Çünkü, İzmir bunu istiyor...

Ben bu şehrin, ‘Güzel İzmir’in 1977’den beri âşığıyım.

İstiyorum ki, İzmir her yerde en başta olsun. Her daim güzel anılsın. Güzel şeyler hep İzmir’de olsun. İzmir’den tüm Türkiye’ye, dünyaya yayılsın. Yalan yok, güzel şeyler de oluyor. İzmir’den, güzel ülkeme yayılıyor da. Ama bence biraz eksik yayılıyor. Bunları okurken “Ooo Fedai Bey, siyaset yazarları yemek yazarken eleştiriyordun, nooldu, sende mi siyasete el attın” demeyin. Yerim aynı. Hayatında ekmek arası köfte yemeden ‘gastronomi’ kelimesinin ardına saklanıp şehir yöneticilerine akıl verenlere hâlâ karşıyım. Fikrim de, zikrim de aynı. Ama azıcık dirsek çürüttüğüm satış, pazarlama ve gezme işinde izin verin bi iki bi şey diyeyim.

Çünkü, İzmir bunu istiyor...

Gelelim diyeceklerime...

Geçen aylarda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza ithafen “İzmir bi babalık bekliyor” diye Kemeraltı’yla ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Sonrasında da, yapılan açıklamalarda iyi şeylerin yapılmaya çalışıldığını izlemiştim. İzliyorum da! 

Tanıtmak gerek

Evet dediğim gibi, güzel şeyler yapılıyor. Güzel şeyler planlanıyor. Ama...

Ama yapılan şeylere, eski bir reklamcı gözüyle bakınca, yeterince iyi ‘satılamıyor’, duyurulamıyor.

“İyilik yap, denize at” mantığıyla yürününce, güzel şeylerin görülmesi çook uzun zaman alıyor. Tamam, yapılanlara dair özel ilgi duyan insanlar haberdar oluyor belki ama şehir için yeterli mi? Bence değil.

Kastettiğim şeyleri tek tek yazamam buradan. Bir iki örnekle anlatmaya çalışayım. Mesela Kadifekale Pagos Pazarı, mesela fuar içine kurulan Kültürpark Üretici Pazarı, Buca’da bulunan Mübadele Anı Evi, Kemeraltı’nda İsmet İnönü’nün doğduğu ev. En önemlisi de Büyükşehir Belediyesi’ nin ‘İzmir Tarih’ uygulaması. Ki çok güzel bi uygulama... Telefonunuzda yoksa hemen indirin derim. Bunları ve daha nicelerini yapıp bi kenara koymak yerine, tanıtmak gerek. İki bilbort, gazetelere bi ilan, sosyal medyaya iki fotoğraf güzel. Ama yetmez. Gündem oluşturmak, diri tutmak gerek böyle şeyleri.Yapılanların kendi haline bırakılması, yarını göremeden erken ölümlerine neden olur. İş, yapılanların ‘insan’la bütünleştirilmesi işidir. Ve kenti yönetenlerin, bunu yapacak kıyamet gibi imkânlarının olduğunu biliyorum.

Bu düşüncelerim sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili değil. Tüm belediye yönetimleri için aynı şeyleri düşünüyorum. Büyükşehir dememin nedeni ‘bi babalık’ beklentim sebebiyledir. Tüm ilçe belediyelerine önderlik etmesini beklememdendir.

Şimdii, gelelim benim aklımı bulandırıp ‘vay arkadaş’ kafasıyla bunları yazma nedenime.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ‘Lezzetli Kış Şöleni’ etkinliği yapıyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi de onur konuğu. Harika! Hatay’a dair neredeyse her şey var. Mini fuar alanına Atatürk’ün, Hatay’a dair, “40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz, Hatay benim şahsi meselemdir” sözlerinin yazılı olduğu heykeli bile getirilmiş. Dediğim gibi gerçekten harika bir iş...

Çünkü, İzmir bunu istiyor...

Gastronomi bu kadar mı?

Peki, biz İzmirimizi benzeri organizasyonlarla anlatıyor muyuz, yoksa “Biz İzmiriz, bizi hekes bilir diye mi düşünüyoruz? Ev sahipliği yaptığımız ‘Lezzetli Kış Şöleni’ etkinliğinde birkaç ilçenin standı mevcut. Onlar da iki üç çeşit yemekle misafirlerini karşılıyor. Bir liman, deniz kenti olan şehrimizin gastronomisi bu kadar mı? Adı ‘Lezzet Şöleni’ olan bu etkinlikte İzmir deniz mutfağıyla, Girit mezeleriyle, sübyesiyle, midyesi, kokoreci, boyozu, Sefarad yemekleri, kumrusu ve birçok yemeğiyle şöleni daha da şenlendirmez miydi?

Demem o ki, yapılan bu güzel organizasyon çok daha iyi duyurulabilirdi. Çünkü, İzmir bunu istiyor; çünkü, İzmir bunu hak ediyor!

2019 biterken, yeni yılın Güzel İzmir’e ve Güzel Türkiyeme bolluk, bereket getirmesini diliyorum...