Tek yol üretim

Gıdaya erişim sorunu büyüdükçe çözüm de netleşiyor: Her bir karış toprağın değerlendirilmesi, üreticinin desteklenmesi, damlama sulamaya geçilmesi ve su tasarrufu.

Ekonomik sorunlar üstüne gelen pandemi ve ardından da Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle zaten ulaşılması zor olan gıda da fiyatlar rekor üstüne rekor kırıyor. Dünya çapında en önemli sorunlardan biri haline gelen ‘gıdaya erişim‘ konusunda Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporları da sorunu en çarpıcı boyutları ile ortaya koyuyor.

Tek yol üretim

FAO’nun son raporları, dünya çapında gıda fiyat endeksindeki artışları gözler önüne seriyor. Uzmanların yorumu net: Korkutucu ve gelecek adına endişe verici. Bu yüzden de birçok ülkede bu anlamda yeni projeler ve üretim seferberlikleri gündemde. Slogan da belli: Her bir karış toprağın en verimli ve etkin şekilde değerlendirilmesi. Üreticinin desteklenmesi. Damlama sulamaya geçilmesi ve su tasarrufu.

Yoksul ve yoksun topraklar ile oralarda yaşayanlar gıdadaki rekor artışlar nedeniyle en büyük darbeyi alırken, hastalık ve açlık ölümlerinin de artması dikkat çekiyor.

Küresel Gıda Fiyatları Endeksi notları endişe verici: Fiyatlar sadece son bir ayda yıllık bazda yüzde 142’ler düzeyini aştı. Yükseliş devam ediyor. Üstelik hububatta yüzde 170, ette ve şeker de ise yüzde 120’den fazla artış gündemde.

Maalesef artış engellenemiyor. Çünkü girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle üretim yükselmiyor. Bırakın yerinde saymayı, sürekli geriliyor. Böyle olunca da sorunlar ve özellikle de hastalık ve açlık ölümleri artıyor.

Çözüm olarak da bir tek çıkış yolu dikkat çekiyor: Ekim, dikim, üretim. İnsanlığın gelecek endişesinin ortadan kalkması için temel yol.

Stokçuluğa karşı yerinden al tüketiciye her yerde sat!

Şikayet belli... Stokçular malları ucuza topluyor, fiyatların artmasını bekliyor, sonra da piyasaya verip büyük kar elde ediyor. Tamam, 50 yıldır dinliyoruz. Ben de hep çözümü söylüyorum: Yerinden al, tüketiciye karsız sat.

Tek yol üretim

Örneğin tarlada 1 liralık soğan, pazarda 5-6 lira bandında. Bu oyun bozulamaz mı? Çok kolay! Tarım Kredi Kooperatifleri koordinasyonunda Türkiye’nin güçlü kooperatifleri devreye girer, İç Anadolu’daki üreticilerden 1 liraya soğanı alır, devlet sadece bu taşımaya özgü ‘akaryakıt desteği‘ sağlar. Alın size çarşıda-pazarda, dolayısıyla evde 1.5 liraya soğan.

Zor mu? Tüketici sevinir mi? Stokçu darbe yer mi? Devlet gücünü göstermiş olur mu? Hepsine ‘evet‘.

“Bu kalıcı çözüm değil” diyenleri duyuyorum. Kardeşim şu stokçuya bir tokat atalım, devlet etkisini görsün, isterse bir daha yapmasın, şu günlerde soğan her eve keyifle girsin.

Sonra domates, sebze ve meyve için de aynı formül uygulanır mı? Ben öneririm, bence olur.

Üreticiden doğrudan alım bereketi

Köy-Koop kooperatifçilikte başarılı bir model. Üreten, tasarlayan, planlamalar yapan ve pazarlayan bir üretici birlikteliği.

İzmir Köy-Koop’un ilk kadın Başkanı Neptün Soyer… Elbette eşinin de en büyük destekçisi, ama o aynı zamanda kadın kimliği ile üretimde önemli başarıların da mimarı. Çalışmalarını ilgi ile izliyorum. Gıdaya erişimin zorlaştığı bir süreçte başarılı eğitimci ve yönetici Neptün Soyer’den satır başları şöyle:

- “Kırsal kesimde nüfusun azalmaması temel hedef. Bu gerçekleşirse yoksulluk ve yoksunlukla daha etkin mücadele edilebilir. Kooperatifçiliği geliştirmeliyiz. Gelecek dünyasının sigortası bu. Neden ata tohumu, karakılçık tohumu. Çünkü yıllardır bu toprakla uyumlu hale gelmişler, kaynakların daha az kulllanımı için de önemli bu yerel tohumlar.

- Ucuzluk için bir mekanizma da kooperatiflerden doğrudan alım. Yasalar buna olanak veriyor. Böylelikle hem üretici kazanır, hem de devlet ve millet. Ürünler aracısız toplumsal hizmete sunulmuş olur. Kamu kurumları ürünlerini kooperatiflerden almalı. Tunç Başkan (Soyer), ‘Başka tarım mümkün’ diyor. Bu slogan aslında kırsaldan başlayarak gerçekleştirilen bir üretim ve gelişim modelinin yansıması. Kalkınma için ciddi bir fırsat. Çözüm, üreticinin oluşturacağı bir yapı. Gelişmiş ve destek alan kooperatif mantığı.

- Tarıma sadece ziraat olarak bakmamalıyız. Tarım aynı zamanda kuraklık, yoksulluk, iklim krizi ile mücadele yolu. Sürdürülebilirlik. O yüzden ata tohumu. Birçok il ve ilçe artık kendi tohumunu tanıyor, ona göre üretiyor. Çiftçiye siz ekin dedik, kazandırdık, yüksek fiyat verdik. Belediye şirketleri de üreticiye destek oluyor. Bu kamucu ekonomi. Devletin bir kurumu olarak piyasayı regüle etmek. Atatürk’ün yaptığı da buydu. Şeker fabrikaları, Sümerbank, haralar, orman çiftlikleri. Hem üreticiyi, hem devleti güçlendirmek.”

SEVGİ SOYSAL OLSA…

‘Karanlığı bilmeyen ışığı da bilmez’

Hikaye ve roman yazarı. Ne şanslıyım ki, onu Mümtaz Hoca’dan da (Soysal) dinleme şansı bulmuştum.

Kitaplarını ilk gençlik yıllarımda okudum. Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Tante Rosa, Barış Adlı Çocuk, Şafak, Yürümek.

Harika bir dil, etkili değerlendirmeler, insan portreleri, varoluş ve yaşamın yokuşları adına çağdaş betimlemeler. ANKA haber ajansının da kurucularından.

Keşke o kadar erken kaybetmeseydik. Kadın, barış, sevgi ve adalet üzerine yazacağı, söyleyeceği o kadar çok şey olacaktı ki, olmadı. Benim gibi birçok edebiyatseverin de ona doyamadığını biliyorum. Bugün hayatta olsa, belki bir ‘öğle vakti‘ şunları anlatacaktı:

“...Savaş eksilmiyordu, önce babalar eksildi, sonra ağabeyler eksildi. Savaş eksilmedi. İnsanları sevmemeye başladı mı insan, insan gibi yaşamayı da sevmemeye başlıyor, insan gibi çalışmayı, kazanmayı, yemeyi, içmeyi, sevişmeyi, ölmeyi... Üzüntü insanı yorar. Tam karanlığı bilmeyenler, dünyayı aydınlatacak bir ışığın da ne olduğunu bilmezler, bunu aramazlar.”

Tek yol üretim

Ben gurur duydum: İlk elektrikli hazır

Güzel şeylerden söz ettikçe sizlerden gelen destek sevindirici. Güzellikler, başarılar hepimiz için mutluluk kaynağı ve gelecek adına güvence. Bunlardan biri de yoğun gündem arasında belki de gözlerden kaçtı. Dünya otomotiv sanayinin önemli yapı taşlarından Ford’un Türkiye‘deki Koç Grubu’na bağlı önemli kuruluşu Ford Otosan’ın Avrupa‘daki ilk tam elektrikli ticari aracı Gölcük’teki fabrikada üretildi.

Ali Koç’un, Levent Çakıroğlu’nun, Haydar Yenigün’ün, Güven Özyurt’un, onlarca mühendis ve yüzlerce emekçinin çabaları çok önemli ve değerli. Bu güzel haberler umudumuzu artırıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR