Koronavirüs dosyası

Şu sıralar en çok tartışılan konu koronavirüs. Sınırlarımıza kadar dayanan hastalıkta en çok kimler risk altında? Hastalığa yakalanmamak için ne tür önlemler alabiliriz? Bu yazımızda aklınızı kurcalayan soruların cevaplarını bulacaksınız...

İş yerindeki sohbetlerin, aile toplantılarının en çok konuşulan konusu koronavirüs. Henüz Türkiye’de rapor edilmiş bir vaka olmasa da herkes endişeli, herkes kaygılı.
Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization/WHO) hastalığın belirtilerini şöyle sıralıyor: Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve kuru öksürük. Solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzer semptomlar gösteren bu hastalığı teşhis etmenin tek yolu detaylı testler yapmak.

Aynı virüs, farklı tablolar

Bugün itibarıyla tüm dünyada yaklaşık 90.000 vaka rapor edildi, bunlardan 2.700’ü yaşamını yitirdi. Okuduğunuz bu yazı, gazetede yayınlanmadan 2 gün önce yazıldığı için, siz yazıyı okurken bu sayı artmış olacak.

Bazı vakalarda hastalık ağır seyrediyor, ama destekleyici tedavilerle hasta iyileşiyor. On binlerce kişi, hastalandığı halde koronavirüsü sıradan bir grip gibi yaşayıp atlatıyor, bazıları ise hayatını kaybediyor. Peki, vücudun hastalığa verdiği bu farklı tepkilerde belirleyici faktör ne? Tabii ki kişinin bağışıklık sistemi.

Bağışıklık sistemi dengeli ve güçlü olanlar yatak istirahatiyle, bol sıvı tüketip dinlenerek hastalığı atlatıyorlar. Bu hastalıkta en çok ölümler 60 yaş üstündeki vakalarda görülüyor, en büyük risk grubu ise 80 yaş üstündekiler. Çünkü yaş ilerledikçe bağışıklık sistemi zayıflamaya başlıyor. Tabloya ileri yaşlarla ilişkili sağlık sorunları da eklendiğinde hayati risk artıyor. Diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları olanlarda da tablo çok daha ciddi seyrediyor, ölüm riski yükseliyor.

Koronavirüs dosyası


Ne yapabiliriz?

“Hocam bunun bir ilacı yok mu?” Hayır, yok. Hastalığa neden olan patojen bir virüs ise antibiyotikler işe yaramıyor.

Tüm viral enfeksiyonlarda olduğu gibi en etkili korunma sık sık ellerinizi yıkamak. Elleri yıkamadan gözlere, buruna dokunmamaya da dikkat etmek çok önemli. Çünkü virüsün ellerden vücuda girişi bu şekilde oluyor.

Tabii ki bu önlemlerin yanında bağışıklık sisteminizi destekleyeceksiniz! Sadece koranovirüsten değil tüm hastalıklardan korunmakta en etkili silahınız güçlü ve dengeli bir bağışıklık sistemidir. Eğer sağlıklı beslenmenin temel kurallarına uyuyorsanız, zaten koruma altındasınız demektir. Ama özellikle bu dönem daha dikkatli, daha özenli olmakta, sisteme doping yapmakta fayda var.

D vitamini deponuzu doldurun: Hayati önem taşıyan ve vücutta pek çok fonksiyonda rol alan D vitamininin bağışıklık sistemini aktive ettiğini biliyoruz. Bağışıklık sisteminin en güçlü savunma mekanizması olan T hücrelerinin harekete geçmesi için D vitaminine ihtiyaç var. Yani D vitamini rezerviniz boşsa sizi istilacı virüslerden, bakterilerden koruyan savaşçı T hücreleri faaliyete geçemiyor. Tavsiyem D vitamini değerinizi ölçtürün ve hastalıklardan koruyucu etki için bu değeri 100 ng/ml’nin üstüne çıkarın. D vitamini rezervinizi doldurmak için D vitamini ampullerinden faydalanabilirsiniz.

Probiyotik dopingi yapın: Bağırsaklardaki faydalı bakteriler vücuda giren bir patojenin (bu bir virüs zararlı bir bakteri, toksik bir madde ya da virüs olabilir) bağışıklık sistemiyle ilk karşılaştığı yerdir. Bu ilk karşılaşmadan galip çıkmanızda dost bakterilerin hayati bir rol oynadığını unutmayın. Bağırsaklardaki probiyotik kolonileri ve bağışıklık sisteminin savaşçı hücreleri devamlı iletişim halindeler, hatta saldırı emri dost bakterilerden gelir.1 Sofranızı probiyotik zengini besinlerle donatmakla yetinmeyin, probiyotik takviyesi alın.

Önleminizi alın ama panik yapmayın: Çok fazla endişelenmek, strese girmek bağışıklık sistemini çökertir. Stres sırasında salgılanan kortizol hormonu (ölüm hormonu olarak da bilinir) vücutta kronik enflamasyona neden olan bir sürecin başlamasına neden olur. Enflamasyon sizi hastalıklara karşı savunmasız bir hâle getirir. Stresli insanlar hem daha fazla hastalanır, hem de daha zor iyileşirler.

DÖRT ÖNERİ

1. Yanınızda hep karanfil olsun. Toplu taşıma araçlarına binerken, kalabalık mekânlarda ağzınıza bir karanfil atıp çiğneyin. Karanfil antiviral, antibakteriyel özelliğe sahiptir.

2. Bol bol zencefil çayı tüketin, ıhlamur çayı, yeşil çay için. Bu bitkilerin viral enfeksiyonlara karşı koruyucu, bağışıklık sistemini destekleyici etkisi vardır.

3. Tarih boyunca salgın hastalıklardan korunmak için sirkenin güçlü antiseptik özelliğinden faydalanıldı. Ev sirkesini salatalara katmakla yetinmeyin, bir fincan sirkeyi iki bardak suyla seyreltin, yemeklerden bir - bir buçuk saat sonra, tok karnına için.

4. Koronavirüs, 2000’li yılların başında SARS salgınına neden olan virüsle aynı aileden. Bir araştırmanın sonuçları, SARS virüsünde kuersetinin fayda sağlayabileceği yolunda.

2 Kuersetin soğanda, sarımsakta bol bol bulunan bir madde. Bolca çiğ soğan ve sarımsak tüketin.

1 “Intestinal bacterial colonization induces mutualistic regulatory T cell responses” Geuking MB, Cahenzli J, Lawson MA, Ng DC, Slack E, Hapfelmeier S, McCoy KD, Macpherson AJ: Immunity 2011, 34:794806

2 “Small Molecules Blocking the Entry of Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus into Host Cells” Ling Yi, Kehu Yuan, Journal of Virology, : 10.1128/JVI.78.20.11334-11339.2004