Katar’da 2022 yılında gerçekleştirilecek olan FIFA Dünya Kupası organizasyonu için hazırlıkları sürdürüyor. Bu hazırlıklara konu inşaat projeleri; 12 stadyum, 70 bin oda kapasitesinde oteller, metro ve hafif raylı sistem, 20 milyar USD tutarında karayolu ağı yatırımı ve 200 bin kişilik yerleşime olanak sağlayacak yeni bir şehir planını kapsıyor.
Katar’da kişi başına milli gelir 88 bin dolar. Stadyum inşaatlarında çalışan işçiler ise yılda sadece 2.000-2.500 dolar brüt gelir elde edebiliyor. Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında çalışan işçiler, haftanın 6 günü, günde ortalama 15 saat emek harcıyor ancak sadece 8 dolar yevmiye alıyorlar.
Katar vatandaşı olup ücretli çalışanların, ülkedeki toplam çalışan nüfus içerisindeki oranı sadece yüzde 6. Yani, Katar’da toplam işgücünün yüzde 96’sı genellikle Nepal, Hindistan, Mısır, Bangladeş, Pakistan, Suriye’den gelen göçmen işçilerden oluşuyor. Katar’daki göçmen işçi sayısı 1.4 milyona ulaşmış durumda.
Göçmen işçilerin istihdamına aracılık eden şirketler, işçilere henüz kendi ülkelerinden ayrılmadan 500-550 dolar aylık gelir ve ücretsiz barınmayla beslenmeyi taahhüt eden sözleşmeler imzalatıyorlar. Ancak işçiler Katar’a
Bakanlığı boyunca bir çok ilke imza atan Faruk Çelik şu an kıdem tazminatı fonu üzerine yoğunlaşıyor. Fonun şart olduğunu belirten Çelik, “İşe yeni başlayana uygulanacak. Mevcut çalışan isterse geçmez. Uzlaşıya çalışıyoruz. Bizden sonrakiler hazır zemin bulacak” diyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le görevini tamamlamasına yaklaşık 2 ay kala Ankara’da bir araya geldik. Son dönemde yaşananları, bundan sonra yapmayı planladıklarını Ankara’nın son dönemde yıldızı parlayan, özellikle AK Partili’lerin tercih ettiği Çukurambar semtindeki bir cafede kahvaltı eşliğinde konuştuk.
Bakan Çelik son 10 yılın 5 yılı aşkın bölümünü Çalışma Bakanı olarak geçirdi. Özellikle çalışma yaşamının tarafları olan sendikalar ve işverenlerle diyalog süreçlerini bu dönemde iyi kurguladı.
Çok önemli yasal düzenlemeler bu dönemde yapıldı. Bakan Çelik’in taraflarla diyaloga açık yapısı bakanlık döneminde birçok yasanın Meclis’ten geçmesinde büyük rol oynadı. Son 2 yıl içerisinde yaşanan iş kazaları başta olmak üzere Faruk Çelik’le tüm konuları değerlendirdik.
Şubat ayı çalışma hayatı için çok önemli iki torba yasanın hazırlıkları ile geçti. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile İş Kanunu’nda değişiklikler öngören torba yasa komisyondan geçti Meclis Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor. Bu torba yasada hem İş Sağlığı ve Güvenliği, hem İş Kanunu’nda çok önemli değişiklikler yer alıyor.
Bunun yanında Başbakan Davutoğlu’nun ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması ile açıkladığı tedbirleri içeren torba yasa da komisyonda görüşülüyor. Dolayısıyla Mart ayında da çalışma hayatı ile ilgili önemli gelişmelerin yaşanabileceğini öngörmek mümkün. Diğer yandan SGK Şubat ayı içerisinde tüp bebek ile ilgili sağlık uygulama tebliğinde önemli değişikliklere imza attı. Bu sayede daha fazla kişi tüp bebek tedavisinden SGK vasıtasıyla yararlanabilir hale geldi.
Kritik karar nisanda
Torba yasaların hazırlıkları dışında çalışma hayatının en önemli gündem maddelerinden birisi de 2000 sonrası emeklilere tanınacak intibak hakkı. 2000 öncesi emekliler için intibak geçtiğimiz yıllarda hayata geçmişti. Ancak 2000 sonrası emeklilerin de intibaktan yararlanması gerekiyor. İntibak aslında bütün emeklilerin hakkı. Emekli aylıklarının hesaplanmasındaki
2014’ün haziran ayından beri çift hanede seyreden işsizliğin son verilerin alındığı Kasım 2014’te de yatay seyrettiğini, yani çift hanede kaldığını ortaya koyuyor. Her ne kadar 2015 yılında Türkiye ekonomisinin daha iyi durumda olacağı düşünülse de, yakın zamanda işsizlikte önemli bir iyileşme beklemek mümkün görünmüyor.
Küresel ekonomik krizin de etkisiyle Ocak 2011’de Türkiye işgücü piyasasında işsizlikte yüzde 11.1 seviyesi görülmüştü. Söz konusu tarihten bu yana, en yüksek işsizlik oranı 2014 yılı Kasım ayı itibariyle kaydedildi. TÜİK verilerine göre; Kasım ayında 15 yaş üzeri nüfusta 3 milyon 96 bin kişi iş aradığı halde bulamadı. Üstelik işsizlik baskısı, kadınlar ve gençler gibi bazı gruplar için çok daha büyük bir tehdit oluşturmakta.
Genç işsizlik artışı
Ekonomik durgunluk dönemlerinde işgücü piyasasında artan işsizlik baskısından ilk etkilenenler arasında gençler var. Gerek iş tecrübelerinin yetersiz oluşu, gerekse nasıl iş arayacaklarını tam olarak bilememeleri gibi nedenlerle gençler, işgücü piyasasında dezavantajlı gruplar arasında yer alıyorlar. Öyle ki, Türkiye’de genç işsizliği oranı, yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, genel işsizlik oranlarının
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile diğer kanunlarda değişiklik öngören torba yasa tasarısı komisyonda kabul edildi, yakında Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Torba yasanın amacı iş sağlığı ve güvenliği konusuna işverenlerin daha fazla özen göstermesini sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesiydi. Fakat torba yasaların kaderi bu yasa için de geçerli oldu ve tasarının ilk hali ile komisyonda kabul edilen hali arasında işçiler açısından kayıplar yaşandı. Bu eksiklikler Genel Kurul’da giderilirse, yasa amacına ulaşmış olur. Aksi halde ne yazık ki, torba yasanın beklentileri karşılayamayacağını bugünden söyleyebiliriz.
İdari para cezası yok
İş güvenliğine ilişkin yasa hazırlanırken, Çalışma Bakanlığı’nın önem verdiği konu, denetim sonucuna göre faaliyeti durdurulan işyerlerinin kanunsuz şekilde tekrar açılması ve ölümlü kazaların yaşanmasıydı.
Üzerinden 3 ay geçti, tasarı Meclis’e geldi ve yasalaşmayı bekliyor. Ne var ki, Çalışma Bakanı’nın hassasiyetle üzerinde durduğu “işyerinde faaliyetin durdurulması” konusunda beklenmedik bir öneri tasarının içine girdi. Yeni öneriyle beraber, faaliyeti durdurulan işyerlerine bugüne kadar uygulanan idari para cezalarından
Soru: “Evde tek başıma yaşıyorum, eşim vefat etti, bana bakacak, günlük işlerde yardımcı olacak yabancı veya Türk çalışan çalıştırsam en az kaç TL sigorta öderim? Bir de yabancı için izin almam şart mı?”
CEVAP: İster yabancı isterse Türk çalışan olsun, evde çalışan birisi için ödemeniz gereken en düşük ücret doğal olarak asgari ücret olacaktır. Asgari ücret sene başında zamlandı ve brüt olarak 1.201 TL oldu. Evinizde çalıştıracağınız kişi için bu rakam üzerinden SGK’ya prim yatırmanız gerekiyor. Ancak bu noktada önemli bir ayrıntı, evde çalışanlar için ücretleri üzerinden gelir ve damga vergisi kesintisinin yapılmamasıdır. Bu önemli bir avantaj olmakla beraber, bu kesintilerin yapılmaması sebebiyle çalışana asgari geçim indirimi de ödenmemektedir.
2015 yılının ilk altı aylık dönemi için brüt asgari ücret olan 1.201 TL üzerinden yüzde 14 (168 TL) sigorta primi ve yüzde 1 (12 TL) işsizlik sigortası primi kesilerek evde çalışana net olarak 1.021 TL ödeme yapılması gerekir. Diğer yandan çalışana bu kadar ödeme yapılmakla beraber, işveren olan ev sahibinin ödeyeceği prim payı da yüzde 20.5 olacağı için, işsizlik sigortası işveren payıyla (yüzde 2) beraber toplamda işçi ve
Hükümet bugünlerde Meclis gündemine gelecek Yabancı İstihdamı Kanun Tasarısı hazırlandı. Tasarı ile çalışma izni konusunda yeni bir yapılanma öngörülüyor. Tasarı uyarınca yabancı çalışma izni konusunda genel değerlendirmelerin yapılabilmesi ve kararların alınabilmesi için öncelikle yabancı istihdamı politikası oluşturulacak.
Yabancı istihdamı için de Yabancı İstihdamı Danışma Kurulu mekanizması hayata geçirilecek ve bu kurulun yabancı istihdamı konusunda genel esasları ve ihtiyaçları belirlemesi sağlanacak. Bu sayede Türkiye’de hangi meslek gruplarında yabancıların çalıştırılabileceği, açık işlerden hangilerinin yabancılar tarafından doldurulabileceği belirlenecek.
Hocaları da kapsıyor
Sağlık ve eğitim sektöründe çalışacak yabancılar için Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’ndan ön izin alınması gerekecek. Çalışma Bakanlığı bu sektörlerde çalışacak yabancılara ilgili bakanlıktan ön izin gelmeden çalışma izni vermeyecek. Bu şekilde yabancı doktor ve hoca istihdamında izin ilgili bakanlıkların kontrolünde verilmiş olacak ve Türk doktorlarının ve öğretmenlerinin önü kesilmeyecek.
Bazı yabancılara sınırsız çalışma izni verilebilecek. İzin verilirken yabancının
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) son istatistiklerine göre malullük aylığı alan kişi sayısı 115 Bin 898’e ulaştı. Maluliyet tespit yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrası 2013 yılı verileri ile karşılaştırıldığında malul sayısı 3.578 kişi artmış.
İş kazası veya meslek hastalığı meslekte kazanma gücünün veya başka bir sebeple çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybeden kişiler malul sayılıyor. Bu oranın belirlenmesinde yetkili kurum SGK’nın sağlık kuruludur. Bu kurul SGK’nın yetkilendirdiği sağlık hizmet sunucularının konuyla ilgili verdiği raporu değerlendirir ve malullüğe ilişkin kesin kararı verir.
Malul sayılmak için sağlık kurulu raporu tek başına yeterli değil. Bir kişinin malul sayılabilmesi için en az 1.800 gün prim ödemiş olması gerekir. Malul sayılmak için SGK’ya başvuran kişi eğer adına 1.800 gün prim ödenmemiş ise sağlık kuruluşuna sevk edilmez. Eğer 1.800 gün prim ödemesi var ise SGK kişiyi rapor alması için sağlık kuruluşuna sevk eder ve raporun sonucu beklenir. Sağlık kuruluşundan gelen raporda çalışma gücü kaybı yanında kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olduğu da tespit edilirse başka bir koşul aranmaksızın malullük aylığı bağlanır. Fakat