Ateş böceklerini duydunuz mu?

Kadınlar siber şiddet türlerine maruz bırakılırken, bu durumdan özellikle dijital okuryazarlığı düşük olan kadınlar etkileniyor. Buna karşı BM Kadın Birimi tarafından başlatılan kampanyayla ateş böcekleri yanıp sönen ışıkları sayesinde birbirleriyle iletişim sağlıyor, karanlığı aydınlatıyorlar

25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ydü. O günden başlayarak 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar süren “16 Günlük Aktivizm-Kadına Yönelik Şiddete Son Kampanyası”, her sene Birleşmiş Milletler (BM) tarafından küresel ölçekte düzenleniyor. Kampanya aslında 1991 yılında sivil toplum kuruluşları ve kadın hakları aktivistleri tarafından başlatılmış, günümüzde ise dünyanın dört bir yanında kişi ve kurumlar tarafından yürütülüyor; kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için bir platform ve strateji olarak kullanılıyor.

BM Kadın Biriminin 2018 ve 2019 yıllarında gerçekleştirdiği, 16 Günlük Aktivizm kampanyalarına ilham veren ateş böcekleri, yanıp sönen ışıkları sayesinde birbirleriyle iletişim sağlıyor, karanlığı aydınlatıyorlar. Bu güzel kampanyayı duymuş olduğunuzu düşünüyorum, Milliyet gazetemizin de bu konudaki destekleri oldukça yoğun ve kıymetli. Geçtiğimiz sene, BM Kadın Birimi, kadınların kamusal alanda maruz bırakıldığı şiddete dikkatleri çekmek amacıyla www.atesbocekleri.info sitesinde interaktif bir Türkiye haritası oluşturarak herkesi, yaşadığı kentte güvende hissetmediği noktalara birer ateş böceği bırakarak karanlığı aydınlatmaya davet etti. Birden fazla belediyenin, sonuçlarını kullanarak ateş böceklerinin yoğun olduğu noktalarda iyileştirme yaptığı kampanya, 2020 Effie Ödülleri’nde Gümüş Effie Ödülü’ne layık görüldü. Kampanya kapsamında açılan ve Türkiye’nin kamusal alanda sergilenen ilk ışık enstalasyon sergisi olma unvanına sahip Karanlığı Aydınlat Sergisi ise Uluslararası Modern Sanat Bienali BienalSur finalistleri arasında yer alıyor.

Ateş böceklerini duydunuz mu

Kovid-19 salgını ve  siber şiddet

Siber taciz ve siber zorbalık Avustralya’da karantina sürecinde yüzde 50 artış gösterdi. Kovid-19 salgınında dünya genelinde yükselen internet kullanımıyla birlikte, siber şiddet vaka sayıları da artış gösteriyor; bu da kadın ve kız çocuklarının siber şiddete maruz bırakılma riskini artırıyor. Kadınlar, siber taciz, ısrarlı takip, siber zorbalık, cinsel taciz gibi siber şiddet türlerine maruz bırakılırken, bu durumdan özellikle dijital okuryazarlığı düşük olan kadınlar etkileniyor. Birleşik Krallık verileri, şikâyet hatlarına yapılan görsel odaklı cinsel taciz başvurularının Mart 2020’de ikiye katlandığını gösteriyor.

Bu nedenle hepimizin farkındalığının çok daha fazla artması gerekiyor, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete dikkat çekmek, buna engel olmak hepimizin görevi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin de bu noktada bir kez daha altını çizmek gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda özellikle beslenme ilişkisine ait bazı bilgileri tekrar hatırlatmak istiyorum.

Beslenme ve toplumsal cinsiyet eşitliği

Erkekler ve kadınlar arasındaki sosyal ve ekonomik eşitsizlikler, beslenme imkanlarına da yansıyor. Beslenmenin iyileştirilmesi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kritik öneme sahiptir aynı şekilde toplumsal cinsiyet eşitliğinin iyileştirilmesi de beslenmenin iyileşmesine yol açar. Çünkü iyi beslenmeye erişimi olan kızlar daha iyi öğrenebilir. Eğitime erişimi olan iyi beslenmiş kızlar, yaşamları boyunca daha fazla öğrenir ve daha fazla kazanır. İlk elden bilgilerini paylaşırlar, toplu olarak mevcut beslenme engellerini tartışırlar.

Gelişmekte olan ülkelerdeki birçok kadın, aileleri tarafından yenen yiyeceklerin çoğunu yetiştiriyor, satın alıp, hazırlıyor ancak beslenme hakkındaki bilgilere sınırlı erişimleri oluyor. Birçok toplumda, yemek servis edilirken hâlâ erkeklere ve evdeki erkek çocuklara öncelik veriliyor. Bu durum kadınlarda ve kızlarda yetersiz beslenmeye sebep oluyor.

Ateş böceklerini duydunuz mu

Ateş böceklerini duydunuz mu