Yüzde 50+1 tartışması

Prof. Dr. H. Sami Türk

2. Anayasa ve sistem değişikliği

11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaratılan yapay kriz, seçim sisteminin değiştirilmesine ve bu amaçla Anayasa’da Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini öngören değişiklik yapılmasına neden oldu. Anayasa’nın TBMM ve Cumhurbaşkanı seçimleri, toplantı ve karar yeter sayısı ile ilgili 76, 79, 96, 101 ve 102. maddelerinde değişiklik yapılmasını öngören 10.5.2007 tarih ve 5660 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanı Sezer tarafından bir daha görüşülmesi için TBMM Başkanlığına geri gönderildi; fakat bu kez 31.5.2007 tarih ve 5678 sayılı Kanun olarak “aynen” kabul edildi. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından halkoyuna sunulan 5678 sayılı Kanun, 21 Ekim 2007 günü 67.51 oranında bir katılım ve % 68.95 oranında “Evet” oyu ile kabul edildi.

Bu Kanun’la değiştirilen Anayasa’nın 102. maddesinin II. fıkrası şöyle idi:

“Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci Pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.”

Gerektiğinde iki turlu olabilecek bir seçim sistemi öngören bu düzenleme, 19.1.2012 tarih ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında tekrarlanmıştır(1).

Aynı düzenleme, 21.1.2017 tarihinde Meclis’te 339 oyla, 16.4.2017 tarihinde yapılan halkoylamasında % 85.43 oranında bir katılım ve % 51.41 oranında “Evet” oyu ile kabul edilen 6771 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilen Anayasa’nın 101. maddesinin V. fıkrasında 1. ve 3. cümlelerin sonunda birer sözcük değişikliğiyle yer almaktadır. Yürürlükten kaldırılan 102. madde ile birleştirilen 101. maddede yer alan bu düzenleme, son şekliyle şöyledir:

“Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci Pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir.”

Bu fıkrada doğrudan halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmek için aranan salt çoğunluk, rakamla % 50 + 1 olarak ifade edilmektedir.

Fakat 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği sadece Cumhurbaş-kanının halk tarafından seçilmesi ile sınırlı kalmadı; rejim değişikliği niteliğinde köklü değişlikler yapıldı.

3. Cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50 + 1’den vazgeçilebilir mi?

Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014 ve 24 Haziran 2018 günleri yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sırasıyla geçerli oyların % 51.65 ve % 52.39’unu alarak bu göreve seçilmiştir(2). Bu oranlar, geçerli oyların yarısından fazlası anlamında % 50+1 formülüne uygun sonuçlardır.

Fakat şimdi öne alınmazsa 2023 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu rakamlara ulaşılamayacağı kaygısıyla % 50+1 formülünün sakıncalı(3), hatalı olduğu yolunda görüşler, Cumhurbaşkanı ve yakın çevresi tarafından ifade edilmeye başlanmıştır. Alternatif olarak 18.1.1984 tarih ve 2972 sayılı Mahallî İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’un 22. maddesi uyarınca belediye ve büyükşehir belediye başkanları seçimlerinde tek turlu olarak uygulanan “en çok oy alan aday” formülü düşünülebilir. Bu, basit çoğunluğu da içeren bir formüldür.

Ancak Cumhurbaşkanı farklı bir konumdadır: Anayasa’nın 104. maddesinin I ve II. fıkralarına göre, “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır; Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder …”. Dolayısıyla temsil ettiği Türk milleti adına seçmenlerin en az yarısından çoğunun oylarını almış olması gerekir.

Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından, gerektiğinde ilk oylamada en çok oy alan iki aday arasından ikinci oylamada seçildiği Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin çoğunda da durum böyledir. Nitekim Fransız Anayasası’nın 7/I. maddesine göre Cumhurbaşkanı, “geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçilir”. Avusturya Anayasası’nın 60/2., Polonya Anayasası’nın 127/4., Portekiz Anayasası’nın 126/1, Slovakya Anayasası’nın 101/4., seçmenlerin en az yarısının katılımını da öngören Litvanya Anayasası’nın 81. maddelerine, Finlandiya Anayasası’nın 54/II. paragrafına göre Cumhurbaşkanı seçilecek adayın, “geçerli oyların yarısından çoğunu” alması gerekir. Buna karşılık ikinci oylamaya yer vermeyen İrlanda Anayasası’nın 12/2. maddesinde Başkanın doğrudan halk tarafından, Slovenya Anayasasının 103/II. maddesinde geçerli oyların çoğunluğuyla seçileceğinin belirtilmesiyle yetinilmiştir(4).

4. Değerlendirme ve sonuç

Görüldüğü gibi, Türkiye’de Cumhurbaşkanı seçiminde aranan ve 10 Ağustos 2014 ve 24 Haziran 2018 günleri yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki kez uygulanan salt çoğunluk ya da % 50+1, yalnız Türkiye’ye özgü bir sistem değildir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği AB ülkelerinin çoğunda uygulanan bir sistemdir.

Salt çoğunluk ya da % 50+1, geçerli oyların yarısından çoğu demektir. Cumhurbaşkanı seçiminde bundan vazgeçilmesi, daha aşağı çekilmesi düşünülemez. Böyle bir değişiklik, Cumhurbaşkanının “Türk Milletinin birliğini temsil” yeterliğini tartışmaya açar. Türk Milleti adına seçmenler tarafından kullanılan geçerli oyların en az yarısından çoğunu alamamış bir Cumhurbaşkanının yönetim yetkisi de tartışma konusu olur. Gerektiğinde ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında ikinci oylama yapılması, oyların bu iki adaydan birinde toplanmasını kolaylaştırmak içindir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesine devam edildiği sürece % 50+1 oranının korunması gerekir.

Yapılması gereken, 2017 yılında 6771 sayılı Kanun’la gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile getirilen, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı yetkilere sahip, denge ve denetim mekanizmalarından yoksun alaturka başkanlık sisteminden vazgeçmek ve yeniden parlâmenter sisteme dönmektir(5).

_______________________

(1) 11. Cumhurbaşkanı seçimine giden süreç, Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu hakkında geniş açıklamalar için bk. Erol Tuncer, 1923’ten Günümüze Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, Ankara 2013 (TESAV Yayınları No. 41), s. 107-109, 149-161; .Hikmet Sami Türk, Temel Yasa Anayasa, Ankara 2019 (Yetkin Yayınları), s. 594-598, 607-625.

(2) Yüksek Seçim Kurulu’nun 15.8.2014 tarih ve 3719 No.lu Karar ve Duyurusu ile 4.7.2018 tarih ve 952 No.lu Karar ve Duyurusu için bk. T. C. Resmî Gazete, 29.8.2014, S. 29102 (Mük.), s. 1-3; 4.7.2018, S. 30.468 (Mük.), s. 1-3).

(3) Gazetelerin konuya ilişkin haberlerinde geçen “mahsurlu” sözcüğü, bu bağlamda yanlış kullanılmaktadır. “Mahsur”, Türk Dil Kurumu’nun yayımladığı Türkçe Sözlük’te yer alan karşılıklarıyla “Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş” anlamına gelir. Kastedilen “sakıncalı” anlamına gelen “mahzurlu” olmalıdır.

(4) Anılan AB ülkelerinin anayasaları için bk. Adolf Kimmel/Christiane Kimmel, Verfassun-gen der EU-Mitgliedstaaten, 6. Auflage, München 2005 (Beck-Texte im dtv)., s. 139-167 (Finnland), 169-191 (Frankreich), 255-288 (Irland), 329-359 (Litauen), 459-544 (Österreich), 545-591 (Polen), 593-681 (Portugal), 715-758 (Slowakische Republik), 759-788 (Slowenien).

(5) Bu konuda ayrıntılı olarak bk. Hikmet Sami Türk, Parlâmenter Sisteme Dönüş İçin Anayasa Değişikliği, Ankara 2021 (Yetkin Yayınları), s. 3-14, 17-21.