GÜZEL GÜLMEK

Güzel gülüşün temel unsuru dişlerdir. Ancak güzel bir gülüş yaratmak için dişlerin yapıları, renkleri gibi kriterleri göz önüne alınırken hastanın yüz formu, karakteri ve beklentileri de değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, dişler yüz hatları, cilt rengi, diş etleri ve hastanın karakterine uygun olarak dizayn edilmelidir. Örneğin, yaşlandıkça üst dudağın kasları gevşer ve üst dişlerin görünümü azalır. Daha fazla görünmesi için kabul edilebilir uzunluktan daha uzun dişlerin tasarlanması hem estetiği bozar hem de konuşmayı olumsuz etkiler. Ya da yumuşak huylu, naif kişilere çok keskin köşeli ve iri dişler yakışmaz. Bir diğer konu diş etidir. Sağlıklı diş eti soluk pembe renktedir. Gülüşün güzelliği kişiden kişiye değişse de diş eti her zaman sağlıklı olmalıdır. Diş eti diş aralarını tamamen doldurmalı ve karanlık boşluklar olmamalıdır. Ayrıca kişi gülüşünü kendine ait hissetmelidir. Ancak gülerken rahat hisseden kişi mutluluğunu yansıtabilir. Estetik gülüş tüm bu faktörlerde bir denge olduğunda oluşabilir.

DİŞ ÇAPRAŞIKLIKLARINDA ALTERNATİFLER

Diş çapraşıklarının düzeltilmesi için uygulanan ortodontik tedaviler çeşitli diş telleri ve kuvvet uygulayıcılar sayesinde farklı seçenekler sunar. Diş teli tedavilerinde bu alternatifler arasında seçim yapmak doktor ve hastanın ortak kararıyla gerçekleşir. Doktor en uygun olan seçeneklerin avantajlarını ve dezavantajlarını hastanın tercihini kolaylaştırmak adına anlatır. Ortodontik tedaviler sayesinde dişler çene üzerinde olması gereken dizilime kavuşur ve çenelerin birbiriyle ilişkileri düzenlenmiş olur. Diş çapraşıklıkları alt ve üst çenenin yapısının veya birbirileriyle ilişkilerinin bozuk olmasından kaynaklanabilir. Bazen de kemik yapı düzgünken dişler yanlış yerde konumlanmıştır. Özellikle kemik yapının problemli olduğu insanlarda erken yaşlarda başlanan tedaviler daha hızlı ve kolay sonuç alınmasını sağlar. Bu tür hastalarda yapılan ortodontik tedaviler ileriki yaşlarda oluşacak daha büyük çene ve diş problemlerinin önüne geçmeyi de sağlar. Bozukluk sadece dişlerde ise tedavi her yaşta yapılabilir. Ortodontik tedavide kullanılan malzemeler farklı avantajlara ve dezavantajlara sahiptir. Bunların seçiminde bozukluğun derecesi, sebebi, hastanın sosyo-ekonomik durumu önemlidir. Bu tedavi türünde metal braketler, porselen braketler ve şeffaf plaklar kullanılır. Braketler dişin üzerine yapıştırılan, tellerin bağlandığı küçük düğmeler olarak tanımlanabilir.

Metal braketler: Ortodontik tedavide yaygın kullanılan braket türüdür. Daha dayanıklıdırlar ve daha fazla kuvvet uygulanabildiğinden diş daha rahat hareket ettirilir ve en hızlı sonuçlar metal braketler sayesinde elde edilmektedir. Dişlerin dış yüzeyine yerleştirildiği ve metal oldukları için en belirgin olan tellerdir. Estetik değildirler.

Porselen (şeffaf) braketler: Renkleri diş rengine yakın olduğundan metal braketlere göre daha az görülürler. Daha estetiktirler. Estetik kaygı taşıyan hastalar özellikle tercih etmektedir. Ancak hassas olduklarından çok fazla kuvvet uygulanamaz ve bu tedavi süresini uzatır.

Bazen kişi hiçbir şeyin tel tedavisi sırasında görünmesini istemez. Bu durumlarda teller dil tarafına takılır ya da şeffaf plaklarla tedavi yapılır. Dişin dil tarafına tel takılmasına lingual braket denir.

Lingual braketler: Braketler dişlerin dış yüzeyine değil, iç kısmına yapıştırıldığı için görülmezler. Yaş grubu fark etmeksizin herkese uygulanabilir. Lingual diş telleri kişinin yaşına, yüz şekline ve gülüşüne uygun bir şekilde tasarlandığı için tedavi süresi boyunca yaşanabilecek sıkıntılar yarıya indirilmiş olur. Ancak çok maliyetlidir.

Şeffaf plaklarla ortodonti: Şeffaf plaklar dışarıdan çok zor fark edilir ve hastaya estetik bir tedavi süreci sunar. Hasta tarafından kolayca takılıp çıkarılabilen plakların temizlenmesi de oldukça kolaydır. Doktorların yaklaşık iki haftada bir değişecek şekilde verdiği şeffaf plaklarla dişlerin yavaş yavaş hareket ettirilmesi sağlanarak istenilen şekle kavuşturulmuş olur.

DİYABETTE AĞIZ SAĞLIĞI

Diyabette insülinin yetersiz salgılanması veya fonksiyonunun az olması nedeniyle kanda şeker seviyesi yükselir. Diyabet diyet, ilaçlar ve insülin iğneleriyle kontrol altında tutulabilmektedir. Diyabetlilerin ağız sağlığı, dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biridir. Şeker seviyesinin yüksek kalmasına bağlı ağızda bakteri artışı dişeti hastalığına neden olur. Dişeti kanaması, ağız kuruluğu, çürükler ve mantar enfeksiyonları diyabetin ağızdaki belirtileri olabilir. Bunun yanında hasta aşırı kilo kaybı, yorgunluk, bulanık görme ve sık idrara çıkma, kronik kötü ağız kokusu, ağız kuruluğu, ağız veya dilde yanma gibi durumlardan şikâyet ediyorsa kontrol altına alınmamış Tip 2 diyabet akla gelmelidir. Diş kliniğinde diyabetli hastalara hekimlerin hassasiyetle yaklaşması gerekmektedir. Cerrahi operasyonlar sonrası hastalarda yara yeri iyileşmesinin zor olacağı bilinmeli ve hastanın ağız hijyeni sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Diyabet, diş eti hastalıkları ya da ağız içi lezyona doğrudan sebep olmaz ancak tükürük azalması ve dolaşım sisteminin bozulması sebebiyle riski artıran bir faktör olduğu unutulmamalıdır.