DSÖ ile daha sağlıklı güvenli ve adil bir dünya

Bu yıl 74’üncüsü düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) en önemli toplantılarından biridir. Bu toplantıya tüm DSÖ üye devletlerinin delegeleri katılır. Dünya Sağlık Asamblesi’nde örgütün politikaları belirlenir, yönetimle ilgili seçimler yapılır, mali politikalar denetlenir ve önerilen program bütçesi gözden geçirilip onaylanır. Tüm dünyayı ilgilendiren önemli kararların alındığı bu toplantı, her yıl İsviçre’nin Cenevre kentinde Dünya Sağlık Örgütü’nün merkezinde düzenlenir. Toplantı farklı alanlarda çeşitli hayati konuların ele alındığı, problemlerin tartışıldığı, çözüm imkanlarının sunulduğu ve karara bağlandığı farklı oturumlar şeklinde yapılır.

Bakan Koca  konuşma yaptı

Dünya Sağlık Asamblesi’nin bu yılki teması “Bu salgını sona erdirmek, bir sonrakini önlemek, birlikte daha sağlıklı, daha güvenli ve daha adil bir dünya inşa
etmek” şeklinde kurgulandı. 24 Mayıs - 1 Haziran 2021 tarihleri arasında süren oturumlar geçtiğimiz hafta sona erdi. Geçen yılın ardından bu yıl da ikinci kez video konferans yöntemiyle yapılan asambleye katılan Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca, Dünya Sağlık Örgütü’nün amacını ve asamblenin bu yılki temasını da vurgulayarak çok güzel bir giriş yaptı. Konuşmasında ” Her ne kadar insan sağlığını ve sağlık hakkını korumak için mücadeleler versek de son günlerde tüm bu çabaları boşa çıkartan çok acı gelişmeler de yaşamaktayız. Küresel sağlığı korumak ve inşa etmek adına görevli bu örgütün yönetim kurulu masasında oturup, insan sağlığı üzerine nutuklar atan bir ülkenin, çocukların bile yaşam hakkını gözetmeden, sağlık hizmeti sunan hastaneleri dahi acımasızca hedef alarak insan sağlığına nasıl bir tehdit oluşturduğunu acı bir şekilde müşahede etmekteyiz. Eğer insanlık dışı bu anlayışı görmezden gelir, Filistin’de yaşananlara sağlık camiası olarak gerekli duyarlılığı oluşturmaz, tepkimizi göstermezsek adil ve sağlıklı bir dünya inşa etme fikri hamasetten öte geçemez, bu toplantılar hiçbir anlam taşımaz” İfadesini kullandı.

Küresel yardımlaşmanın önemi

Hepimizin bildiği gibi Kovid-19 tüm ülkeleri ve sektörleri doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor. Pandemi süresince sağlık politikalarında bütüncül hükümet yaklaşımı, tedarik zinciri, bilgi paylaşımı, yanıt, veri toplama ve küresel yardımlaşma gibi birçok alanda uluslararası sistemin ne kadar güçlendirilmeye muhtaç olduğu ortaya çıktı. Türkiye ise 158 ülkeye ve
14 uluslararası kuruluşa sağladığı katkılar ile bu süreçte uluslararası dayanışmanın en önemli öncülerinden oldu ve olmaya da devam ediyor.

Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı

Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca, pandemi döneminde sağlık çalışanlarının daha da artan yüküne dikkat çekmek ve tüm sağlık çalışanlarının emeklerinin takdiriyle moral ve motivasyonlarının yükseltilmesi amacıyla 2021’in “Sağlık Çalışanları Yılı” ilan edilmesini istemişti. Bu öneri, geçen yıl yapılan 73. Dünya Sağlık Asamblesi Genel Kurulu’nda üye ülkelerin tamamının desteğiyle kabul edildi ve 2021 yılı “Uluslararası Sağlık Çalışanları Yılı” olarak ilan edildi. Tüm hekim meslektaşlarım ve sağlık çalışanı arkadaşlarım adına ben de bakanımıza bu güzel önerisi için teşekkürlerimi sunuyorum.

DSÖ ile daha sağlıklı güvenli ve adil bir dünya

World Health Organization (WHO), Türkçesiyle Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus bir toplantıda görülüyor.

Gelecekteki salgınlarla daha iyi mücadele için DSÖ’nün gücünü artırmak gerekiyor

Bundan bir yıl önce 73. Dünya Sağlık Asamblesi’nin ardından yazdığım 23 Mayıs 2020 tarihli yazımda tam da bu konudan bahsetmiştim. Dünya sağlık Örgütü yetkilileri söylediklerimi mi duydu bilmem ama aklın yolu bir. “Salgın tüm dünyaya yayılmadan önlenebilirdi” denilerek Dünya Sağlık Örgütü suçlanmıştı. Oysa DSÖ’nün Uluslararası Sağlık Tüzüğü’ne göre, ülkeler halk sağlığını tehdit eden sebepler ortaya çıktığında veya Kovid-19 gibi salgınlar halinde, ülkede yapılan çalışmaları ve toplanan verileri doğru ve tam olarak DSÖ’ye bildirmekle yükümlüler. DSÖ de ancak bu verilere göre hareket edebiliyor.

Türkiye ciddiye aldı

Unutmayalım ki, henüz Çin Halk Cumhuriyeti dışındaki hiçbir ülkede ölüm yokken ve vaka sayıları çok sınırlıyken, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus başkanlığında Acil Durum Komitesi’nin ikinci toplantısı 30 Ocak 2020 tarihinde gerçekleştirilmişti.

DSÖ, hemen sonrasında da Kovid-19 salgınının Uluslararası Acil Durum oluşturduğunu belirterek, üye ülkelerin dikkate alması gerekli önlemleri açıklamıştı. Bu uyarıları vaktinde ciddiye alıp hazırlıklı olan Türkiye, başarısını da güzel bir şekilde ortaya koydu.

Bağımsız bir yapı

Geçen yılki yazımda “Bu durumda asıl konuşulması ve tartışılması gereken konu belki de DSÖ’nün yetkisinin artırılması olmalı. Eğer böyle bir sorumluluk yüklenecekse verilen bilgileri kontrol yetkisi de olması gerekir. Uyarı ve tavsiyeden öte denetleme ve yaptırım yetkisi de kabul edilmelidir. Belki bu sayede sağlık politikaları kötü olan devletler sadece böyle ölümcül pandemilerde değil, normal zamanda da kendi halkına sunduğu sağlık hizmetinde doğruyu bulabilirler” diyerek DSÖ’nün salgınlarla daha etkin mücadele edebilmesi için daha güçlü ve daha bağımsız bir yapıya dönüşmesi gerektiğini vurgulamıştım.

Salgın antlaşması

Bu yılki asamblede de işte tam da bu cümleyle konuyu ele almışlar. Toplantıda ayrıca  gelecekteki herhangi bir salgına karşı küresel sağlık sistemlerini güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir “salgın antlaşması” için müzakerelerin başlatılmasına karar verilmek üzere 29 Kasım’da özel bir oturum yapılması kararlaştırılmış.