir sağlıklı yaşam gurusu.

Oyunculukta istediği kadar başarılı olamayınca, Neumann ile birlikte “Sadece para kazanmak için değil, iyi bir yaşam yaratmak için” bir çalışma ortamı hayal etmeye başlıyorlar.

Bunun için de girişimcilerin, yeni kurulan şirketlerin faydalanabileceği bir ortak ofis kuruyorlar.

We Work adını verdikleri ofis sisteminin bugün dünyada tam 60 bin üyesi var. Bazıları tek bir masa kiralıyor, bazıları bir oda, bazıları bir ofis katı.

New York’tan Şanghay’a, Berlin’den Londra’ya birçok şehirde 77 şubeleri var.

Ayda 45 dolar ödeyerek dünyanın her yerindeki We Work ofislerinden faydalanmak mümkün.

Müşterileri arasında Facebook, Dell, Microsoft, General Electric gibi büyük firmalar da yer alıyor.

Donald Trump’ın damadı olarak bilinen Jared Kushner da We Work’ün Brooklyn’deki mal sahibi ve New Jersey’deki yatırımcılarından.

We Work, Uber ve Airbnb gibi paylaşım ekonomisinin yükselişiyle büyüyen şirketlerden.

8 yıl kadar kısa bir süre içinde tam 20 milyar dolarlık bir şirket haline geldiler.

Daha sonra şirket değerinin 47 milyar dolara çıktığı açıklandı.

Ve şimdi de bir skandalla karşımızdalar, yatırımın 12 milyar dolarlık bölümünün aynı Japon yatırımcı tarafından yapıldığı ve ortakların halka açılma öncesinde yatırımcıları kandırmak ve yanlış yönlendirmekle suçlanıyorlar.

Bu arada kurucuların hisselerinin 1 milyar dolarlık bölümünü şimdiden nakde çevirdikleri de ortaya çıktı.

Şimdi We Work’ün yaptıklarının cezasını hiç şüphesiz başka girişimciler ve teknoloji şirketleri yatırım ararken çekecek.