Clinton Türkiye'yi daha iyi biliyor!

Clinton Türkiye'yi daha iyi biliyor!


     Ecevit: AB Temsilcisi Verheugen, detaylı inceleme yapmadan gelmiş. Sayın Clinton bile Türkiye'yi daha iyi takip ediyor

       AB'nin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Günter Verheugen'in ziyaretinden sonra Ankara'nın izleyeceği yol tartışmaya açıldı.
       Başbakan Bülent Ecevit ile dün bu konuyu görüştük. Ecevit, Verheugen'in konuları detaylı incelemeden temaslarda bulunduğunu belirterek, şöyle dedi:
       - Herhalde Sayın Verheugen, gayriresmi görüşmeler yapacağı, henüz resmi görüşmelere geçilmediği için detaylı inceleme yapmadan gelmiş. Bizden istediği birçok şeyi, biz zaten kendi isteğimizle yapmıştık. Sayın Clinton, neler yaptığımıza ilişkin bir açıklama yaptı. Anlaşılıyor ki, Sayın Clinton, daha iyi ve detaylı bir takip yapmış. Ama her nedense, Avrupa bunun farkında değil.
       Ecevit, Verheugen'le yaptığı görüşmelerde gündeme getirilen ve Türkiye tarafından gerçekleştirilmiş uygulamaları şöyle özetledi:
       - Benimle yaptığı görüşmede Sayın temsilci, Polis Akademileri'ne insan hakları dersi konulmasını istedi. Bu dersler zaten veriliyor, bunu kendisine söyledim. DGM'lerin ıslah edilmesi gerektiğini söyledi. Bunu da zaten Anayasa'yı değiştirerek yaptığımızı ifade ettim. Kadın - erkek eşitliği kurulması gerektiğini söyledi. Bu konuda birçok demokratik ülkeden daha ileri olduğumuzu ifade ettim. İşkence konusuna girilince Memurin Muhakematı konusunda yaptığımız değişikliği söyledim. Benimle görüşmesinde Kürtçe veya Milli Güvenlik Kurulu'yla ilgili herhangi bir konu açmadı. İnsan Hakları Üst Kurulu'nun hazırladığı raporu kabul ettiğimizi açıklamamızı istedi. Ben de rapordaki hedefleri benimsediğimizi belirttikten sonra ancak demokratik bir ülke olduğumuzu, benim tek başıma bir kabul beyanında bulunmamın doğru olmayacağını belirterek, konunun hükümetin ve Meclis'in yetkisinde olduğunu söyledim.

Verheugen'in istekleri

       AB'nin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi'nin Ankara'da yaptığı temaslarda gündeme getirdiği temel konuları şöyle özetlemek mümkün:
       1- Bireysel haklar çerçevesinde, (Kürtçe sözcüğünü kullanmadan) herkesin anadilini konuşabilmesi ve bu dilde yayın yapabilmesi.
       2- İdam cezasının kaldırılması,
       3- İnsan haklarına ilişkin çalışmaların hızlandırılması ve işkencenin önlenmesi.
       Temsilcinin, katılım ortaklığı belgesine koymayı amaçlayarak ilk temaslarında Ankara'da konu ettikleri bunlar.

Yılmaz'ın planı

       Kasım ayında Avrupa Komisyonu'nun Avrupa Konseyi'nden geçireceği katılım ortaklığı belgesinin hazırlanmasına dönük olarak Başbakan Yardımcısı Yılmaz nasıl bir çalışma yapacak?
       Yılmaz'ın planı önce bu konuda bir "liderler turu"na çıkmak. Hem iktidar, hem de muhalefet liderleriyle görüşmek ve siyasi olarak bir uzlaşma zemininde gidebileceği sınırları belirlemek. Yılmaz, iktidar liderleriyle bu konuda yapacağı temas veya bir zirvenin yanı sıra sadece Meclis'teki değil, Meclis dışındaki muhalefet partilerinin liderleriyle görüşme yapacak.
       Yılmaz'ın bu görüşmelerde ele alacağı temel konular, Verheugen'in de gündeme getirdiği konular olacak.
       Yılmaz, bu temaslar sonrasında ortaya çıkan ortak zeminden hareketle Avrupa Birliği yolunda izlenecek yolu belirlemek üzere bir "Ulusal Strateji Belgesi" hazırlayacak.

Yücelen'in yanıtı

       Verheugen'in insan hakları konusunda görüşlerini dinleyen İnsan Hakları Üst Kurulu Başkanı Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in verdiği yanıt da Ankara'nın bu konuda izleyeceği tutum hakkında fikir veriyor.
       Görüşmede Verheugen, Yücelen'in hazırladığı insan hakları raporunu incelediğini, takdir ettiğini ve hazırlayacağı belgeye konu etmek üzere kendisinin de bir çalışma yapacağını söylüyor. Yücelen'in yanıtı ise şu oluyor:
     "İdam cezasının kaldırılması Türk Ceza Yasası'nda yapılacak bir değişikliğe bağlı ki, bu değişikliği yapmak zor değil. Sayın Başbakan Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ın bu konudaki görüşlerini biliyorsunuz. İnsan hakları konusuna girmeden önce bu konudan sorumlu Bakan olarak beni iyi tanımanız gerekir. Ben 18 yıldır Mersin milletvekiliyim. 5 dönem üst üste seçildim. Benim bölgem önemli bir göstergedir. Mersin, Güneydoğu'dan en fazla göç alan illerden biridir. Bu ilde Katolikler, Protestanlar ve Müslümanlar bir arada yaşar. Her dinden kişinin cenaze törenine diğer dine mensup olanlar da katılır. Böyle bir barış, huzur ve denge vardır. Bu dengenin AB ile Türkiye arasında da kurulması gerekir. Yine bu bölgede teröre bulaşıp pişmanlık duyan insanlarla, terörden kaçan insanlar bir arada yaşamaktadır. Bu durum insan haklarına yaklaşımımız konusunda size bir fikir verir."
       Yücelen, Verheugen'in işkence konusundaki endişelerini ise şöyle karşılıyor:
     "Türkiye'de işkence ve kötü muamele suçtur. Yapan mahkum olur. Ama karakollarda bu tür muameleler yok mu? Var. Almanya'da da var. Sistematik bir olay değildir. Bu konuda Türkiye'nin yasal bir eksiği yoktur ama eğitim eksiği vardır. Biz bunu gidermeye çalışıyoruz."
       Ankara, kasım ayına kadar hazırlıklarını yaparak katılım ortaklığı belgesinde kabul edebileceği konu ve sınırları bildirecek.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr