Refah için tarım zamanı

Okullarda tarım dersi neden olmasın? Eskiden olduğu gibi... Bahçıvanlık okulları yerel üretim ve gelişmeye katkı sağlamaz mı? Tarım için okullardan başlanarak yeniden planlama ve başarılı olma dönemi. Üretim arttıkça Türkiye sağlıklı büyür.

Tarım ve üretimin ne kadar önemli olduğu arka arkaya gelen krizlerle bir kez daha net olarak ortaya çıktı. Önce pandemi döneminde büyüyen sıkıntılar, ardından gıdaya erişimde yaşanan zorluklar. Üstüne bir de gıda milliyetçiliği ile buğday, arpa başta olmak üzere temel ürünlerde azalan üretim...

Ayrıca üretim maliyetlerinin salgın - savaş - pahalılık üçgeninde tüm dünyada büyük ölçüde artış göstermesi. Su, elektrik, gübre, arazi, akaryakıt, tarımsal araç gereç, gübre... Enerjiden başlayarak her şey ateş pahası.

Refah için tarım zamanı

Böyle olunca da herkesin dilinde artık ‘tarım zamanı’ söylemi: Üretimi artırmalıyız. Devlet yeni planlamalar yapıyor, yerel yönetimler projeler geliştiriyor, insanlar sağlıklı ve beslenebilir olma adına en azından bazı tükettiklerini üretme arayışında. Bunlar güzel şeyler! Ama var olanın yeniden keşfi bir anlamda.

Türkiye’de cumhuriyet adına elde edilen kazanımlarda büyük başarıların şifreleri bir güvence olarak elimizde var aslında.

Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’nın ulu önder Atatürk döneminde başlattığı reformlara baktığınızda tarımın ne denli önemli olduğunu görebiliyorsunuz. Ziraat ve tarım dersleri ’kendi kendine yeten Türkiye’nin net başarı göstergeleri. Sonrasında Köy Enstitülerinin de bu konuda Türkiye’nin üretim gelişimine büyük katkılar sağladığı biliniyor. Tarım ve uygulaması başlığı ile gerçekleşecek eğitim faaliyetleri hiç kuşku yok ki, eskiden olduğu gibi, günümüzde ciddi bir sancı haline gelen tarımsal üretimin artırılması, doğa ve çevrenin korunması, gitgide azalan çiftçi nüfusunun geliştirilmesi ve büyütülmesi anlamında da büyük katkılar sağlayacaktır.

Özellikle kırsal kesimdeki okullarda bu konuda yetkin kişilerce verilecek dersler ve yapılacak uygulamalar Türkiye’nin bölgesel anlamda kalkınmasına ve gıdaya erişimde yaşanan sorunların giderilmesine katkı sağlayacaktır. Çiftçi üretip kazanacak, o kazandıkça Türkiye de sağlıklı büyüyecektir.

Tarım dersi herkes adına yararlı ve önemli olmaz mı? Bahçıvanlık okulları özellikle tarıma yönelimi artırmaz mı? Bu anlamda gerçekten hevesli kişi ve grupların önünü açmaz mı? Üretimi çoğaltmaz mı?

Toplumsal yaşamda ’üretme ve tarım zamanı’.

Şu sineklerden çektiğimiz!

Sıcakların artması nedeniyle en büyük dert. Kara sinek, sivri sinek, uçan haşerenin her türü. Ne kadar mücadele edildiği açıklansa da özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde büyük sorun.

Refah için tarım zamanı

Bazen ilaçlama gecikmesi, bazen doğru yöntemlerin uygulanmaması, bazen yoğun çevre kirliliği, bazen insan eliyle yaratılan pislik... Ne olursa olsun, sinek büyük dert! Geçen yıl birçok il ve ilçede ciddi sancılar yaşanmıştı. Dilerim bu yıl önlemler zamanında alınır.

Bir de bilimsel notu eklemeliyim buraya. Sık sık ’Zehirsiz Kentlere Doğru’ projesi ile ilgili not ve değerlendirmeleri yazıyorum. Son toplantıda birçok toplumsal geleceği ilgilendiren olgunun yanı sıra sinekler konusu da bir kez daha gündeme geldi. Bence çok önemli. Hacettepe Üniversitesi’nin saygın öğretim üyelerinden Prof. Dr. Salih B. Alten, önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği nedeniyle başta Türkiye olmak üzere bölgemizdeki birçok ülkede ciddi sinek istilası sorunu yaşanacağını söyledi. Ben önemsiyorum. Bari bu yıldan başlanarak larva döneminde önlemler alınarak mücadele süreci başlasa!

Gübre desteği üretim adına sevindirici

Tarımsal gelişimi sağlamak, üretimi artırmak adına en önemli konulardan biri de gübre desteği. Yerel yönetimlerin de bu alanda öncü rol oynaması beni çok mutlu ediyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki büyük artışlar nedeniyle sebze - meyvenin yerinde üretilmesi ve oradan tüketiciye aktarılması çok önemli ve değerli.

Refah için tarım zamanı

Bu konuda aktif belediyelerden biri de Manisa Büyükşehir Belediyesi. Manisa’daki tarım ve üretim desteklerini başarılı yerel yönetici Nuray Çevirmeci yansıtıyor. Başkan Cengiz Ergün’ün sadece rutin çalışmalarda başarılı olmakla yetinmeyip toplumsal sorunlara duyarlılığı ve desteği beni mutlu ediyor.

Bunun son örneği de buğday üreticilerine gübre desteği. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı, 3 - 20 dekar arası arazisi olan üreticilere Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün sevgi eli uzadı.

Destek elbette bütçe olanakları ile sınırlı. Bir iki çuval da olsa üretici memnun. Üstelik katkı yüzde 75 oranında.

Biliyorum ki, gelecek yıllarda Manisa’da bu destek Başkan Ergün’ün çabaları ile daha da artacak ve ses getirmeye devam edecek.

Buğday ürettikçe kendi kendimize yetmeye de devam edeceğiz. O yüzden, devam başkan!

Yem zammına şöyle bakalım mı?

İki aylık süreç içinde Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği’nin piyasaya verdiği yemlere bir zam daha geldi. Sığır süt yeminin 50 kiloluk çuvalı 208 liradan 246 liraya, kuzu besi yeminin 220 liradan 260 liraya, sığır besi yeminin de 201 liradan 238 liraya çıktı. Tabii bu fiyatlara yüzde 2 - 5 bayi karını da eklemeliyiz. Yeme arka arkaya zam gelmesi demek aslında süt/yem paritesinin de üretici aleyhine bozulması demek. Yani tüketici aleyhine de fiyat artışı.

Refah için tarım zamanı

Genelde bu yemler en çok tercih edilenler değil. Yüksek verim için üretici piyasadaki biraz daha üst kalitedeki yemleri tercih etmeye çalışıyor. Onlara yönelince de fiyat 2-3 kat daha fazla. Aslında Tarım Kredi’ye yapılan artış, piyasadaki diğer ürünlerin de aynı oranda artması demek. Böyle olunca da üretim azalması... Kalıcı çözüm, gerçek üreticinin giderlerinin devlet tarafından en az 5 yıllık bir planlama çerçevesinde desteklenmesi.