Alevler içinde

Bu hafta Türkiye 7 ilde ardı ardına çıkan yangınlarla mücadele etti. Yangınların sabotaj olma ihtimalinden, Türk Hava Kurumu’nun envanterinin yetersizliğine, bazı uçakların bakımsızlık yüzünden uçamadığından, işten çıkarılan personele kadar bir dizi konu tartışıldı.

Tüm bu tartışmalar sürerken hem THK’nın kiraladığı uçaklarda hem de özel şirketlerde görev yapan helikopterlerde pilotlar, alevler içinde zamana karşı yarıştı. Ortalama 10 saat kesintisiz görev yapan ekiplerin yaşadıklarını, onlardan dinledim.

Türbülansla mücadele

Bu yangınlarda rüzgarın kuvvetli olması sebebiyle oluşan türbülans, pilotların işini çok zorlaştırdı. Bazen alevlerin olduğu noktaya karadan değil, deniz üstünden gitmek zorunda kaldılar. Türbülans su atışlarında isabeti de zorlaştırdı. Pilotların anlatımından bir örnek paylaşalım:

“Dağın eğiminin 40 derece olduğunu ve dumanın dağın yamacına doğru yatmış bir halde olduğunu düşünün. Alttan yukarıya tırmanırken, bunu 3 ton su ile yapıyorsunuz. Bazen türbülans o kadar zorluyor ki, normalde suyu bırakıp tırmanışı boş bambi (su tankı) ile yapabilecekken, isabetli atış yapılamayacağı için -ki isabetsiz atışlar yangının başka bir yere sıçramasına da sebep olabiliyor - pas geçiyorsunuz ve o tırmanışı üç ton suyla yapmaya çalışıyorsunuz”

Bu zorlu mücadele pilotların hayatlarını da tehlikeye atabiliyor. İsabetli atışlar için mümkün olan en alçak seviyeden suyu bırakmak gerekirken, alevlerin 30-40 metre yüksekliğe çıktığı bir ortamda bunu yapmak da çok riskli bir hale gelebiliyor.

Uçak mı helikopter mi?

Bir yangın söndürme faaliyetinde iş bölümü, alevlerin durumuna göre yapılıyor. Bu yüzden pilotlar, bazı bölgelerde uçakların bazı bölgelerdeyse helikopterlerin daha işlevsel olduğunu anlatıyor:

“Yangın tepe noktadaysa, müdahaleyi uçaklar daha etkili yapar. 3-4 ton su taşıma kapasitesi olan helikopterin iki üç sefer yaparak taşıyacağı suyu, 10 ton kapasiteli uçaklar bir kerede boşaltabiliyor. Ancak bu, her bölge için geçerli değil. Örneğin vadi altlarında kalan yangınlarda helikopterlerin devreye girmesi şart. Yani her zaman ‘uçakla müdahale gerekir’ bilgisi doğru değil.”

Bazı pilotlarsa “Uçağın bir uçuş güzergahı var ve o istikamette ilerlerken helikopterlerin uçuş alanından çekilmesi gerekiyor. Bu durum da bilhassa vadi içlerindeki müdahaleyi geçici bir süreyle de olsa duraklatıyor” diyerek önemli bir noktanın altını çiziyor.

İki saatte bir yakıt,yemek uçuşta

Yangın ihbarı geldikten göreve başlayan uçak ve helikopter pilotları sabah günün ağarmasından, hava kararıncaya kadar uçuşlara devam ediyor. Bu da yaklaşık 9-10 saat havada olmak anlamına geliyor. Helikopterlerin kesintisiz uçuş süresi 2 saat 15 dakika. Her iki saatte bir yakıt ikmali yapmak zorundalar. Yemek ihtiyaçları için koordinasyonu inmeden havada yapıyor, yemeklerini de ya yakıt ikmali yapılırken geçen 15 dakikalık sürede yiyorlar ya da yanlarına alıP uçuşta yiyorlar.

Hava ekipleri yakıt ve yangının durumuna göre sürekli bir döngü içinde çalışıyor. Özetle bu çok yönlü koordinasyon gereken mücadelede en zor görev onlara ve daha sonra da yer ekiplerine düşüyor. Çünkü havadan müdahale ile yangın sadece durdurulabiliyor, yangını bütünüyle söndüren asıl kara ekipleri oluyor.

Alevler içinde

Krizi getiren üç olay

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said, Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden, Meclis’i de askıya aldı. Arap Baharı sürecinde yaşadığı kansız değişimle “görece başarılı” olduğu düşünülen Tunus, ne oldu da bu noktaya geldi?

Aslında kriz “Geliyorum” diyordu. Ülkede siyasi, ekonomik, sosyal ve sağlık krizi eş zamanlı yaşanıyordu. Siyasi kutuplaşma, yani Said ile Nahda Hareketi arasındaki doku uyuşmazlığı biliniyordu. Ekonomi her geçen gün kötüleşti, genç işsizlik giderek arttı ve tüm bunların üzerine bir de Kovid-19 salgını geldi. Ülkede son 6 ay içinde yaşanan üç olay, o kriz hallerini bugünkü siyasi buhrana dönüştürdü...

1- Fitil Ocak’ta ateşlendi

Tunus’ta siyasi krizin fitilinin ateşlendiği ilk olay, geçen Ocak ayında yaşandı. Başbakan El-Meşişi, Cumhurbaşkanı Kays Said’e yakınlığıyla bilinen 6 bakanı görevden aldı. Bu karar, aslında Cumhurbaşkanı ile kendi atadığı isim olan Başbakan Meşişi arasında yaşanan görüş ayrılıklarının bir sonucuydu. Cumhurbaşkanı’nın da, Başbakan El-Meşişi’nin parlamentoda yasama sürecini yönetebilmesi için tüm partilerle, özellikle de El-Nahda ile iyi ilişkiler kurmaya özen gösteren politikasından rahatsız olduğu biliniyordu.

2- Aşı krizi

Ülkede salgının hızını kesmek için geçen Kurban Bayramı’da yeni aşı merkezleri kuruldu. 11.9 milyon nüfuslu ülkede yüzde 8 olan aşılama oranını artırmak amacıyla halka herhangi bir randevu sistemi olmadan yapılan çağrılar, 29 aşı merkezi önünde izdiham yaşanmasına sebep oldu. Güvenlik önleminin yetersiz kalması, siyasileri karşı karşıya getirdi. Sağlık ve İçişleri Bakanlığı durumdan birbirilerini sorumlu tuttu. Cumhurbaşkanı’na yakınlığıyla bilinen Sağlık Bakanı, aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’na vekalet eden (görevden alınan bakanların yerine atamalar yapılamamıştı) Başbakan Meşişi’yi önlem almamakla suçladı. İçişleri Bakanlığı ise, “Başvuru bize geç yapıldı” diyerek kendini savundu. El-Meşişi Sağlık Bakanı’nı görevden aldı. O izdiham görüntüleri ülkede kargaşayı artırdı.

3- Son damla: Bayram kutlamaları

25 Temmuz Tunus’ta Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanıyor. O gün kutlamalar protestoya dönüştü. Özellikle Nahda Hareketi’nin merkezlerinin hedef alınmasıyla sokaklar karıştı ve Cumhurbaşkanı, son dönemde yaşanan olayları da gerekçe göstererek Başbakan’ı görevden almaya kararı verdi. Şimdi Ankara, 30 günlük geçiş sürecine odaklanmış durumda. Libya’ya da komşu Tunus ile bir dizi savunma sanayi anlaşması imzalayan Türkiye, iyi ilişkilerin ve bu anlaşmaların devamı için dikkatli bir politika izliyor.

Alevler içinde

Türkiye-Tunus ilişkileri

Ticaret hacmi:

1.1 milyar dolar

Türkiye’nin yatırımı:

720 milyon dolar

Tunus’taki TC vatandaşları: Yaklaşık 500

Ülkedeki Türk firmaları: 50 civarında

Tunus ile savunma sanayi işbirliği

Türkiye Tunus’a 200 milyon dolarlık Eximbank kredisi açtı,

Şu ana kadar 150 milyon dolarlık anlaşma yapıldı,

Türkiye ANKA-S İHA ve yer kontrol istasyonu gönderecek, (İlk teslimat Ağustos ayında)

Kirpi ve zırhlı araçlar, tanker, tank taşıyıcı sistemler gönderilecek.