Kortizon İçeren İlaç Kullanıyorsanız Bu Önerileri Dikkate Alın

9 Ağustos 2017

Bazı hastalıkların tedavisi için kullanılan kortizonlu ilaçlar toplumda yan etkileriyle bilinmektedir.

Kortizon tedavisinin bilinen bazı yan etkileri; vücutta tuz ve su tutulumuna bağlı ödem, tansiyon yükselmesi, böbrek ve kalp yetmezliği, kemik erimesi, hipotiroid, kas kütlesinin azalması, özellikle omuz ve bel çevrelerinde yağ birikimi, kan şekerinde dengesizlikler, kan şekerinin yüksek seyretmesi ve şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği ve siroz, mide asidinin artması ve midede ülser oluşumu, ülseratif kolit, divertikülit, lens bulanıklılığı ve glokom, peritonit, epilepsi şeklinde sıralanabilir.

Bu yan etkileri önlemek/azaltmak için bireyin beslenmesinde birtakım değişiklikler yapılmalıdır. Bunun için en doğru adım bu süreci bir diyetisyenle geçirmektir (Hastanede yatan hastalar için genelde diyetisyen destekli tıbbi beslenme tedavisi uygulanır.) Bunun yanı sıra kortizon kullananlar, aşağıdaki önerileri ilaç kullandıkları süre boyunca dikkatlice uygulamalıdır.

• Kan şekerini hızlı yükselten (çabuk sindirilen) besinlerden uzak durmak

Hızlı sindirim kan şekerinin hızlı yükselmesine sebep olur. Kortizon kullanan bireylerde kan şekeri yüksek seyrettiği için hızlı sindirilen besinlerden uzak durulmalıdır. Beyaz un, şeker, patates (sıcak şekilde), meyve suları (taze olsa dahi), gazlı içecekler, pirinç, mısır, şekerli besinler, bazı meyveler (incir gibi) bu besinlerden bazılarıdır.

• Az tuzlu veya tam tuzsuz beslenmek

Kortizon böbreklerden tuz atımını azaltır. Böylece tuz vücutta olması gereken düzeyin üzerine çıkar, ödem, hipertansiyon gibi sorunlar oluşur. Bu durumu hafifletmek için yemekleri tuzsuz tüketmek, tuz içeren besinlerden (özellikle işlenmiş et, turşu gibi yoğun tuz içerenlerden) uzak durmak, beslenme düzeninde potasyum içeren besinlere yer vermek gerekir.

• Lif alımını artırmak-Sebze ve meyve tüketmek

Yazının devamı...

Çikolatadan Gelen Sağlık

27 Temmuz 2017

Çikolata ilk kez M.Ö. 1900’lü yıllarda Meksika’da yaşayan Olmekler tarafından bir içecek formunda üretildi. Yıllar öncesinde bile çikolatanın sağlık üzerine birçok olumlu etkisinin olduğu bilinmekteydi. Çeşitli kültürlerde sağlığı geliştirmek amacıyla tüketildi. 17. Yüzyılda ise çikolatanın içerisine ilk kez süt eklenmeye başlandı.

Süt kakaodaki teobromin, kateşin, prosiyanidin adı verilen fonksiyonel bileşiklerin sindirimini azalttığı için çikolatanın sağlık üzerine olumlu etki göstermesini de önlemektedir. İçerisinde kakao olmayan (beyaz) çikolataların sağlık üzerine bilinen herhangi bir yararı yoktur; ancak kakao oranının artmasıyla çikolata sağlığımızı oldukça olumlu etkilemektedir.

Kakao oranı yüksek çikolatanın sağlığımıza olumlu etkilerini sayacak olursak:

-Stresi azaltır.

Yapılan bir çalışmada stres hormonları düzeyi yüksek olan bireylere 2 hafta boyunca günde 40 gram bitter çikolata tükettirilmiş, çalışma sonunda bireylerde kortizol ve epinefrin hormonlarının seviyesi (stres hormonları) anlamlı şekilde düşmüştür.

-Vücut yağında azalmaya neden olarak obeziteyi önler.

-Kalp sağlığını korur.

20951 kişilik bir bilimsel çalışmada bitter çikolata tüketenlerin felç riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir. Başka bir çalışmada ise Haftada en az 50 gram çikolata tüketenlerde kalp damar hastalıklarından ölüm riskinin daha az olduğu bulunmuştur.

Yazının devamı...

Verilen Kilo Neden Geri Alınır?

14 Haziran 2017

Verilen Kilo Neden Geri Alınır?

Biliyoruz ki kilo vermek kolay; ancak o kiloyu korumak zordur. Bugüne kadar zayıflama amaçlı pek çok ürün, uygulama, diyet geliştirildi ve hiçbiri verilen kilonun geri alınmasını önleyemedi. Kilo verip de verdiği kiloda kalmayı başaran çok az insan vardır. Bu bireylerin hepsi de sağlıklı beslenme alışkanlığını hayatlarına katmış kişilerdir. Peki neden verdiğimiz kiloları geri alıyoruz, fit kalamıyoruz?

1.Hızlı Kilo Vermek

Tartı size kısa zamanda güzel haberler veriyor olabilir; ama ne yazık ki bu haberler gerçek değil. Yani tartıda gördüğümüz eksilerin ciddi bir kısmı su ve kas kayıplarından kaynaklı.

Su ve kas kaybeden metabolizma, yavaşlar ve yaşlanır. Bu yüzden hızlı verilen kilo çok daha hızlı bir şekilde geri alınır, kişinin yağ oranını ve sağlığını kalıcı olarak olumsuz etkiler. (Örnek vermek gerekirse; 80 kilo bir birey, 40 günde 70 kiloya kadar düştü, aradan belli bir süre geçti ve kişi verdiği kiloyu geri aldı. Bu birey yine aynı kiloya çıkmış olmasına rağmen eskisine göre daha yağlı bir vücuda ve daha yaşlı bir metabolizmaya sahip oldu, bu da hem daha kilolu gözükmesine hem de daha sağlıksız olmasına neden oldu.)

2.Enerji Kısıtlaması

Diyette enerji kısıtlaması ne kadar fazlaysa, geri kilo kazanımı o kadar hızlı ve kolay olacaktır. Düşük enerjili diyetler yapıldığında vücudumuz tasarrufa geçer ve çalışma hızını düşürür, çünkü ona verilen besinle idare etmeye çalışır. Siz yediğiniz miktarı tekrar artırınca da kilo artışı kaçınılmaz olur. Ayrıca belli bir enerjinin altında olan diyetlerle, bireylerin vitamin - mineral ihtiyaçları da karşılanamaz, oysa bazı vitamin ve minerallerin yeterli alınması metabolizma hızı üzerinde etkilidir.

3.Eski Alışkanlıklara Geri Dönmek

Yazının devamı...

Birbirinden Lezzetli 8 Diyet Salata Tarifi

7 Mart 2017

Pek çok birey diyet yaparken öğünlerinde sadece salata-çorba veya salata-yoğurt tüketmekte. Ancak salata ana yemeğin olmadığı bir öğünde yetersiz kalmakta ve enerji besin öğesi dengelerini sağlayamamaktadır. Bu sebeple sizlerle öğün yerine geçebilecek, besin öğesi yönünden zengin birkaç salata tarifi paylaşmak istedim.

BAKLAGİLLİ SALATA

Benim favori salatalarımdan birisidir. Özellikle baklagilleri haşlayıp minik porsiyonlar halinde buzluğa atarsanız işiniz oldukça pratikleşir.

İlk olarak baklagilleri oda sıcaklığında suyla en az 8 saat ıslatıyoruz. (Bu suya gaz yapıcı bileşikler geçecek ancak vitaminler geçmeyecektir, bu suyu döküyoruz.) Az suyla suyu çekene kadar baklagilimizi haşlıyoruz. Baklagil miktarı kişiye göre ayarlanmalıdır salatamızda ½ - 1 su bardağı arasında haşlanmış baklagil kullanabiliriz.

Diğer yandan 4-6 kaşık bulgur veya kara buğday veya kinoa haşlıyoruz.

Bol yeşillik, dilediğimiz salata malzemesi, 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı şekersiz doğal nar ekşisi, haşlanmış baklagil ve tahılımız, ½ limonun suyu ve veya sirke ekliyoruz. Yanında bir büyük bardak ayran veya 1 kase yoğurtla tüketiyoruz.

YOĞURTLU LAHANA SALATASI

Lahanayı ince ince doğruyoruz. 6 kaşık yoğurdu çırpıp lahana ve ½ havuç rendesiyle karıştırıyoruz. İçine 2 yemek kaşığı mısır, kereviz sapı veya maydanoz, sumak, pul biber ve nane ekliyoruz. Yanında 1 kase çorbayla tüketiyoruz.

Yazının devamı...

Yüksek Protein ve/veya Yağ İçeren Diyetler

19 Ocak 2017

Yüksek Protein ve/veya Yağ İçeren Diyetler

Ülkemizde fazla kiloluk artarken zayıflama diyetlerine eğilim de artmaya başladı. Bu sebeple medyada ve çevrede pek çok diyet listesi veya yöntemi ortaya çıktı. Ancak obezite hastalığından kurtulalım derken yaptığımız diyetler sağlığımızı daha kötüye götürebiliyor.

Popüler/medyatik diyetlerin genel yapısı karbonhidratları azaltıp yağ ve/veya proteini artırmaya dayanıyor. Bu diyetleri uygulayan bireylerde özellikle başlangıç dönemlerinde hızlı bir kilo kaybı oluyor. Başlangıç etkisi yüksek olduğu için de bireyler tarafından tercih ediliyor.

Yüksek protein içeren diyetlerde sindirim süresinin uzamasına bağlı olarak güçlü tokluk duygusu oluşur. Proteini sindirirken zorlanan vücut daha fazla enerji harcar. Ayrıca yavaş sindirimi ve insülin hormonunu daha az uyarmasıyla da zayıflamada etki gösterir. Bu diyetler kısa dönemde (6 ay civarı) zayıflama konusunda oldukça etkili olmalarının yanı sıra uzun dönemde sağlık örgütlerinin tavsiye ettiği diyetlerden daha avantajlı değillerdir.

Yüksek yağ içeren diyetler ise genelde tokluk ve lezzet yönünden tercih edilir. Bu diyetler vücuda açlık metabolizmasını taklit ettirir, başlangıçta oldukça hızlı kilo verimi görülür. Dengeli bir diyete göre iki kat fazla su kaybına sebep olur. Uzun dönemde ise verilen kilonun geri alımı kaçınılmazdır.

Yüksek proteinli ve/veya yağlı diyetlerin sağlığa olumsuz etkilerine bakacak olursak:

Vücutta sıvı-elektrolit dengesi bozulur. Hipertansiyon riski artar.

Yazının devamı...

Türkiye Obez Oluyor, Obezite Ölüme Yol Açıyor

26 Aralık 2016

Bidiğiniz gibi obezite vücutta istenmeyen derecede fazla yağ oranının olmasıdır. Obezite bir hastalık olarak kabul edilmekte ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu sağlık sorunları arasında kalp damar hastalıkları, kolesterol, felç, hipertansiyon, sinir sistemi rahatsızlıkları, insülin direnci, şeker hastalığı, gut hastalığı, homona özgü türler başta olmak üzere kanser, solunum sistemi rahatsızlıkları, yağlı karaciğer, siroz, mide, safra kesesi ve böbrek hastalıkları, cinsel işlev bozuklukları, deri hastalıkları, sosyal izolasyon ve psikolojik rahatsızlıklar bulunmaktadır.

Dünya 21. Yüzyılın en önemli sağlık sorunu olarak obeziteyi görmektedir. Hızla artan obezite son 20-30 yıl içerisinde ikiye katlandı. Avrupa kıtasında her yıl 1 milyondan fazla insan (tüm ölümler içinde %12’si) obezite sebebiyle hayatını kaybediyor.

Ülkemizde ise son 10 yıl içerisinde obezite sayısı ikiye katlandı. Bu günlerde 3 kişiden 1’i obez. 2004 yılında yapılan –ki üzerinden neredeyse 13 yıl geçmiş- Türkiye Hastalık Yükü Çalışması 2002-2004 yılları arasında 57143 vatandaşımızın obezite sebebiyle öldüğünü gösteriyor.(Tüm ölümlerin %13.3’ü) Bu oranlar çok fazla ve karşımızda büyük bir hızla kötüye giden bir tablo bulunmakta.

Obeziteyle mücadele adı altında çeşitli projeler ortaya atılıyor, bunlardan bazıları uygulanıyor ancak obezitedeki artışın önüne geçilemiyor. Güzellik algısının, çevredeki ve medyadaki ideal beden baskısının ise obeziteyi önlemekten çok artırdığını söylemek mümkün. Bu baskılar obez-hafif şişman bireylerin kilolarını takıntı haline getirmesine ve yanlış diyetler yapmalarına, zayıflama amaçlı çeşitli ürünler kullanmalarına sebep oluyor.

Bireysel zayıflama çabası kişinin kilo vermesine sebep oluyor olmaya ancak bu sefer de yetersiz ve/veya dengesiz beslenmeyle farklı sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Üstelik bu kişilerin neredeyse hepsi verdiği kiloları birkaç yıl içerisinde geri alıyor. Bu verip alma durumu ise vücutta yağ yüzdesini artırıyor yani aynı kiloda daha yağlı bir bedene sebep oluyor. Böylece obeziteye bağlı hastalık ve ölüm riski de artmış oluyor.

Tüm bunlar düşünüldüğünde obez/hafif şişman bireylerin, beslenmenin sağlığı önemli derecede etkilediği bilincinde olmaları, diyetisyen kontrolünde yeterli ve dengeli bir diyetle kilo kaybetmeleri gerekmektedir.

Beni sosyal medyadan takip etmek için aşağıdaki bağlantılara tıklayınız.

https://www.instagram.com/dyt.kubrazeydanli/

Yazının devamı...