Terim’i ne çok severmişim meğer

27 Mart 2020

“Ah” dedim duyunca… Elimdeki çakı, kayıp diğer elime saplanmış gibi zihnimin bedenimde yarattığı ani ve keskin bir acıydı sanki Fatih Hoca’nın korona virüse yakalanma haberi. “Ah” dedim duyunca… Elimdeki çakı, kayıp diğer elime saplanmış gibi zihnimin bedenimde yarattığı ani ve keskin bir acıydı sanki Fatih Hoca’nın korona virüse yakalanma haberi. “Olamaz” dedim…Kafamı topladığımda tepkime hayret etmeye gelmişti sıra.Evet, Fatih Terim’i uzun yıllardır tanırdım. Defalarca söyleşiler yapmış, hakkında olumlu olumsuz yorumlar yazmıştım. Bazen övgüde, bazen eleştiride sınırları zorladığım olmuştu ama tam bir iş ilişkisiydi aramızdaki. Karşılıklı saygı ve nezaket çizgisi hiç aşılmadan, geçmiş asırdan bu yüzyıla sarkan bir iş ilişkisi… Ama, içtiği su ayrı gitmez dostu, yakını, akrabası değildim ki. Niye Terim’in enfekte olması kendi testimin pozitif çıkmasından beter etmişti beni?Galiba futbolun asli unsurlarından, olmazsa olmazlarından biri olarak yer etmişti kafamda. Ne onsuz futbolu düşünebilmiştim, ne de onsuz futbola hazırdım. Canlı anıt gibiydi. Hastalanması bile alıştığım dünyaya bir saldırıydı ve fena halde canımı yakmıştı. Ya Allah korusun bir şey olursa?..Önce “olmaz” dedim. Sonra yine “olamaz”!Güçlüydü, karizma sahibiydi, işinde bir numaraydı ama o da bir insandı. Bulaşacak adam arayan Covit-19 kimseyi ayırt etmiyordu ki. Bile bile lades sanki. Salgında sahaya sürülerek kendisinin ve futbolcularının ne kadar büyük bir tehlikeye atıldığının altını çizmişti derbiden sonra.  “Bizim canımız ailemiz yok mu” diye isyan etmişti…Ve derbiyi oynatanlara haykırmıştı:“Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz”?Diyorlar ki, “Korona salgını ivme kazanırken Futbol Federasyonu hiçbir şey yapmadı”!Ayıp… Daha ne yapsınlar… “Allah’tan korkmuyor musunuz” diyen teknik direktörü Ceza Kuruluna sevk etmediler işte!İşte böyle göstere göstere gitti Fatih Terim hastaneye. Başta TFF, hepimizi yıktı gitti.Prag-Berlin Treni’nin pencere kenarında muhteşem şiiri “Severmiş Meğer”i karalayan Nazım Hikmet gibi, kendi kendimize hayretler içinde bıraktı bizi.  Terim’i ne kadar severmişiz meğer. Neyse, iyi haberlerini alıyoruz ve aynı şeyleri yüzüne söylemeyi iple çekiyoruz.  Federasyon’u bilemem, ama ben kendi adıma onsuz futbolu aklıma bile getiremem. Zaten sporcu adam, sigarayla vedalaşalı da çok oldu. Bir tek yaşa takılıyor ama Covit-19 dediğin nüfus memuru değil ki. Göreceksiniz; yine kendisini kurtarmakla kalmayacak, benim de dahil olduğum pek çok akranı için “pozitif test sonucunun” hayatın sonu olmadığını kanıtlayan kahraman olacaktır yine… Onun misyonu bu; kahramanlık.   Yani daha yapacak çok işi var, bir yere gidemez. Ona, ailesine ve sevenlerine geçmiş olsun dileklerimle…

En delikanlı başkan Çebi
Süper Lig’in ya Çarşamba-Pazar maçlarla ya da Play-Off’la tamamlanıp her şeyin kaldığı yerden devam edeceğini sanan hayalperestlere müjde!.. Okulların Korona tatili Mayıs başına kadar uzatıldı, artık bol bol seyirci gelir sizin hayali maçlara.
Yahu, bu bildiğiniz gibi bir pandemi değil… Yerküre hapishaneye dönmüş, mezarlığa dönmemek için kafa patlatıyor. Üretmeyen dünyayı hangi finansal oyunlar doyuracak, giydirecek, cebine para koyacak da maça gönderecek?
Yeni sezon top santraya konursa öpüp başınıza koyun.
Hadi, sırtında yumurta küfesi olmayanlar ortaya/karışık fikir sürüyorlar… Peki, koskoca camiaları sırtlaması, koruyup kollaması, hem kulüplerine hem de “içinde var oldukları” futbola yol haritası çizmesi gerekenler ne yapıyorlar?
Hiç!..

Yazının devamı...