Dilara Koçak

Dilara Koçak

bilgi@mezurasaglik.com.tr

Tüm Yazıları

Seller, yangınlar, giderek artan hava sıcaklıkları... Umarım artık fark etmeyen kalmamıştır ki doğaya uyumlu davranmamaya devam edersek doğa bize verdiklerini geri alıyor. Bu acıları bir daha yaşamamak için kendi üzerimize düşenleri yapmamız şart. Maalesef bu yaşananların sebebi biziz. Doğayı ıslah edemeyeceğimizi, doğanın bizi ıslah ettiğinin farkında olmamız gerek.

Bireysel faaliyetlerimiz, tüketim tercihlerimiz küresel ayak izini yaklaşık %45 etkiliyor. İnsanın doğal kaynakları tüketme hızı, maalesef doğanın kendini yenileme hızının %50 üzerine geçmiş durumda.

Haberin Devamı

Geleceğimiz doğayla bir, ya hep birlikte kazanacağız ya da hep birlikte kaybedeceğiz... Unutmayın, gezegen iyi değilse, doğa iyi değilse, biz de iyi olamayız. Bu bilinç ve farkındalığın herkes tarafından benimsenmesi için daha çok insanın anlatmasına, karar vericilerin acil eylem planını devreye almasına ihtiyaç var.

Endişelenmeliyiz

Kırmızı alarm

Geçtiğimiz haftalarda ülkemizde su ve elektrik kullanımında rekor kırdığımızdan bahsetmiştim. İklim krizi her alanda etkisini göstermeye devam ediyor. BM’nin geçtiğimiz günlerde ‘kırmızı alarm’ olarak nitelendirdiği raporu duymuşsunuzdur. Birleşmiş Milletler’e bağlı Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan raporda, insan faaliyetlerinin iklim değişikliğinde direkt olarak rolü vurgulanıyor. 1850’den bu yana kaydedilen en sıcak dönemdeyiz. Dünya yüzeyinde sıcaklık 2011-2020 arasında 1850-1900 arasındakinden 1.09°C daha yüksek. Yaklaşık 15 yıl içerisinde önemli bir şekilde sıcaklık sınırının aşılacağı belirtiliyor. Yani aşırı hava sıcaklıkları, seller, yangınlar, depremler maalesef önümüzdeki yıllarda da bizimle olacak.

1.5 derece

2021 Temmuz ayının şimdiye kadar yaşanan en sıcak temmuz olduğunu biliyor musunuz? Ülkemizin içinde bulunduğu Akdeniz bölgesi iklim krizinden en fazla etkilenecek bölgeler arasında. 1.5°C’lik bir ısınmada, yazların daha uzun, kışların daha kısa olacağı, 2°C’lik ısınmada ise aşırı sıcaklıkların tarımsal üretim faaliyetleri ve halk sağlığı açısından birçok riske neden olacağı öngörülüyor. Bu yüzyıl sonunda deniz seviyelerinin 2 metreye kadar yükselebileceği de korkutucu sonuçlar arasında. Sıcak hava dalgaları da dâhil olmak üzere, aşırı sıcakların daha sık ve yoğun hale geldiği, soğuk olayların ise daha az sıklıkta ve daha az şiddetli hale geldiği “neredeyse kesin” olarak söylenmiş.

Haberin Devamı

Eko anksiyete terimiyle tanışın

Yaşanan tüm bu olayların hepimizi mental anlamda derinden etkilediği gerçek. Aynı zamanda çoğu insan iklim değişikliğinin kirlilik, hastalıkların yayılması ve gıda güvenliği yoluyla fiziksel sağlığı etkileyebileceğinin de bilincinde. Peki, eko-anskiyete terimini daha önce duydunuz mu? “Eko-anksiyete” veya ‘’eko-kaygı’’ terimini dünyanın geleceği ve iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan ekolojik felaketlerden endişe duyma durumu olarak tanımlayabilirim.

Journal of Environmental Psychology’de yayımlanan bir araştırma, bu terimi “bilişsel ve işlevsel faktörleri” içeren “iklim değişikliği farkındalığıyla ilişkili olumsuz duygusal tepkiler” olarak özetliyor. Aynı çalışma, genç yetişkinler arasında bu kaygı düzeyinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.  Güçlü iklim duygularının özellikle gençler arasında daha yaygın olması aslında sevindirici. Bunun sebebi ise hem genç beynin stres faktörlerinin etkilerine karşı artan duyarlılığı hem de gençlerin yaşamları boyunca iklimin şiddetli etkilerden etkilenme olasılığının artması olarak düşünebiliriz. Aslında gençlerimizin “uzun bir süre içinde olduklarını” kabul etmeleri bu konuda önemli bir stres kaynağı oluyor. Daha iyi bir gelecek için gençlerimizin farkındalığının daha hızlı oluştuğu da bir gerçek, bu anlamda gençlerimizden çok umutlu olduğumu ve hep yanlarında olduğumu da vurgulamak istiyorum.

Haberin Devamı

Dünyayı keder mi kurtaracak?

“Dünyayı keder mi kurtaracak?” bu konuya dair atılmış en güzel başlıklardan. Üzücü ama maalesef evet... Yazar, aktivist Charles Eisenstein’a göre, insanların iklim değişikliğiyle ilgili olarak harekete geçmeleri için kederi hissetmeleri şart. Kübler-Ross’un geliştirdiği 5 Aşamalı Yas Modeli’ni Stephen W. Running 2007 yılında ekolojik yas kavramına ve ekolojik yas sürecine uyarlamış, işte ekolojik yasın aşamaları;

1. Aşama: İklim değişikliğini ve sonuçlarını inkâr etmek

2. Aşama: Öfke

3. Aşama: İklim değişikliğinin olumlu yönlerine odaklanmaya çalışma (pazarlık)

4. Aşama: Depresyon

5. Aşama: Kabul

Daima yeşilden yana

“Daha yeşil”, daha sürdürülebilir yaşam tarzı uygulamalarını benimsemek bakış açınızda bir fark yaratabilir. İklim dostu davranışları benimsemek bu anlamda eko anksiyete konusunda yardımcı olabilir. Araba kullanmak yerine bisiklete binmek veya yürümek, düzenli olarak doğa yürüyüşleri yapmak karbon emisyonlarını azaltırken, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı iyileştirebilir. Kırmızı et tüketiminizi azaltmanın, yerine bitkisel gıdalara ağırlık vermenin aynı şekilde hem sizin hem de gezegenin sağlığına iyi geleceğini unutmayın. İklim krizine yönelik olarak çalışan topluluklara, kurumlara ulaşmak da doğa için atabileceğiniz en iyi adımlardan olacaktır.