EVCİL HAYVANIMDA KORONA VİRÜS OLABİLİR Mİ?

Aralık 2019’da Çin’in Hubei Eyaleti Vuhan şehrinde yaygın akciğer enfeksiyonu vakaları bildirildi. Çin Makamları tarafından yeni bir koronavirüs (Kovid-19), etken ajan olarak tanımlandı. Virüs partikülü, lipit zarfının etrafında karakteristik bir ‘korona’ (taç) sergilediği için bu grup virüslere korona virüs denmektedir. Koronavirüs ailesindeki virüs türlerinin çoğunun kökeni hayvanlardır. Enfekte insanlarla temas halinde olan birkaç köpek ve kedide Kovid-19 için yapılan testler pozitif çıkmıştır. Deney koşullarında, virüsü taşıyan kediler, diğer kedilere de enfeksiyon bulaştırmıştır. Ancak bu hayvanların hastalığı insana aktarabildiğine ve bu aktarımın Kovid-19’un yayılmasında rol oynayacağına dair bir kanıt yoktur. Kovid-19 virüsü insanlarda yeni bir virüstür ve bilindiği kadarıyla insandan insana bulaş yoluyla yayılır. Yani Kovid-19 taşıyan bir kişi öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda üretilen damlacıklar yoluyla yayılır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü Kovid-19 hastalarının refakatçi ve diğer hayvanlarla teması sınırlaması tavsiye edilmektedir. Hayvanları tutarken ve bakım yaparken, her zaman temel hijyen önlemleri uygulanmalıdır. Evcil hayvanlara dokunduktan, yiyeceklerini veya malzemelerini kullandıktan sonra el yıkamayı unutmamalıyız.

EVCİL HAYVANIMDA KORONA VİRÜS OLABİLİR Mİ

 

HAMİLELİK SIRASINDA DİŞ TEDAVİSİ YAPILABİLİR Mİ?

Hamileliğin ilk üç ayı bebeğin organ gelişim evresidir. Bu yüzden ilk üç ayda tedavide kullanılan ilaçlar sebebiyle diş tedavilerinden kaçınılmalıdır. Son üç ayda ise diş tedavisi için koltukta uzun süre oturması nedeniyle gebe rahatsız olabilmektedir. Tedaviler bu sebeplerden ikinci üç aya yani hamileliğin 3. ve 6. ayları arasına ertelenmelidir. Diş iltihabı, ağrı gibi acil durumlar ise var olan iltihap hamileliği olumsuz etkileyebileceğinden, diş hekiminiz kadın doğum uzmanınızla görüşerek tedaviyi tamamlayabilir. Hamilelik esnasında diş tedavilerinde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Lokal anestezi yani diş iğnesiyle yapılan tedavide hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır.
Uygun antibiyotik kullanımının özellikle amoksisilinlerin annenin allerjisi yoksa bebek için herhangi bir sakıncası yoktur. Ancak Tetrasiklin gurubu antibiyotikler gebelik sırasında alındığında bebeğin dişlerinde “tetrasiklin renklenmeleri” dediğimiz koyu renklenmeler oluşturur. Ağrı kesici kullanmada da dikkat edilmeli ve doktorun önerilerine mutlaka uyulmalıdır. Diş hekimliğinde kullanılan röntgen diğer bir konudur. Diş röntgenlerinde radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır.

DİŞ ETLERİNİZ Mİ KANIYOR?

Sağlıklı diş eti açık pembe renkli, diş yüzeyine doğru incelerek sonlanan ve sıkıca yapışan, şişlik ve kızarıklık olmayan bir görünüme sahiptir. Kendiliğinden veya diş fırçalarken kanamaz. Ancak dişler yeterince fırçalanmadığında ve diş ipiyle yeterli temizlik yapılmadığında zararlı bakteriler giderek çoğalır ve bütün diş yüzeylerinde ve dişdiş eti birleşiminde mikrobiyal dental plak adı verilen yumuşak bakteri tabakası oluştururlar. Bu bakteri plağı önce diş etlerinde iltihaba sebep olur. Ayrıca bu plak zaman içinde sertleşerek diş taşına dönüşür. Pürüzlü yapıya sahip olan diş taşı üzerinde mikroplar daha çok ürer ve diş eti hastalığının ilerlemesi hızlanır. Bu sayede dişlerin etrafını çevreleyen kemiğin erimesine neden olurlar.

Diş eti hastalıkları basit diş eti iltihapları ve çene kemiklerinin eridiği, dişlerin sallanarak kaybedildiği şiddetli enfeksiyonlar olarak iki aşama gösterirler. Basit diş eti enfeksiyonlarında diş etlerinde kanama en belirgin bulgudur. Ancak sigara içenlerde, nikotin kılcal damarları daraltıp tıkadığından kanama bulgusu gözlemlenmeyebilir. Bu da hastalığın fark edilmesini ve tedavisini engelleyebilir ve şiddetli enfeksiyonlar gelişebilir.

Şiddetli enfeksiyonlarda diş etleri şişer, kızarır, kanar ve çekilir. Diş eti çekilmesine bağlı dişlerin kök yüzeyleri ortaya çıktığından diş boyları uzamış gibi görünür; dişlerde aralanmalar oluşur. Kemik erimesine bağlı olarak dişler desteklerini kaybederler ve sallanmaya başlarlar. Ayrıca belirgin ağız kokusu meydana gelir.

Bazı kişiler sigara kullanımı, diyabet gibi etkenlerle diş eti hastalığına daha yatkındır. Ancak iyi ağız bakımı ve düzenli diş hekimi kontrolüyle bu hastalıklar önlenebilir. Bazı diş eti hastalıkları da kalıtsaldır.

Ağız sağlığı vücudun genel sağlığının bir aynasıdır ve sağlık ağızdan başlar. Diş eti hastalıkları genel sağlığı olumsuz etkilemektedir. Diş eti hastalıkları olan kişilerde kalp krizi görülme oranı, olmayan bireylere göre 1/4 daha fazladır. Kontrol altında olmayan şeker hastalarında, diş eti hastalıklarının tedavisi, şeker hastalığını olumlu etkilemektedir. Diş eti hastalıklarına sebep olan mikroorganizmalar hamilelerde erken doğum ve düşük gibi sorunlara neden olabilmektedir.

Diş eti hastalıklarının tedavisi dişler üzerindeki diş taşlarının doktorunuz tarafından özel aletlerle uzaklaştırılmasıyla başlar. Klinikte tedavinin başarıya ulaşabilmesi için diş fırçası ve diş ipinin doğru teknikle nasıl kullanılacağı öğretilir. Çünkü tedavinin başarısı hastanın uyumluluğu ve motivasyonuyla çok ilişkilidir. Basit diş eti iltihabında bu temizlik tek başına yeterlidir. Daha şiddetli enfeksiyonlarda çene kemiklerinde de erime görülür. Bu durumda kemik tozu, membran gibi malzemelerin kullanıldığı cerrahi işlemler uygulanır. Bazı durumlarda da büyümüş diş etleri lazerle kanamasız ve dikişsiz olarak uzaklaştırılır. Tüm bu uygulamalar birkaç seans sürebilir. Tedavi sonrasında hastalar belli aralıklarla kontrol edilir.

Tüm bu tedavi sürecinden korunmak için düzenli ağız temizliği yapmak ve hekim kontrollerine gitmek en basit, kısa ve ucuz yöntemdir.