Sanayide yeşil dönüşüm zamanı

Çok zamanımız yok! 3 yıl içinde yeşil dönüşüm konusunda etkili çalışmalar yapmak gerekiyor. Özellikle de ihracatın zarar görmemesi adına. Türkiye, şu anki üretim süreçleriyle Avrupa’ya ihracatında yıllık 1.8 milyar dolar karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya kalabilir.

Türkiye için yeşil dönüşüm konusunda hızlı hareket zamanı. İş işten geçmeden... Üretimde, ihracatta ve pazarlamada yeni bir süreç... Dünyadaki yeşil düşünceye uygun. Yeşil dönüşüm tarzında ve yolunda. Uyum süreci için belki kısa, belki uzun, ama 3 yıl var. Bu üç yılda da yapılacak çok iş... Yoksa sınırda karbon uygulaması başladığında ihracatçı için zorlu bir dönem olabilir. Türkiye, şu anki üretim süreçleriyle Avrupa’ya ihracatında yıllık 1.8 milyar dolar karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya!

Bazı engeller, eksikler, yapılmayanlar. Bunun ihracatı etkileyeceği de ortada. O zaman, uyum zamanı. Hızlı, akılcı, bilimsel, hedefli... Devletin de bu konuda destek ve planlama çalışmalarına tam katkı vermesi önemli. Makina parkları yenilenecek ki, karbon salımı azalsın. Bu ciddi bir maliyet. Karbon tutmaya yönelik yatırımlar yapılacak ki, yeşil dönüşüm için onay alalım. Elbette yenilenebilir enerji ve çevre  doğa tahribatı konusunda ciddi önlemler. Bunun geniş bir deklarasyonla tanıtımı.

Elbette elektrikli araç üretimi yaygınlaştırılacak ve teşvik edilecek. Bunun için de ciddi yatırımlar gerekiyor.

Yenilenebilir enerji konusu temel sorun. Güneş, rüzgar, dalga... Bunların sisteme entegrasyonu. Sanayici için etkin ve verimli kullanımı. Ve pazar entegrasyonu çalışmaları. Sanayide yeşil dönüşüm zamanı. Dünyanın gidişine ayak uyduracağız.

Yapacak çok işimiz var, çok. Kaybedecek hiç zamanımız yok, hiç!

Bu konuda duayen sanayici ve TOBB, EBSO, Petkim gibi önemli kuruluşlarda etkin görevler üstlenmiş saygın iş insanlarından Kemal Çolakoğlu’nun değerlendirmeleri de şöyle:

“İnsanlığın gelişmesi ve modernite için tarım toplumundan sonra sanayi toplumuna ve sonrasında bilgi toplumuna ulaşıldı. Ancak bu her biri, bir öncekini katlayarak hızlanan devrimler, insanlığı kendisi için geliştirirken diğer taraftan, aleyhine bir sonuca götürerek, çevre kirliliği, enerji kirliliği, çevreye duyarlı olmayan sürdürülebilir lojistik, inşaat ve yapı sektöründe göz ardı edilen doğa faktörü, tarımda ilaçlanmış gıda gibi tamamen insana zararlı ve yıllar sürecek bir kirlilik yaratmıştır. Yanlışlığın neresinden dönersen kardır. Dünyalının geç de olsa aklı başına gelmiştir. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile, kaynakların dikkatli kullanılması, temiz enerji, tarım ve sanayide alınacak tedbirlerle iklim krizinin önce durdurulması sonra aşağı çekilmesi sağlanmalıdır. Bunun için topyekün bir mücadele içinde olmak şarttır. Gelişmiş ülke olma iddiasındaki Türkiye bu işin başını çekerek, prestijini artırmalıdır. Türk sanayicisi bu konuda istekli ve girişimcidir. Bu önemli.”

Obeziteye karşı stevia

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dikkat çekmeye devam ediyor. Obezite tüm dünyada son yılların en büyük tehlikesi. Başta gençlik olmak üzere insanlığı tehdit eden ciddi bir hastalık. Yedikçe yiyoruz, kilo aldıkça şişmanlıyoruz. Bundan 25 yıl öncesine oranla ‘şişman nüfus oranında’ neredeyse yüzde 100 artış var. Ülkemizde de sorun aynı boyutlarda.

Şimdi obeziteye karşı önlem amaçlı yeni bir alışkanlık gündemde. ‘Beyaz zehir’ olarak da nitelenen şekerin yerine stevia. Sadece obezite için değil, şeker hastalığı olanlara da yeni bir öneri. Kökeni Paraguay’a uzanan bir ‘şeker otu’. Doğal ve kalorisiz bir tatlandırıcı. ABD’de, AB’de ve Türkiye’de 2013 yılından beri bakanlık onaylı.

Sanayide yeşil dönüşüm zamanı

Türkiye’de de çeşitli firmaların ürettiği ürünler vitrinlerde. Elbette şekere göre daha pahalı. Bilimsel araştırmalar da çok yönlü sürüyor. Somut olarak ‘zararlı’ denebilen bir nota rastlamadım. Konunun detayı elbette bilim insanlarının ve tıp doktorlarının işi. Bir karar alınırken, onlara da mutlaka danışılmalı.

Ben son yıllarda okuduğum raporlar da görüyorum, ‘geleceğin bitkisi’ olarak anılıyor. Ülkemizde de don yaşanmayan bölgelerde yetiştirilebiliyor. Balıkesir’de, Burhaniye’de, Konya ve Antalya’da birçok yerde tarlaları gezdim. Gelişiyor. Güney Amerika’da daha popüler olan bu otun yeni üreticisi elbette tanıdık: Çin. Dünya üretiminin yüzde 80’e yakını onların. Şeker hastalarının kullanımı için uygun. Tatlandırıcı özelliği var. Obeziteyi önlemede de ‘etkili ürün’ kategorisinde. ABD ve AB ülkeleri bu konuda yeni araştırmalar yapıyor. Otu ekstrat haline getirilip mini şeker boyutunda kullanılabiliyor.

Aktarlarda kuru otu satılıyor. Alanlar çaya, tatlıya klasik yöntemlerle karıştırıyor. Ama gelecek elbette endüstrisinde. Ekstraksiyon tesisleri kuruldukça stevia da yaygınlaşacak. Böylelikle ciddi bir üretim gelişimi ve katma değer yaratılabilecek.

En büyük çevrecinin kitabı yayınlandı

Vefatının 25’inci yılı. Türk sanat müziğinin büyük ismi, batmayan güneş, Zeki Müren. Milliyet’te çok sayıda röportajım yayımlandı, dostluğunu yaşama mutluluğunu yaşadım.

Bodrum Belediyesi Zeki Müren için güzel bir kitap hazırlamış. Emek, Cezmi Çoban ve Zeynep Atılgan’ın. Projenin son imzası Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın. Güzel, kaliteli ve vefa dolu bir çalışma, kutlarım.

Doğayı çok severdi

Bu vesileyle Zeki Müren’in çevreci, doğasever ve hayırsever kimliğinden söz etmek gerekir. İnsanları, doğayı, çevreyi, can dostları öyle çok severdi ki... Şu sözcükler onundur örneğin:

“Yeşil buğday tarlalarına kırmızı gelincikler yakışır. Yüce tabiat, öyle güzel ayarlamıştır ki, yemyeşil kırlara kırmızı, kıpkırmızı gelincikleri serpiştirirken. Hiçbir ressamın fırçası bu iki rengi asla bu kadar göz alıcı ve huşu verici olarak aksettiremez. Çocukluğumuza dönelim, hani ilkokul çağımızda, pazar pikniklerimiz olurdu, baharda. Yemyeşil kırlarda gelincik toplamanın ve demet demet evlerimize getirip annelerimize sunmanın zevki. Tanrı yeşille kırmızıyı bir arada nasıl da sevdirmiştir kullarına.”

Sanayide yeşil dönüşüm zamanı

BİR ŞİRKET

ISO Belgesi ile çevreye duyarlılık

ISO 14001 Çevre Belgesi geleceğin doğru planlanması anlamında önemli bir adım. Buna özen gösteren firmalar da elbette gözbebeğimiz.

Güzel bir haber aldım. Su sistemleri, geri dönüşüm ve bertaraf tesisleri ile ekonomik hayata yön veren şirketlerden Poelsan Plastik de çevreye duyarlı işletmecilik de önemli ISO belgesinin sahibi oldu.

Şirket yöneticisi Hakan Dağdelen, “Çevre bilincimizi tescilledik. Kirliliği azaltmak, önlemek ve kontrol altına almak için aldığımız belge kapsamında şirket içi eğitim kursları düzenliyor ve çalışanlarımızı duyarlı hale getirmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” dedi.

Bu çabalar gerekli ve önemli.

MUHTARIM  DİYOR Kİ...

‘Muhtar kentin güvencesi’

Pandemi sürecinin parlayan yıldızı onlar. Muhtarlarımız... Öyle özverili, öyle etkin çalışmalar sergilediler ki... Sadece eksik gedikler değil, aşılama, alışveriş, özellikle de bilinçlendirme çalışmaları.

Bugün Gölcük’teyiz. Deprem acısı yaşamış güzeller güzeli ilçemiz. Merkez yol üzeri Şehitler Mahallesi Muhtarı Sevim Kanat konuğumuz. 18 yıldır aza ve muhtar olarak halkın hizmetinde. 10 bin nüfuslu büyük bir mahallenin çalışkan, özverili, arı gibi çalışan neferi. Sevim Muhtarım şunları anlatıyor:

“Pandemi süreci hepimizi zorladı. Ancak elimizden geldiğince halkımızın yanında olduk. Yerel yönetimlerimiz katkı sağladıkça sorunlar çözülüyor. Bu anlamda devletin kurumları ile işbirliği elbette önemli. Ben bu dönem mahallemize bir lise kazandırılmasını ve özellikle yaşlılarımız için yeni bir huzurevi planlanmasını önemsiyorum. Muhtarlarımız halkın güvencesi. Eskiden kayıt sistemi direkt olarak muhtarlarla yürüdüğü için kontrol mekanizması daha etkindi. Şimdi kontrol zor. Devletimizin bu konuyu bir kez daha irdelemesinde yarar var.”