KARACİĞER YAĞLANMASI (HEPATOSTEATOZ)

Karaciğer hücrelerinde anormal seviyede yağ birikmesine karaciğer yağlanması ya da ‘hepatosteatoz’ denir. Yaygın şekilde karşılaşılan karaciğer yağlanması son derece ciddiye alınması gereken bir konudur.

Karaciğer yağlanmasının pek çok nedeni olabilir. En sık karşılaşılan nedenler aşırı alkol tüketimi, obezite ve kötü beslenme alışkanlıklarıdır. Alkole bağlı olmayan (NASH) karaciğer yağlanması ise ayrı bir başlık altında ele alınır. Yağlı karaciğer tek başına büyük bir tehlike oluşturmaz ve bir hastalık olarak kabul edilmez. Halsizlik gibi bazı belirtiler yağlanmayı hemen fark edecek şekilde keskin değildir.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, karaciğerdeki yağlanma kötüleşip iltihaplanma da tabloya eklenirse, bu durum sağlık açısından büyük riskler oluşturmaya başlar. Karaciğerde yağlanması olanların en az %80’inde hiçbir ciddi sağlık sorunu gelişmediğini bilmekteyiz. Ancak olguların %10-20’sinde hastalığın ciddi formu olan NASH (alkole bağlı olmayan steatohepatit) gelişebilir. Ultrasonunda yağlı karaciğeri olan ve karaciğer testlerinde yükseklik saptananlarda NASH görülme ihtimali çok daha yüksektir.

Aşırı alkol tüketimi en yaygın neden

Aşırı alkol tüketimi: Karaciğere dokunduğundan pek çoğumuzun haberdar olduğumuz alkolün karaciğer üzerindeki kötü etkilerine şöyle bir baktığımızda ilk sıralarda karşımıza karaciğer yağlanması çıkar. Aşırı alkol tüketimi karaciğer yağlanmasının yaygın nedenlerinden biridir.

İnsülin direnci: Kötü beslenme ya da genetik nedenlerden dolayı vücutta insülin direnci ortaya çıkabilir. İnsülin hormonuna karşı vücutta hücrelerin direnç göstermesi sonucu pankreas daha fazla insülin salgılamaya başlar ve insülin hormonundaki bu artış sonucu kandaki ve karaciğerdeki yağ asitlerinde artış görülür.

Fazla kilolu veya obez olmak: Her fazla kilolu ya da obez kişide karaciğer yağlanması olur demek doğru değildir ancak obez kişiler arasında karaciğer yağlanmasına rastlanma oranı %70’lere dek varan, oldukça yüksek bir seviyededir.

Belirtileri: Halsizlik ve hafif ağrı

Genellikle hiçbir belirti vermez. Nadiren halsizlik, iyi hissetmeme, karnın sağ üst kısmında huzursuzluk, dolgunluk veya hafif bir ağrıya yol açabilir. Ancak bu belirtiler birçok başka hastalıkta da görülebilir.

KARACİĞER YAĞLANMASI (HEPATOSTEATOZ)

TEŞHİS

Karaciğer yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya ultrasonla teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin büyümüş olduğu görülür.

Basit yağlanma adından da anlaşılabileceği gibi genellikle önemli bir sağlık sorununa yol açmaz, basit yağlanması olan kişilerde karaciğer kan testleri (AST ve ALT) genellikle normaldir. NASH’li hastalarda ise karaciğer kan testleri (AST ve ALT) genellikle hafif yüksektir. Ancak normal karaciğer kan testleri olanlarda NASH görülebileceği gibi, yüksek karaciğer kan testleri olanlarda basit yağlanma gözükebilir. Yani yağlanması olan hastalarda hangi tip yağlı karaciğer hastalığı olduğunu (basit yağlanma mı, NASH mi?) karaciğer kan testleri (AST, ALT) ayırt edemez.

Kesin teşhis karaciğer biyopsisiyle (lokal anestezi altında ince bir iğneyle karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı tarafından mikroskobik olarak incelenmesi) konulsa da rutin klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.

NASH’ta ciddi karaciğer hasarının (fibrozis) eşlik edip etmediğini gösterebilen az sayıdaki cihazın başında Fibroscan gelir. Fibroscan, NASH’lı hastalarda karaciğer fibrozisini ağrısız, zararsız, kısa süren (<5 dk.) bir ölçümle ortaya koyar. Özellikle ileri evre fibrozis ve siroz teşhisini mükemmel bir doğrulukla söyler.

TEDAVİ

NASH’ın kesin tedavisi için henüz bir ilaç bulunamamıştır. Kilo kaybı ve fiziksel aktivite şu ana kadar etkisi kanıtlanmış en iyi tedavi yöntemleridir. Ancak kilo kaybı kademeli olmalıdır (haftada en fazla 1.5 kg), çünkü daha hızlı kilo kaybı da yağlanmaya yol açabilir. Kilo kaybı ve fiziksel aktiviteyle NASH ile ilişkili durumların (örneğin şişmanlık, tip 2 şeker hastalığı, hipertansiyon, hiperlipidemi, insülin direnci) kontrolü kolaylaşır.

NASIL UZAK DURABİLİRSİNİZ?

İşlenmiş şeker ve un, hayvansal yağ ve alkol tüketiminizi azaltın.

Daha fazla sebze, meyve ve kurutulmuş meyve tüketin.

En sağlıklı diyetlerden biri olan Akdeniz diyetini uygulayın.

Haftada 2-3 kez egzersiz yapın.

Anti-enflamatuvar, ağrı kesici, östrojen ya da mantar önleyici ilaçlar almaktan kaçının.

Vücut ağırlığınızı yavaş yavaş azaltın.

Antioksidan tüketiminizi artırın.

Hepatit A ve hepatit B’ye karşı aşı olun.