Ramazanda ağız bakımına dikkat edelim

Ağız kokusunun başlıca sebepleri diş çürükleri, dişetlerinin iltihapları, diş taşları, üst solunum yolu enfeksiyonları, mide rahatsızlıkları, soğan gibi yediğimiz kokuya sebep olan yiyecekler ve şeker hastalığı gibi bazı genel sağlık sorunları sayılabilir. Uyumunu kaybetmiş diş kaplamaları ve eski protezler de kötü kokulara neden olabilir.

Tükürük ağız içinde bakterilerin ürettiği asitleri nötrleştirir ve ağız içinde yıkama vazifesi görür. Ramazan ayında gün içinde yenip içilmediğinden tükürük bezlerinin ürettiği tükürük salgısı da azalır. Uzun süreli aç kaldığımızda oluşan ağız kokusunun birincil nedeni budur. Ayrıca iftarda ve sahurda yediğimiz gıdalara bağlı olarak da ağız kokusu artabilir. Ağız kokusunu engellemek için ramazan ayında iftardan ve sahurdan sonra ağız ve diş temizliğinin çok iyi bir şekilde yapılması gerekir. Dişleri fırçalamanın yanında, dil mutlaka dil temizleyicisiyle temizlenmelidir. Takıp çıkarılan protezler varsa bu protezler ağızdan çıkartılıp diş fırçasıyla temizlenmeli ve kullanılmadığında suda bekletilmelidir. Diş araları ve diş kaplamalarının altları diş ipiyle temizlenmelidir. Ağız gargaraları da ağız temizliğinde kullanılabilir.

Dezenfeksiyonda temel prensipler

Koronavirüsle beraber herkes dezenfeksiyon ve dezenfektan kelimelerine aşina oldu. Dezenfeksiyon, enfeksiyon kaynağı olmasını önleyecek kadar bir nesneyi veya ortamı mikroorganizmalardan arındırma işlemidir. Bu işlemde kullanılan kimyasallara da dezenfektan denir. Çeşitli mikroorganizmaların yüzeylerde canlı kalma süreleri ayları bulabilir. Mikroorganizmaların %90’ı bu yüzeylerde gözle görülen kir ve tozlarda bulunmaktadır. Dezenfeksiyon yaparken her odada ayrı temizlik ekipmanı kullanılmalıdır. Kuru temizlik ya da vakumlu süpürge gibi toz oluşturan uygulamalardan kaçınılmalıdır. Dezenfektanlar ile kritik yüzeyler olan sıklıkla dokunulan kapı kolları, klavyeler, elektrik düğmeleri mutlaka temizlenmelidir. Kritik olmayan yüzeylerde deterjanla temizlik yeterlidir. Ancak burada esas problem kullanılan suyun kirlenmesidir. Bunu engellemek için örneğin yatak aralarında, kalorifer peteklerinde kirlendikçe veya her 15 dakikada bir deterjanlı suyun değiştirilmesi gerekir. Dezenfeksiyon işlemi gözle görülür kirlenme yoksa deterjan/dezenfektan özelliği olan bir ürünle tek aşamada yapılabilir. Şayet evimizde izole bir hasta varsa hastanın bulunduğu izolasyon odasında deterjan/dezenfektan solüsyon kullanılarak tek aşamalı veya önce temizlik, ardından dezenfeksiyon şeklinde iki aşamalı temizlik yapılmalıdır. Tüm bu işlemlerde birinci öncelik koruyucu ekipman kullanmaktır.

Ramazanda ağız bakımına dikkat edelim

Kanal tedavisiyle ilgili her şey

Diş hekimliğinde ana amaç doğal dişlerin ağızda tutularak hastanın çiğneme, konuşma ve estetik fonksiyonlarının devamlılığını sağlamaktır. Dişlerin ağız içinde görülen kısımları kuron, çene kemiği içinde kalan kısımları ise kök olarak adlandırılır.

Dişlerin kuron kısımlarının ortasındaki boşlukta ve köklerin içinde damar ve sinirlerden oluşan bir doku vardır. Bu damar ve sinir dokusuna pulpa adı verilir. Pulpa, dişin gelişiminden, beslenmesinden ve hissetmesinden sorumlu, dişe canlılık veren dokudur.

Pulpa, çeşitli nedenlerle iltihaplanabilir veya enfekte olabilir. Bu durumda, pulpa dokusunun çıkartılarak kök kanal boşluğunun temizlenmesi ve temizlenen bu boşluğun doku dostu maddelerle doldurulması gerekir. Bu işleme kanal tedavisi denir.

Her dişin kök ve kanal sayısı farklıdır. Örneğin, ağzın ön bölgesinde bulunan kesici dişlerin genellikle 1 kökü ve bunun içinde 1 ya da 2 kanal bulunur. Üst çenedeki azı dişlerinde genelde 3 kök ve 3 ya da 4 kanal vardır. Alt çenedeki azı dişlerinde 2 kök ve 3 ya da 4 kanal bulunur. Bazen bu dişlerde fazladan birtakım kök ve kanalların bulunması da mümkündür.

Kanal tedavisinin başarısında dişte bulunan çürüğün miktarı, diş köklerinin şekli, kanalların sayısı önemli bir etkendir. Kanal tedavisinde her zaman olumlu sonuç alınamayacağı, kanal tedavisinin dişin durumuna göre tek seans veya birkaç seans sürebileceği bilinmelidir. Ancak harap olmuş dişlerin kurtarılmasında kanal tedavisi son şanstır. Her diş bir organdır ve bu yüzden bu emek verilmelidir. Kanal tedavisinde bir seans ortalama 1 saattir. Bu süre tek köklü dişlerde ortalama 30-40 dakikaya düşebilir. İşlemin kaç seans olacağına dişteki enfeksiyonun durumuna göre diş hekiminiz karar verecektir. İlk seansta iğneyle diş uyuşturulur ve dişteki çürük temizlenerek dişin iltihaplı pulpası, yani siniri çıkarılır. Diş uyuşturulduğu için acı veya ağrı hissedilmez. Daha sonra köklerin içinde sinirlerin bulunduğu boşluk temizlenip şekillendirilir. Bu temizleme işlemi dişin durumuna göre birkaç seans sürebilir. Köklerin içinin temizlenme işlemi iğne benzeri eğelerle yapılmaktadır. Genelde ilk seans sonrasında ağrı geçtiği için hastalar maalesef tedaviyi ihmal ederler. Kanal tedavisi sırasındaki ara seanslara gelinmemesi durumunda dişe yerleştirilen ilaçların ağızda uzun süreli kalması nedeniyle diş ve yumuşak dokular üzerinde olumsuz etkiler olabilir. Ayrıca ara seans süresinin uzaması durumunda dişin kaybına neden olabileceği unutulmamalıdır. Kanal tedavisi yapılırken yüzde şişlik ve kızarıklık, dişte de ağrı olabilir. Bu sorunlar genelde hekim tarafından yapılacak ara seans pansumanlarıyla veya antibiyotik tedavisiyle geçer. Tüm işlemler sonrasında dişteki enfeksiyon ve ağrı geçtiğinde köklerin içi kök ucundan itibaren doku dostu malzemelerle doldurulur. Daha sonra dişin üstündeki dolgu yapılır. Kanal tedavisi uygulanan dişte çok fazla madde kaybı söz konusu ise konulan dolgularda düşme veya diş duvarlarında kırılmalar olabileceği için dişin kaplanması gerekebilir.

Tüm bu işlem kendi başına bir organ olan dişi kurtarmak içindir.