Liderlik iyi de oyun nerede?

4 Ekim 2021

Fenerbahçe, Olympiyakos’un teşhis koyup zalimce deklare ettiği “sistem ve oyun eksikliği sendromunu” Kasımpaşa ile tedavi edemedi; sadece pansuman yaptı. Sorun olduğu gibi duruyor.
Bardağın dolu tarafına bakarsak, uzak ara üstün olmasa da istekli, tempolu oynayan ve mücadele eden bir Fenerbahçe vardı ilk yarı… İkinci yarı mücadele dışında bir şey kalmadı! Fenerbahçe 2-1’i mi koruyacak, farkı mı arttıracak karar veremezken, Kasımpaşa domine etti maçın yarısını. Misafir takım ilk yarıda savunma ile geçen zamana acımış olmalı!
Çünkü, Pereira “tersinden” Avrupa Tarihi yazan takımı değiştirmiş, beş farklı oyuncu serpiştirmişti forvete ve orta sahaya. Serdar Dursun ile Berisha’dan oluşan çift forvetle “sistem inadını” biraz da olsa kırmıştı. Santraforların arkasında on numara pozisyonunda Rossi vardı. Hem de Mesut kulübede otururken!
Kasımpaşa ise hiç de kale önüne otobüs çeken bir takım olmadığı halde Kadıköy’e 4-5-1 gibi çift kat zırhla gelmişti.
Pereira’nın bu Gustavo’ya kastı var galiba. Bu sefer yanına (ilk on birde ilk kez) Crespo’yu koymuştu ki, Brezilyalı iyice koşsun sahada yığılıp kalsın!
Maç Olympiakos karşılaşmasının ikinci devresinde ilk on dakika gibi başladı. Hızlı baskılı ve sürdürülemez tempolu bir Fenerbahçe. Kanatlar çalışıyor, Berisha hız ve mesafe rekoruna gidiyor, Serdar Dursun gol kokluyordu. 16. dakikada Berisha’nın ilk golü rakip defanstan sekip kaleciyi gafil avlayıp girdi ama Berisha o dakikaya kadar harcadığı eforla hak etmişti. Berisha yazılı sınavı geçti de Crespo hala sınav salonunu bulamadı!
Golden sonra bir süre daha oyunu rakip sahaya yığdı Fenerbahçe. Berisha ikinci topları topluyor, Ferdi ile Muhammed kanatları işletiyordu. Ancak maç direk rakip kaleye oynanıyor, takımın boyu uzuyor ve büyük efor gerektiriyordu. Yarım saat bittiğinde kondisyon yetmemeye başladı. Yetmezmiş gibi, rakip orta saha bloğundan iki kişiyi daha forvete ekleyince, Yusuf, Eren ve Umut ile hızlı çıkışlara geçince maça ortak olma sinyalleri vermeye başladı.

Yazının devamı...

Bir taşla dört kuş

24 Eylül 2021

Nasılı/nedeni/kalitesi” sonra… Asıl “getirisi” önemli… Giresunspor galibiyetinin “piyasa değeri” tam on puandır ve Fenerbahçe açısından “bir taşla dört” kuş anlamındadır. Üç puan Giresunspor’dan, gerisi şampiyonluktaki 3 rakibinin 6. Hafta kaybettiği puanlardan.
Tam da moraller düşmüşken ilaç gibi bir hafta!
Maça bakınca; puanı kadar coşkulu değil.
Pereira dört gün önce Başakşehir’e forvet yüzünden yenildiklerini düşünüyor olmalıydı ki, takımın ön tarafını değiştirmiş, Berisha-Muhammed-Meyer-Pelkas yerine Valencia, Mesut, Rossi ve Mert Hakan’ı monte etmişti.
Ama pek değişen bir şey yoktu. Fenerbahçe agresif bir antrenör takımı olacağına, gittikçe yavaşlayan, zaman zaman “edilgen” ve “lite” bir takıma dönüşüyordu. Hala rakipler karar veriyordu Fenerbahçe’nin başarısına veya başarısızlığına.
Hızlı başlayıp üçüncü dakikada öne geçen Fenerbahçe ilk devre boyunca her dakika sönen bir balon gibi küçüldü pörsüdü. Çünkü Pereira sisteminin temel taşı önde baskı ve atletik kanatlardı. Agresif futboldu. Ama düşük ritimle top gezdiren, adeta yorgun gibi oynayan, kendini değil rakibi motive eden bir Fenerbahçe vardı ilk yarıda. Ne savunma arkası koşular ne hücum geçişleri ne de sistemi esnetecek kenar akıl…
Bir tek Rossi mücadele ediyordu rakiple ama o da Mesut’un “al da at” diye önüne bıraktığı asisti Onurcan’a teslim ederek golden uzak bir adam olduğunu hatırlattı. Gustavo hücum katkısı için öne çıktığında savunmaya yardım etmek ve oyun kurmak işi Mert Hakan’a kalmıştı ve bu sırada aldığı sarı kart yüzünden ikinci yarı yerini ilk kez forma giyen Crespo’ya bıraktı. Oysa Gustavo’yu tamamlayıp topu öndekilere taşıyacak bir eşleşme lazımdı.

Yazının devamı...