1999 krizi

1999 krizi

       ANADOLU kaplanları yaralı; Laleli piyasası kan ağlıyor.
       Denizli, Bursa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Çorum gibi Türkiye'nin küçük ve orta ölçekli sanayi kaleleri, teker teker düşüyor.
       Tekstil başta olmak üzere, ekonomik krizin kurbanı fabrikalar kapanıyor. İşsizlik kol geziyor.
       Milliyet, günlerdir uyarıyor. Anadolu kaplanlarının ayağa kaldırılması için Şeref Oğuz yönetimindeki Ekonomi Servisi'ndeki arkadaşlarımız, il il dolaşarak sorunları yerinde saptıyorlar.
       Ankara'nın dikkatini Anadolu'ya çekmeye çalışıyorlar.
       Kriz, tekstille sınırlı değil. Otomotiv ve inşaatta da sıkıntı büyük.
       Sanayinin candamarı, uluslararası ticaret ve finans merkezi İstanbul'da da 1999'a yönelik beklentiler iç açıcı değil.
       Sakıp Sabancı dün, "Yangın var" diye bağırıyordu.
       Rahmi Koç da, Bursa'da, "Ekonomi bıçak sırtında" uyarısında bulundu.
       Peki Türkiye, Uzak Asya'daki, Rusya'daki krizin de izlerini taşıyan bu sorunlara ne ölçüde hazırlıklı?
       Hükümet boşluğu zamanında doldurulamazsa Türkiye, 1999 yılını bir aylık "geçici bütçe" ile karşılamak zorunda kalacak.
       Peki, siyasi partiler "nafile turlar"dan vakit bulup ekonomideki karamsar bulutları dağıtmak için ne yapıyorlar?
       Dünkü grup toplantılarında neler konuşulmuş diye baktık.
       CHP'de Deniz Baykal'ın, "Hükümeti niye yıktınız?" diye partisine yüklenen çevrelere "Batsın sizin o hükümetten beklediğiniz çıkar" şeklinde gösterdiği tepkinin kaynağında ekonomi politikası eleştirisi yer alıyordu:
     "Biz, uzun süreden beri ekonomik duruma ilişkin kamuoyunda, medyada yansıtılan iyimserliği paylaşmayan bir çizgide değerlendirmeler yapıyorduk.
       Israrla, Türkiye'deki ekonomik gidişin sağlıklı olmadığını, temel sorunların çözülmediğini ve bunalımın hızla birikmekte olduğunu ve bu bunalımın Türkiye'yi her an**** yakalayabileceğini dilimiz döndüğünce anlatıyorduk.
       Şimdi geldiğimiz noktada kriz artık saklanamaz durumdadır."
       Baykal'a göre, artık krizin varlığı değil, nedenleri tartışılır hale geldi. Ve CHP lideri, Asya krizinin Türkiye ekonomisine yönelik etkisini ifade etmekle birlikte, asıl nedenlerin ve yanlışların üzerine gidilmesini savunuyor.
       Bu yanlışlar nelerdir?
       1. Rant ekonomisinden üretime geçişte, yanlış yatırım politikaları.
       2. Faiz problemi çözülmeye çalışılırken patinaja girilmesi sonucu KOBİ'lerin ihmal edilmesi.
       3. Enflasyonu düşüreceğiz derken, tüketici fiyatlarıyla toptan eşya fiyatları arasında 15 puan fark oluşması ve fiyatların yapay bir şekilde bastırılması gerçeği karşısında, piyasalarda kalıcı bir güven ortamı sağlanamaması.
       4. Fiyatlar aşırı ölçüde bastırılmaya çalışılırken, talebin düşmesi ve dünya konjonktürünün deflasyonist bir ortama giriyor olmasının gözden kaçırılması.
       Sonuçta, Türkiye'nin de durgunluğa girmesi...
       5. Büyüme hızının yüzde 3.5'lere düşmesi, son dönemde işini kaybeden insan sayısının 135 bini bulması ve milyonlarca kişinin yoksullaşma sürecine girmesi.
       6. Tekstil ve konfeksiyonda hesapsız yatırım ve teşviklerin sonucu bankalara olan borçlanma konusunda KOBİ'lerin içine düştüğü krizin zamanında saptanmamış, gerekli önlemlerin alınmamış olması.
       Evet, CHP Grubu'nda tartışılan bu sorunlara öteki partiler de yabancı değil.
       Ecevit, Yılmaz, Çiller, Kutan... Hepsi durumu görüyor.
       Ekonomi alarm veriyor!
       Türkiye'nin bir an önce 1999 yılını kurtaracak, hiç olmazsa 18 Nisan'daki seçime dek dört ayı çıkaracak sağlam bir hükümete ihtiyaç vardır.
       Liderler, Meclis koridorlarında nafile turlar atmak yerine, geniş katılımlı bir hükümet kurmanın yollarını aramalıdır.
       Ankara, kafayı kuma gömmekten vazgeçerse, Anadolu kaplanlarının ne halde olduğunu görecektir.
       Bursa, Denizli, Gaziantep, Çorum, Kahramanmaraş ve daha pek çok il S.O.S. veriyor.
       Ülkesini seven, bu sese kulak verir.





Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr