Dr. Demet Erciyes

Dr. Demet Erciyes

demeterciyes@yahoo.com

Tüm Yazıları

Covid-19 başımıza geleli beri artık virüslerle yaşamayı öğrenmeliyiz, bu virüsler hep hayatımızda olacak diyoruz. Bu hastalığın aşısı ya da doğru dürüst bir ilacı bulunana kadar normal hayatımızdan uzak yeni normalimizle yaşamaya alışsak iyi olacak. Ancak hayatımızdaki tek virüs yeni koronavirüs değil biz zaten yıllardır farklı birçok çeşitteki virüslerle beraber yaşıyoruz. Yarın 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü. Bu tanımlama halk arasında sarılık olarak bilinen hepatit hastalığına dikkat çekmek için yapılmış. Yenisi, eskisi, SARS’ı MERS’i dâhil tüm koronavirüs sülalesi gibi A’sı, B’si, C’si dâhil bu da hepatit virüsü sülalesi. Koronavirüsün akciğeri tutup başımıza dert olması gibi bunlar da karaciğeri tutuyor ve bazen de büyük dertler açabiliyor. Burada da mikrobun bulaşmasını önlemek hastalığa yakalanmayı da önleyeceği için insanların bu konuda bilinçlenmesi büyük önem taşır.  Kişi hastalığı geçiriyorsa teninde ve göz aklarında sararma olur. Bu şekilde hasta olduğunu dışarıdan herkes anlayabilir bulaşmasın diye önlem almayı hatırlamak kolaydır ya da zaten doktor hastasını uyarır. Ancak unutulmaması gereken bir şey vardır. Hepatit hastalığına yakalanmadan da kişi hastalığı taşıyıcı ve bulaştırıcı olabilir. Yani tıpkı koronavirüste olduğu gibi hastalık belirtisi vermeden sadece taşıyıcı ve bulaştırıcı olabilir. Bu yüzden tedbiri ve kontrolleri elden bırakmamak gerekir.

Haberin Devamı

Hepatitin en sık gördüğümüz türleri A, B ve C hepatitleridir. Hepatit hastalığı iki şekilde seyreder. Aktif geçirilen sarılık döneminde akut viral hepatit olarak ya da hastalığın iltihabi döneminin 6 aydan uzun sürmesi sonucu kronik viral hepatit olarak karşımıza çıkar. Hepatit A kronikleşmez, fakat B ve C hepatitleri kronikleşmeye meyillidir. Bu da kalıcı bir hastalık ve hasar oluşturması anlamına gelir.

Hepatit A

Hepatit A virüsü ile olur. Çocuk yaşlarda daha sık görülür ama erişkinler de bu hastalığa yakalanabilir. Çocuklarda daha hafif seyreder ancak erişkinlerde yaş ne kadar ileri ise o kadar dikkatli ve yakın takip gerektirir. Özellikle erken yaşta görüldüğünde sarılık belirtisini fark etmeden hastalık müphem belirtilerle geçirilebilir. Hastalığı geçirmiş olmak kalıcı bağışıklık kazandırır. Hastalığı geçirmemiş erişkin kimselere bağışıklığı sağlamak için aşı yaptırmaları önerilir.

Haberin Devamı

Belirtileri

Bulantı, kusma, karın ağrısı, yüksek ateş, aşırı halsizlik, genel olarak kaslarda ağrı, iştahsızlık, idrarın renginde koyulaşma, ciltte ve göz aklarında sararma, dışkının renginin açılıp, kül rengine dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkar.

Bulaşma sebepleri

Hastalık dışkı yoluyla atılan mikrobun bulaşarak ağız yoluyla vücuda girmesi sonucu olur. Virüsle bulaşık yiyecek ya da su alındığında ve tuvalet sonrası el yıkamama gibi basit temizlik kurallarına uyulmadığında görülür. Ayrıca midye ve istiridye gibi deniz ürünlerinden de bu virüsü kapmak mümkündür. Bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurarak hastalığı takibe almalıdır. Sarılık ortaya çıktıktan sonraki bir hafta boyunca bulaşıcılığa özellikle dikkat etmelidir.

Haberin Devamı

Bulaşmayı Önlemek için, hijyene dikkat ederek ortak kullanılan eşyalardan kaçınmalıyız. Özellikle enfekte kişinin kullandığı tabak, bardak, çatal, kaşık, havlu, tuvalet ile virüsün bulaşabileceğini düşünerek dikkatli olmalı, deniz, havuz, iyi yıkanmamış meyveler, açıkta sunulan su ve sıvı içeceklerin bulaşma riskini artırdığını unutmamalıyız.

Tedavisi

Hepatit A ‘nın tedavisi yatak istirahati, karaciğeri yoracak yiyecek, içecek, alkol ve ilaçlardan uzak durup sağlıklı yaşama dikkat ederek iyi beslenmektir.

Hepatit B ve C

Her iki hepatit türü de benzer belirtiler verir ve benzer sebeplerle bulaşır.

Belirtileri

Belirtiler çoğu zaman gözden kaçabilecek, halsizlik, çabuk yorulma, karın sağ üst tarafında dolgunluk hissi, ağrı ve hafif ateşle seyreden vakalar çoktur. Gözler ve deride sarılık, aşırı yorgunluk, iştah kaybı, bulantı, kusma, karın ağrısı, koyu renkli idrar gibi belirtiler genel olarak virüs alındıktan 45-160 gün arasında değişerek ortalama 75 gün sonra ortaya çıkabilir. Kronikleştiğinde tablo daha ağır seyredebilir. Siroz ortaya çıktığı zaman, dalakta büyüme, karında sıvı birikimi, ciltte kılcal damarların belirmesi, kıllarda dökülme, avuç içlerinde kızarıklık, beyin fonksiyonlarına bozulma, uykuya meyil görülebilir. Kronik hepatit hastalığına karaciğer biyopsisi ile teşhis konur.

Bulaşma sebepleri

Virüs ile enfekte kan ve çeşitli vücut sıvılarının yara veya mukoza ile teması, cinsel ilişki, ortak kullanılan kesici, delici aletler ile bulaşabilir. Enfekte anneden bebeğine bulaşabilir. Eğer şüphe ediliyorsa virüsle karşılaşıldıktan sonra kanda saptanabilir seviyeye gelmesi için minimum 20 gün, 1 ay geçmesi gerekir. Öncesinde ancak hafif enzim reaksiyonu olabilir.

Damar içi uyuşturucu bağımlıları, dövme, manikür-pedikür, piercing yaptıranlar, traş bıçağı makas gibi kesici aletleri ortak kullananlar,  kan ve kan ürünleri tedavisi gören kişiler, prezervatifsiz cinsel ilişkide bulunanlar, enfekte anneden doğan bebekler risk grubunda yer alır.

Korunma amacıyla risk grubundaki kişilere aşı yaptırması önerilir. Aşılama ideal olarak, 1’er ay ara ile 2 doz ve ilk aşıdan 6 ay sonra 3. doz yapılarak uygulanır.

Tedavi

Hepatit B’nin özel bir tedavisi yoktur. Genellikle hastanede yatmayı gerektirmez. Hastalık döneminde dinlenme, alkol ve karaciğeri yoran ilaçlardan kaçınarak iyi beslenmek gereklidir. Bazı antiviral ilaçlar, kronik hepatit B’yi tedavi etmek için kullanılır. Bunlar, virüsle savaşmaya yardımcı olur. Gelecekteki karaciğer komplikasyonları riskini azaltabilirler.

Hepatit C’nin aşısı yoktur. Ancak erken teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksektir. Antiviral ilaçlar sayesinde birkaç ay içinde tam iyileşme gözlenebilir.