Sert ama sağduyulu

Sert ama sağduyulu

Doğan HEPER

AVRUPA yolundan her şeye rağmen cayılmayacak.
Mücadele ve müzakereye devam edilecek.
Ama gerçekleri de görerek.
Türkiye'nin başına gelenlerin 1 numaralı sorumlusu Türkiye'yi yönetenler.
Bu sorumluların başında Çiller var. Dün bütçe müzakereleri sırasında kendi açısından bu konuda da iyi bir konuşma yapmasına rağmen odur. Üyelik sürecinin en hararetli son döneminde Türkiye'yi, "AB'ye girdik, giriyoruz" diye oyalayan odur.
Gerçeği görebilseydi, AB'yi iç politikaya alet etmeye kalkmasaydı, AB nezdinde Türkiye'nin ağırlığını koruyabilseydi, final bugün belki de farklı olurdu.
Erbakan da adeta AB'nin Türkiye'yi dışlamasından sevinç duyar gibi; diyor ki:
"Türkiye'de insan hakları, demokrasi ve özgürlükler bakımından bazı eksikler yaşanıyor, Avrupalılar `siz bu halinizle bizim aramıza giremezsiniz' diyor. Bundan daha tabii ne var?.."
Adama sorarlar, bunda sizin rolünüz yok mu? Olmadı mı? TV'lere çıkıp, "Bize sizin demokrasiniz lazım değil, bize şeriat lazım", diyen sizin taraftarlarınız değil miydi?
Demokrasiyi şeriat düzeni için araç olarak takdim edenler bazı RP'liler olmadı mı?
Avrupa'yı ürküten, bazı RP taraftarlarından kaynaklanan manzaralar ne çabuk unutuldu?
* * *
TABİİ ki bizim kusurlarımız, eksiklerimiz var, ama bu, Avrupalıların çifte standartını mazur gösterebilir mi?
AB'nin kıdemlileri düne kadar düşmanları olan demirperde ülkelerine, "gelin sizi aramıza alalım, sorunlarınızı hep beraber çözeriz" derken Türkiye'ye, "sorunlarını çöz de gel" demek neyin ifadesidir? Üstelik, çözülmesi gerekli diye Türkiye'nin önüne konulan sorunların bir bölümü AB'yi hiç de ilgilendirir şeyler değilken...
İki gündür AB'de ve bazı AB ülkelerinde adeta panik yaşandığı görülüyor.
Türkiye'nin, AB'nin kararına tepkisinin bu derece sert olacağının beklenmediği anlaşılıyor.
Avrupa'da; "Türkiye'ye farklı muamele yapılmıyor, ayırım yapılmıyor, önüne imkanlar sunuluyor" demeçleri veriliyor. "Türkiye'nin yeniden düşünüp taşınması, bağları koparıp atmaması" öneriliyor.
Bu arada AB'nin bazı sorumlularının sözlerinin "aba altından sopa göstermek" anlamına gelebileceği de söylenebilir.
* * *
AB'nin anlayışsızlığının Türkiye'yi yeni arayışlara ittiğinin ilk işaretleri su yüzüne çıktı.
Rusya ile Ankara'da bazı anlaşmaları imzaladıktan sonra mikrofonu eline alan Başbakan Yılmaz'ın yaptığı konuşma bu açıdan ilginçti.
Herhalde Türkiye, Rusya Başbakanı Cernomirdin Ankara'ya geldiğinde, AB'nin ihanetine henüz uğramamış olsaydı Yılmaz'ın konuşması farklı olurdu. Konuşma mutlaka ılık olurdu ama herhalde bu kadar sıcak olmazdı.
Avrupa buna dikkat etmeli.
Türkiye her şeye rağmen AB'den umudu kesemez, kesmemeli ama başvuracağı alternatifler olduğu da unutulmamalı.
Türkiye, AB'nin inadına hareket edeyim diye yanlışlara sapmayacak kadar deneyimlidir.
Başbakan Yılmaz bugün Amerika'ya hareket ediyor. Belki de yeni arayışlardan önce bu seyahat bir pusula işlevi görecektir.
* * *
HAKSIZ karara karşı Türk halkının tepkisini "Alman mallarını boykot" ederek göstermesini dün önermiştik.
Sivil toplum örgütleri, tüketici dernekleri, sendikalar ve kişilerden önce hükümet harakete geçti ve AB için ambargo sayılacak girişimi başlattı.
Şimdi sıra hükümet dışı kuruluşlarda ve vatandaşlarda.



Yazara EmailD.Heper@milliyet.com.tr