Siber saldırı veya arıza mağduru banka müşterilerinin hakları

ZAFER İŞERİ
Ticari ve ekonomik hayatta günümüzde birçok işlem bankalar vasıtası ile yapıldığından, bankacılık mevzuatı, son derece detaylı düzenlemeler içermektedir. Bankaların teknik arızalar sebebi ile müşterilerine uzun süre hizmet veremediği durumlarda konu, tahmin edileceği üzere hukuki açıdan Bankacılık Kanunu’na tabidir. İlgili temel düzenleme 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ikincil mevzuatta düzenlenmiştir. Konuyla ilgili otorite Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’dur.

Son zamanlarda ülkemizde bulunan bir bankada ATM, İnternet Bankacılığı, uygulama üzerinden sisteme erişilememesi ve kredi kartlarına provizyon verilememesi gibi birtakım aksaklıklar yaşanmıştır. İlgili banka ise bu durumun sistemsel bir arıza olduğunu belirtmiştir, fakat kamuoyunda, açıklamanın yeterince detaylı ve tatmin edici olmadığı, ilgili banka sisteminin hacklendiği yönünde iddialar ortaya atılmıştır.

Bu husus, alacaklının temerrüdü dediğimiz konu ile ilgilidir. Alacaklı şu anda kendisine yapılacak ödemeyi kabul edebilecek bir durumda değildir. Bunu sistemlerine işleyememektedir. Bu nedenle de kendi temerrüdü durumunda zaten aksini yapması düşünülemez. Burada çok daha önemli bir detay vardır. Türk Borçlar Kanunu’na göre alacaklının temerrüdüne ilişkin hükümler ve bu hükümler çerçevesinde yazılmış akademik makaleler incelendiğinde bu ek yükümlülükten Banka’nın sorumlu olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu anlamda bankanın sadece faiz almaması yeterli değil, diğer kendi kusurundan kaynaklanan zararları da karşılayacağını açıklaması gerekmektedir. Bankanın parasını vadeli ya da vadesiz tutan insanlar, arıza boyunca paralarını kullanamadılar. Mesela en basiti, diyelim ki o gün kartıyla e-ticaretten belki indirimli bir şey alacaktı fırsatı kaçırdı. Bunu nasıl değerlendirmek lazım? Daha önemlisi, kesinti sırasında başka bankalara ya da üçüncü şahıslara ödemesi olanlar ödemelerini yapamadı. Ödemeleri gereken faiz ya da ceza çıkarsa ne olur?

Öncelikle burada alacak/borç ilişkisinde taraflar değişiyor. Bu defa banka talep ettiğim takdirde bana mevduatımı vermek veya bazı istisnalar haricinde tahsis ettiği krediyi kullandırmakla yükümlü. Bu açıdan bakıldığında aslında çok daha kritik bir sorun var. Bir bankanın kişiye mevduatını ödememesi Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesine göre bankanın madde sayılan istisnalar dışında mevduat sahibine hesabı kullandırma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Ancak, şu anda bankada mevduat sahiplerine Kanunun 61. maddesinde sayılan sebeplerin dışında bir sebeple mevduatını kullandıramamaktadır. Kanunun 151. maddesinde ise “Bu Kanunun 61 inci maddesi hükmüne aykırı davrananlar altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” düzenlemesi yapılmıştır. Yani konu aslında ilginç bir yere gitmektedir. Şu anda banka mudilere mevduatlarını Kanunun 61. maddesindeki “4721 sayılı Türk Medenî Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.” düzenlemesine aykırı şekilde davranmaktadır. Yani, özellikle vadesiz hesaplarda mudiye parasını talebe rağmen ödememektedir.

Temerrüt durumunda öncelikle faiz söz konusu olacaktır. Yani normalde bankadan vadesiz mevduat hesabındaki miktar talep edildiği halde ödenemediği için, ödenemeyen kısım için temerrüt gerçekleşecek ve banka bu miktar için faiz ödemekle yükümlü hale gelecektir. Ayrıca borçlunun (banka) alacaklının (mudi) gecikmeden kaynaklanan zararını ödemesi durumu oluşacaktır. Burada bizim hukukumuzdaki kavramlar şunlardır:

- Kusuru olmadığını ispat etmedikçe, “borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.”

- TBK m. 119’daki Beklenmedik hâlden sorumluluk: “Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle doğacak zarardan sorumludur.

- Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.”

- TBK m. 120’deki Temerrüt faizi: “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

- TBK m.122’deki Aşkın zarar: “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

- Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.”

Görüleceği üzere bankanın kusur durumuna ve mudinin durumuna göre sorduğunuz zararlardan sorumlu olup olamayacağı her somut olay için ayrıca değerlendirilerek karar verilmesi gerekiyor. Yani kesinti sırasında ödemesi olanlar ve gerçekten parası banka olduğu ve bu parayı kullanmadığı için ödeme yapamayanlar, bu durumu ispat ederek ek külfetleri bankadan talep edebilirler. Ancak, bir e-ticaret sitesindeki bir ürünü ucuza alamayanlar açısından oluşan zarar doğrudan bir zarar değil dolaylı bir zarardır. Bunun ancak fiil ile (bankanın ödeme yapmaması) ilgisinin ispat edilmesi gerekir. Çoğu durumda bu tür zararlar ispat edilemeyecektir.