Sinovac mı yoksa BioNTech mi?

3 Nisan 2021

Bugünlerde en çok karşılaştığımız soru: Aşı sırası gelen yakınım hangi aşıyı olsun?

Bir yıl öncesine baktığımızda Kovid-19 ile mücadelede ciddi yol almış olduğumuzu görebiliyoruz. Geçen yıl bu zamanlarda hastalığı nasıl tedavi edebileceğimiz konusunda bile kafalarımız karışıkken günümüzde ülkemizde uygulanmaya başlanan aşıya ek olarak ikinci aşı uygulamaya giriyor ve vatandaşa tercih soruluyor. İşin içinde tercih söz konusu olunca da ister istemez kafa karışıklığı, tereddütler olabiliyor.

Kısa bir hatırlatma yaparsak; ilk uygulanmaya başlanan Sinovac aşısı inaktif aşıdır. Yani kimyasal ya da fiziksel yöntemlerle öldürülmüş bütün virüsü içerir. Enfeksiyon oluşturmadan etkenin tüm proteinlerini içerdiği için bağışıklık sistemini oldukça iyi uyarır. Nitekim hastalığı ağır geçirmede %100 etkili iken genel koruyuculuğunun ise %83,5 olduğu tespit edilmiştir. Ancak yaşla birlikte ve bağışıklık sistemini etkileyen diğer hastalıkların varlığında bu koruyuculuk oranlarında bir miktar azalma söz konusudur. Hem daha önce yayınlanmış çalışmalarda hem ülkemizdeki uygulamalar sırasında ciddi bir yan etki ile karşılaşılmadı.

Yeni uygulanmaya başlanacak olan Pfizer-BioNTech aşısı ise yeni teknolojilerle üretilmiş bir mRNA aşısıdır. Bu mRNA, virüsün yüzeyinde bulunan virüse özel “spike” proteininin vücutta sentezlenmesini sağlayacak genetik koddur. mRNA’nın verilmesi ile virüsün kendisi olmadan sadece bu özel proteinin sentezi sonucunda bağışıklık sistemi uyarılarak koruyuculuk sağlanır. Bu aşı ile ağır hastalıktan korunma %95’in üzerindeyken 6 aylık süre boyunca semptomatik hastalıktan koruma oranı da %91 olarak bildirilmiştir. Güney Afrika varyantına karşı da %100 etkinlik gösterilmiştir. Etkinliği tek doz uygulamadan sonra bile yaklaşık %90 olarak saptanmıştır. 16 yaş üzerinde acil kullanım onayı almasına rağmen 12-16 yaş grubunda yapılan çalışmada %100 etkin %100 güvenli bulundu. Bağışıklığı etkileyen durumların varlığında da güçlü bağışık yanıt oluşturduğu gösterilmiştir. Ancak mezoterapi ve botoks uygulamaları yapılan kişilerde kullanımı önerilmemektedir. İçindeki koruyucu madde nedeniyle alerjik reaksiyon gelişme ihtimali inaktif aşıdan biraz daha fazla saptanmıştır. Daha uzun süreli ve güçlü antikor yanıtı oluşturmaktadır. Ayrıca bu aşının –70 derecede saklaması gerektiği için taşıma ve uygulama aşaması daha zordur. Ancak Sağlık Bakanlığımız tarafından bu koşullar sağlanacak şekilde Şehir Hastaneleri ve Eğitim Araştırma hastanelerinde Pfizer-BioNTech aşısı da uygulanmaya başlıyor.

Bu nedenlerle özellikle eşlik eden şeker hastalığı, kanser hastalığı gibi bağışıklık sistemini etkileyecek bir durumu olanlara BioNTech, hayati tehdit eden alerji öyküsü olanlara ise Sinovac aşısını olmalarını tavsiye ediyoruz. Ancak vaka sayılarının çok arttığı şu günlerde, farklı sebeplerle aşıya ulaşmada sorun yaşayanlara ise hangi aşıya ulaşılabiliyorsa vakit kaybetmeden aşı olmasını tavsiye ediyoruz.

Sonuçta her iki aşının da özellikle ağır hastalıktan koruduğunu, kişi hasta olsa bile daha hafif belirtilerde evde hastalığı atlatmayı sağladığını vurgularken bulaşmayı tamamen engellemediği için başkalarına yayılmasını engellemek adına, hem kendimiz hem sevdiklerimiz için maske ve mesafe kurallarına uymaya devam etmemiz gerektiğini unutmuyoruz…

 

Doç.Dr. Yasemin Akkoyunlu

Yazının devamı...

Aşılama Kovid-19 üzerinde ne kadar etkili oldu?

4 Mart 2021

Aşılama, enfeksiyon hastalıklarından korunmada önemli bir role sahiptir. Özellikle salgınlar hele de pandemi adı verilen tüm dünyayı etkileyen büyük salgınlarda bu önem çok daha artmaktadır. Dünyamızı 1 yıldır kasıp kavuran Kovid-19 pandemisinde de aşıların kritik rol oynaması beklenmektedir. Kovid-19 aşılarının amacı, ölümleri ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemektir. Acil kullanım izni verilen tüm aşıların hem pre-klinik hem de klinik deneyler sonucunda başarılı olduğu görülmektedir. Hastalığın oluşmasını tamamen engelleyemese de daha hafif bir klinik tablo ile atlatılmasını sağlayacaktır.

Sinovac aşısının hazırlanma şekli ve avantajları

Ülkemizde uygulanan Sinovac aşısı, virüsün bazı kimyasallarla muamele edilmesi sonucunda hastalandırıcı özellik kaybolurken vücudun onu tanıyarak koruyucu bağışıklık kazanmasını sağlayacak yapı taşlarının korunduğu geleneksel bir yöntem olan inaktive aşı grubu içerisinde yer almaktadır. Virüsün tamamını içerdiği için bir parçası mutasyona uğrayıp değiştiğinde bile diğer proteinlerine karşı oluşan antikorların koruyuculuğu devam ettirmesi beklenmektedir. Bu nedenle virüsün sadece bir proteinini içeren aşılara kıyasla Sinovac gibi inaktive aşıların kullanılması daha avantajlıdır. Uzun yıllardır hali hazırda uygulanmakta olan grip aşılarının da çoğu bu yöntemle hazırlanmaktadır.

Sinovac'ın Türkiye'deki koruyuculuk oranı nedir?

Ülkemizde yapılan Sinovac aşısının 3.3.21 de açıklanan Faz 3 sonuçlarına göre Sinovac aşısı ağır hastalığı geçirmede %100 etkili iken genel koruyuculuğunun ise % 83,5 olduğu tespit edildi. Ciddi bir yan etki saptanmadı.

Kovid-19 aşısının en sık görülen yan etkileri nelerdir?

Kovid-19 aşısının en sık yan etkileri; yapıldığı bölgede ağrı, halsizlik, baş ağrısı ve kırgınlıktır. Bunun yanında nadiren kaşıntı veya döküntü gibi alerjik reaksiyonlar görülebilmektedir. Aşı yapılmaması gereken kişiler sadece daha önce bu aşı ile karşılaştığında hayatı risk taşıyan- anafilaksi denilen, dilde dudaklarda şişlik ile kendini gösteren durum ile karşılaşanlardır. Bu risk göz önüne alınarak aşılar sağlık kuruluşlarında uygulanmakta ve uygulanan kişilerden, aşıdan sonraki yarım saati gerekli müdahalenin yapılabileceği bu kurumda geçirmesi istenmektedir.

Yazının devamı...

Kovid-19 ve beslenme arasında nasıl bir ilişki var?

4 Şubat 2021

Tam bir yıldır tüm dünya olarak Kovid-19 pandemisi ile başa çıkma yolları arayışı içerisindeyiz. Pandeminin başlarında gelen şüpheli vakalara yurt dışında bulunma öyküsünü sorarken bugün ülkemizde vaka sayısı 2,5 milyona ulaşmak üzere… Çevremizdeki herkesin ya kendisi ya ailesi ya da arkadaş çevresinde mutlaka birileri bu hastalığı tecrübe etmiş durumda. Maalesef henüz uluslararası otoriteler tarafından onaylanmış bir tedavisi mevcut değil. Peki, tedavisi belli olmayan bu hastalıkla karşılaştığımızda veya karşılaşmadan önce kendimizi korumak adına alabileceğimiz önlemler var mıdır?

Koronavirüs için D vitamini neden öneriliyor?

Yayınlarda D vitamini eksikliği olanlarda hastalığın daha ağır geçtiğinin saptanması üzerine hastalık öncesinde ve sırasında D vitamini kullanımı önerilmektedir. D vitamini normalde güneş ışığının da etkisi ile derimizde sentezlenen bir moleküldür, vücudumuzun yapı taşlarından biridir. Sadece kemik sağlığı için değil bağışıklık sisteminin de iyi çalışabilmesi için gereklidir. Ton ve somon başta olmak üzere yağlı balıklar, yumurta sarısı, karaciğer, süt ürünleri gibi yiyeceklerden de ihtiyacımızın bir kısmını karşılayabiliyoruz. D vitamini ihtiyacı kişinin kilosuna ve beslenme özelliklerine göre değişmektedir. Eğer bir eksiklik durumu söz konusu değilse erişkinler günlük 6-8 damla olarak kullanabilirler.

C vitamini hastalık sırasında ve öncesinde etkili

Hastalık sırasında ve öncesinde C vitamini kullanımının da etkili olduğunu destekleyen çalışmalar mevcuttur. C vitamini güçlü bir antioksidandır yani ortaya çıkan zararlı maddeleri ortadan kaldırır. Ayrıca vücudumuzda bağışıklık sistemi başta olmak üzere tüm sistemlerin düzenli çalışmasında rol oynar. Hemen hemen tüm taze sebze ve meyvelerde değişen miktarlarda bulunmakla birlikte özellikle narenciye ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır. Örneğin orta boy portakal ile günlük ihtiyacın yaklaşık yüzde 75’i karşılanabilmektedir. Diyetle yeterince alınamıyorsa dışarıdan takviye olarak alınabilir, depolanmadığı için günlük alım miktarı önemlidir.

Quercetin Kovid-19'a karşı koruyor! Bu besinleri tüketin

Yazının devamı...