Gerekçeler karışıyor mu, karıştırılıyor mu?

Askerlerin sivil mahkemede yargılanmasını öngören yasa değişikliğiyle ilgili olarak Genelkurmay Adli Müşavirliği’nin Köşk’e ilettiği itirazlara karşı hükümet de görüşünü iletti.
Adalet Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sunulmak üzere hazırladığı raporda, NTV’nin haberine göre, değişikliğin Anayasa’ya uygun olduğu, ayrıca Avrupa Birliği (AB) hukuku ve AİHM kararlarının da gereği olduğu savunuluyor. Bu görüşlere gerekçe olarak Anayasa Mahkemesi’nin 1961 Anayasası’nın yürürlükte olduğu dönemde aldığı 14.2.1978 tarih, 1977/130 esas, 1978/13 karar sayılı kararını gösteriliyor.

Asker-sivil karışıklığı

Tartışmalar içinde hükümet cephesinin öne sürdüğü gerekçeler ve verdiği örneklerle, yapılan değişiklik örtüşmüyor.
Gerek söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında, gerek örnek gösterilen AİHM kararlarında, gerekse AB’ye verilen taahhüt ve Adalet Bakanlığı Yargı Reformu Strateji Taslağı’nda (2008), “askerlerin sivil mahkemede yargılanmaları”na ilişkin bir hüküm ve öngörü yok.
Hükümet cephesinden gelen gerekçelerin hepsinde, “sivillerin askeri mahkemede yargılanmaları” konu ediliyor ve bunun AB gereklerine aykırı olduğu savunuluyor. Ayrıca, AİHM’nin bu nedenle Türkiye aleyhine kararlar verdiği vurgulanıyor.
Ancak tartışılan tek kelimelik yasa değişikliği bu konuyla ilgili değil. Hükümetin gösterdiği gerekçelerle yapılan değişikliğe de kimsenin itiraz ettiği yok. Bu değişiklik, tartışılan yasanın ilk maddesi olarak yasalaştı. “Sivillerin sivil mahkemede yargılanmasını” öngören bu değişikliğe Genelkurmay da olumlu görüş bildirmiş durumda. Ayrıca muhalefet partilerinin de bir itirazı yok.
Buna karşın hükümet, “askerlerin sivil mahkemede yargılanması”nı öngören düzenlemeyi, “sivillerin sivil mahkemede yargılanmaları gerekçesiyle” savunuyor.
Burada ya konuların birbirine karışması veya özellikle karıştırılması söz konusu...

Gazeteci davası örneği

Gerekçe olarak gösterilen söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı, bir gazetecinin askeri mahkemede yargılanmasıyla ilgili. Sivil bir kişinin askeri mahkemede yargılanmasıyla ilgili olan bu karar, askerlerin sivil mahkemede yargılanmaları gerektiğine tam örnek teşkil etmiyor.
AİHM’den verilen örnekler de yine aynı şekilde sivil kişilerin askeri mahkemede yargılanmış olmalarıyla ilgili. Askerlerin askeri mahkemede yargılanmaları nedeniyle Türkiye aleyhine verilmiş bir AİHM kararı yok. (Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, bu kararların mahiyetini ve AİHM’nin askeri yargıya bakışını 6 Temmuz 2009 günü Milliyet’teki köşesinde yazdı.)

Hükümet açık olmalı

Hükümetin, yasa değişikliğinin amacı ve gerekçeleri konusunda daha açık olması gerekiyor. Eğer asker kişilerin barış zamanında sivil mahkemelerde yargılanmasını istiyorsa, çıkıp açıkça bu amacını ve gerekçelerini ortaya koymalı. “Siviller sivil mahkemede yargılanmalı, AİHM ve Anayasa Mahkemesi böyle diyor” diyerek, “askerlerin sivil mahkemede yargılanmaları”nı savunmak, sebep sonuç ilişkisini kesiyor. Tek kelimelik yasa değişikliğinin gerekçesinde yer alan kapalı bir cümle dışında amaç tam olarak ortaya konulmuş değil.

Sorunlu alan

Yapılan değişiklik, Anayasa’nın 145. maddesindeki hüküm nedeniyle ciddi biçimde sorunlu. Anayasaya aykırılık tezi de bu sorunlu alana dayanıyor. 145. madde, “Askeri kişilerin, askeri olan suçları ile bunları asker kişiler aleyhine veya askeri mahalde yahut askerlik hizmeti ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait suçlara” askeri mahkemeler bakar diyor. Bu hüküm, suçun “askeri mahallerde” işlenmesini tek başına askeri mahkemede yargılanmaya yeter görüyor. Keza askerlik hizmeti ve göreviyle ilgili olmasını da. Saydığı şartları bir arada istemiyor. Her şart, tek başına askeri mahkemede yargılanma nedeni olarak düzenlenmiş durumda. Sorun buradan kaynaklanıyor.