Ucuzluk için çifte doping

25 Şubat 2021

Yurttaşların temel şikayeti haline gelen ‘fahiş fiyat’ konusunda piyasaya ‘devlet eli’ değiyor. Hem yasa değişikliği, hem de Tarım Kredi Kooperatifleri’nin devreye girmesi ile fiyatlarda denge hedefleniyorYurttaşların son aylardaki en temel şikayetiydi, ‘fahiş fiyat’. Özellikle temel gıda malzemelerinde büyük artışlar yaşandı. Konu, devletin en üst makamlarında da ele alındıkça çözümler üretilmeye başlandı. Özellikle yaklaşan Ramazan bayramı öncesinde bu tür spekülasyonlara ‘geçit vermeme’ konusunda görüş birliği var. İlgili bakanlıklar da devrede.

Özellikle bazı market zincirleri başta olmak üzere ‘piyasa spekülatörleri’ adına ‘en ucuza al, en pahalı sat’ dönemi artık bitecek. ‘Devlet’ devrede. Bu konuda bir süreden beri ‘iki koldan yürütülen çalışmaları’ paylaşmak isterim.



Perakende ticaretin düzenlenmesi ile ilgili yasa teklifi TBMM’den kısa sürede geçirilirse önemli yenilikler getirecek. Özellikle yaygın, büyük ve zincir marketlerin ‘üretici üzerinde etkin olan şikayet konusu bazı uygulamaları’ devreden çıkarılacak. Büyük marketlere ödenen maliyet artırıcı katılım, promosyon ve reklam payları kaldırılacak, üretici ve ürün verene ödemeler 30- 45 gün aralığına çekilecek, yerel ürünler değerlendirilerek yerel üretici ve ürün desteklenecek, bankalarla kredi kartı komisyonlarında standart bir oran getirilecek, haksız ticaret uygulaması yapanlar teşhir edilecek ve cezai yaptırımlar uygulanacak. Başka eklemeler de gündemde.

Bir başka ‘piyasa önlemi’ de özellikle temel gıdalar konusunda. ‘Fahiş fiyata’ karşı Tarım Kredi’ye bağlı kooperatifler de daha etkin bir şekilde devrede olacak. Yurttaşların yoğun tükettiği (yağ, şeker, un, patates, soğan, çay) ürünlerde fiyat dengelemesi yapılacak ve ihtiyaç sahipleri ‘makul fiyatlardan alım’ yapabilecek. Ürün ve marka çeşitliliği ise büyük marketlerce piyasa ekonomisi düzeninde devam edecek.

Yazının devamı...

FIRSAT TÜRKİYE’NİN KAPISINDA

14 Ocak 2021

Pandemiyle yeniden şekillenmeye başlayan küresel tedarik zincirinde Türkiye için yeni fırsatlar doğabilir. Ülkenin öteden beri gelen avantajlarına özellikle son yıllarda lojistik alanında yapılan atılımlar eklendiğinde fırsatlara erişmek mümkün

YUVAYA DÖNÜŞ

Milliyet benim ilk yuvam. İlk paramı kazandığım dost meclisi. Yıl 1979, gencecik bir üniversite öğrencisi olarak atmıştım ilk adımımı. Gece sekreterliğinden spor muhabirliğine, siyaset yazarlığından röportaj, araştırma ve çevre gazeteciliğine kadar her alanda çalıştım. Sayfa sekreterliği, gece yazı işleri müdürlüğü de yaptım. 15 koca yıl, nice güzel insanlar, anılar, dostluklar, sevgiler taşıdı yüreğime. Sonraki yıllar için en büyük sermayem oldu Milliyet yıllarım. 25 yıl sonra yine bu çatı altında olmak. Aynı insani, demokratik ve ahlaki ilkeler ışığında buluşmak. Yıllardan beri gazeteci, siyasetçi, akademisyen olarak ilgilendiğim bir alanda ekonomi, tarım, çevre konularında bilgi paylaşmak. Sevgi ve üretim tohumları sermek. Yeşerecek güzelliklerde Türkiye adına yeni kazanımlar elde etmek.

Pandemi nedeniyle dünya düzeni ciddi ölçüde değişti. Ekonomi, siyaset, eğitim, kültür, sanat... Her şey.
Kovid-19’un yayılması ile ilgili suçlamalar Çin üzerinde yoğunlaştıkça, özellikle ekonomik yapılandırmalarda da arayışlar arttı. Örneğin, tedarik zinciri konusunda.
Çin ve Tayvan’ın bu konudaki etkinliğine başta ABD ve bazı Avrupa ülkeleri karşı çıkarken, psikolojik faktörler de devrede. Bu anlamda dünya ekonomisinde önemli payı olan tedarik zincirinde şansı olan ülkelerden biri de Türkiye. Özellikle son yıllarda lojistik alanında büyük atılımlar yapan ülkemiz, yeni dünya yapılanmasında neden hak ettiği payı almasın? Yağ var, şeker var, un var. Artık helvayı kavurmak, pişirmekte bize kaldı. Rakiplerimiz yok mu? Elbette, var. Bulgaristan, Romanya, Polonya... Başkaları... Şimdi Türkiye’nin adı yeter desem, çok mu abartmış olurum.

Yazının devamı...