Akne sorununun beslenmeyle ilişkisi

5 Ağustos 2020

Akne kıl ve yağ bezlerindeki iltihaplardır. Aknenin altında yatan neden genetik veya hormonal kaynaklı olabileceği gibi beslenme kaynaklı da olabilir. Bazı besinler akne oluşumunu artırırken bazıları da azaltabilir. Akne için beslenme önerilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Hangi yağ türünü seçtiğinize dikkat edin.

Yağlar doğrudan hücre yapısına katılan bileşiklerdir, bu nedenle cilt sağlığında önemli bir yere sahiptir. Doymuş yağ kaynakları (margarin, hayvansal yağlar gibi), omega-6 yağ asidi içeren besinler (ayçiçeği yağı, ay çekirdeği gibi) inflamasyonu artırır ve akneleri çoğaltır. Oysa omega-9 (zeytin, zeytinyağı gibi) ve omega-3 yağ asitleri (balık gibi) akne oluşumunu önlemektedir.

2. İşlenmiş besinlerden uzak durun.

Vücutta oksidatif stresin artması akne oluşumunu tetikler. Kirli hava, çeşitli kimyasal maddeler oksidatif stres üzerinde etkilidir. Beslenmenin de oksidatif stres üzerinde önemli bir etkisi vardır. İşlenmiş ürünlerde oksidan maddeler artar. Pek çok paketli üründe kullanılan katkı maddeleri de vücutta oksidatif stresi artırır.

3. Antioksidan besinlere bol miktarda yer verin.

Antioksidan besinler vücutta oksidanların yani toksik maddelerin artmasını önler. Bu nedenle inflamasyonu (iltihaplanmayı) ve akne oluşumunu azaltır. A,C,E vitaminleri, selenyum, çinko, koenzim q10 gibi besin öğeleri ve özellikle sebze ve meyvelerde bulunan birçok fitokimyasal madde akne oluşumunu azaltır.

4. Kavrulmuş besinlerden uzak durun.

Yazının devamı...

Çok yediğimde nasıl telafi edebilirim?

4 Mayıs 2020

Son zamanlarda gün içerisinde abartılı miktarda yediysek veya bir öğünü biraz fazla kaçırdıysak hemen bunu telafi etme arayışına girer olduk. Bir sonraki öğünde hiçbir şey yememe, ertesi gün sadece “vicdan çorbası” içme veya yoğun egzersizler yapma ne yazık ki medyatik isimlerin bile önerdiği yöntemler olmaya başladı. Ancak bu o kadar tehlikeli bir davranış ki…

“Telafi” kelimesi kişiye çok fazla besin tüketse bile bunun geri dönüşü olacağını düşündürtür. Bu da yemek sırasında kişinin iradesini kullanarak kendini sınırlamasını engeller, hatta yemek istediği miktardan daha fazlasını yemesine dahi neden olabilir. Aslında yenilen yiyeceklerin her bir lokması o an vücudumuzdaki milyarlarca hücre üzerinde bir etki oluşturmaktadır. Doğal olarak her fazla yemek yeme vücudu ciddi düzeyde zorlar, yani bedenimiz bu davranıştan anlık zarar görebilir. Diğer taraftan psikolojik sağlığımız da etkilenir. Çünkü yemeği fazla kaçırmak kişiye yoğun bir stres ve pişmanlık duygusu yaşatır. Bu durumda çaresiz hisseden kişi de telafi etme arayışına girer. Bu arayışta karşısına “vicdan” çorbaları, açlık öğünleri çıkar. Yani kişinin vicdanını daha da rahatsız ederek ruhsal sağlığını ve beden algısını olumsuz etkileyecek kavramlar…

Telafi etme düşüncesiyle uzun saatler yemek yemeyen birey açlığını gidermek için yeniden fazla besin tüketebilir. Bu da kişide fazla yeme ve açlığa yakın az yeme davranışları arasında bir kısır döngüye neden olabilir. Telafi fikrine kapılan kişiler bu alışkanlıktan kolay kolay kurtulamayacağı gibi sorunları her gün daha da büyüyebilir.

Telafi etme çabası kişide ciddi düzeyde yeme davranış bozukluğuna ve psikolojik sorunlara neden olabilir, hatta bulimia nervozaya zemin hazırlayabilir. Çünkü bulimia nervozalı bireyler sanılanın aksine sadece kusmayla değil kendini aç bırakarak veya ciddi düzeyde egzersiz yaparak da arınma davranışı sergilerler. Kişinin ortalama 3 ay boyunca, haftada en az 1 kere yeme nöbeti geçirmesi ve ardından arınma davranışlarından herhangi birini sergilemesi bulimia nevroza olarak ifade edilebilir.

Fazla besin tüketimi olduğunda en doğru telafi yöntemi kişinin uzun bir süre sağlıklı beslenmesidir. Büyük oranda sağlıklı beslenen bir kişi zaman zaman sağlıksız bir yiyecek yediğinde veya fazla besin tükettiğinde vücudu bu durumu sorun yaşamadan toparlayabilir. Kişinin ekstra bir davranış geliştirmesine gerek yoktur. Bu yöntem hem kontrolsüzce yüksek miktarda besin tüketiminin sıklığını azaltır hem de kişide psikolojik baskı yaratmaz. Böylece kişi daha huzurlu ve sağlıklı olarak hayatına devam edebilir.

https://www.instagram.com/dyt.kubrazeydanli/

Yazının devamı...

PKOS ve Beslenme

1 Eylül 2019

Polikistik over sendromu adet düzensizliği, yumurtalıklardaki kist görünümü ve hormon düzensizlikleriyle karakterize bir hastalıktır. Dünyada her 10 kadından 1’inde görülür.

PKOS üreme sistemi başta olmak üzere vücuttaki tüm sistemleri etkiler ve birçok hastalık için risk oluşturur. Obezite, sivilce, erkek tipi kıllanma, saç dökülmesi-kelleşme, insülin direnci, psikolojik problemler, kötü kolesterol profili, şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon ve bazı kanser türleri PKOS’lu bireylerde daha sık görülür.

PKOS’lu kadınların %40-75’i üreme sorunları yaşamaktadır. Hormonal sorunlar, yumurtlamanın olmaması, adet düzensizlikleri, implantasyon ihtimalinin sağlıklı bireylere göre daha az olması, düşük riskinin yüksek olması altta yatan nedenler arasındadır.

Polikisitk over sendromunun tedavisinde çeşitli ilaçlar, cerrahi yöntem ve yardımcı üreme yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak tedavinin kilit noktası yaşam tarzı değişikliğidir. PKOS’lu bireylerde diyet ve egzersiz desteğiyle semptomların %55-100 düzeldiği bilinmektedir. Ayrıca diyet ve egzersiz diğer tedavi yöntemleriyle birlikte uygulandığında tüm tedavilerin başarı oranlarını artırmaktadır.

Polikistik Over Sendromunda Uygulanması Gereken Yaşam Tarzı Değişiklikleri

1. Kilonuzu kontrol edin.

Kilo artışı PKOS semptomlarını artırır, tedavinin başarı oranını düşürür. Kilolu bireylerin zayıflaması ise tüm PKOS semptomlarında hafiflemeye neden olur.

2. Yeterli protein aldığınıza emin olun.

Yazının devamı...

Detoks Nedir? Neden ve Nasıl Uygulanır?

23 Şubat 2018

Detoks Nedir?

Detoks kelimesi, zehirli maddelerin vücuttan temizlenmesini ifade eder.

Vücudumuz, çeşitli metabolik yollarla detoksifikasyon sağlayabilir. Bu tepkimeler özellikle karaciğer ve böbrekte gerçekleşse de hemen hemen her hücrede dedetoksifikasyon enzimleri bulunur. Böylece her gün vücudumuza alınan zararlı bileşiklerin vücutta birikmesi önlenir.

Detoks Ne Değildir?

Detoks hızlı kilo verme programı, ciddi enerji sınırlaması ya da sıvı beslenme uygulaması değildir. Amerika’da yapılan bir araştırmada detoks uygulayan bireylerin %65’inin amacının kilo verme olduğu belirlenmiştir. Ben bu oranın bizim ülkemizde daha yüksek olduğunu düşünüyorum ne yazık ki. Ancak bu amaçla uygulanan kısa süreli ciddi enerji kısıtlamaları ya da sıvı beslenme programları kişinin su ve kas kaybetmesine neden olmakta, vücutta hormonal ve moleküler olarak stres yaratmaktadır. Bu etkiler nedeniyle detoks bitiminde, bireylerde normal tüketim miktarının arttığı ve hızlı kilo kazanımının olduğu görülmektedir.

Tüm bunlar düşünüldüğünde beslenme ve yaşam şeklimizi en az toksine maruz kalacak şekilde kalıcı olarak değiştirip, hücre ve organlarımızın detoksifikasyon kapasitesini artıracak besinlerden faydalanarak bir hayat sürmemiz gerektiğini çıkarabiliriz. Ancak bunu yapmak günümüz şartlarında oldukça zor olduğundan dönemlik detoks programları ortaya çıkmıştır. Çok şekerli besin tüketen bir kişinin 21 gün şekeri hayatından çıkarması gibi çeşitli programlar geliştirilmiştir.

Detoksu Kimler Uygulamalıdır?

Hücre ve organlarda gerçekleşen detoksifikasyonun bir sınırı vardır. Vücudumuzun kapasitesinin üzerinde zehirli /zararlı madde alımı gerçekleşirse, bu maddeler vücuttan temizlenemeyecek ve devamlı birikecektir. Yani fazla toksine maruz kalanlar detoks etkisi olan besin alımını artırmalı, dönem dönem ek detoks programları uygulamalıdır. Peki kim bunlar?

Yazının devamı...

Bunları Okumadan Yumurta Yeme

26 Eylül 2017

Fark ettim ki hepimiz yumurtanın kaliteli protein kaynağı olduğunu biliyoruz. Peki nedir bu kaliteli protein?

Proteinler amino asitlerden oluşur. Aminoasitlerin örüntüsü proteinin sindirimini etkiler. Bunun yanında bazı aminoasitleri vücudumuzda üretemediğimizden besinlerden almamız şarttır. Yumurta almamız gereken aminoasitleri belirli oranlarda içeren benzersiz bir protein kaynağıdır.

Yumurtanın içerdiği protein sindirim sonucunda %100 vücut proteinine dönüşür. Anne sütü hariç bu özelliğe sahip tek besin yumurtadır.

Neden Yumurta Yemeliyiz?

1. Besin Öğeleri İçeriği

1 adet yumurta yaklaşık 6,5 gram protein ve 6 gram yağ içerir. Yumurta karbonhidrat içeriği çok düşük (0,4 gram) olan besinlerdendir. Fosfor, selenyum, biotin, B12, B6, B2, K, A ve D vitaminlerini içerir.

1 yumurta sarısı 215 mg kolesterol içerir. Yumurta tüketildiğinde günlük alınması gereken kolesterolün büyük bir kısmı alındığı için, gün içinde tüketilen diğer besinlerle kolesterol tavsiye edilen düzeyin üzerine çıkar. Bu yüzden eskiden kolesterol hastalarına haftada 2-3 den fazla yumurtaya izin verilmezdi. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar kolesterol hastaları da dahil her gün 1 yumurta tüketiminin kolesterolü yükseltmediğini göstermektedir. Çünkü yumurtanın doymuş yağ içeriği düşüktür ve yağ içeriğinin %64’ünü doymamış yağ asitleri oluşturur. Bu özelliği sayesinde kolesterolü yükseltmez.

2. Tok tutar

Yazının devamı...