Kılıçdaroğlu: Bir kargo uçağı arıyorum

Başbakan Tayyip Erdoğan, 18 Ağustos günü ailesi ve Dışişleri Bakanı’yla birlikte Somali’ye gidip Türkiye’nin topladığı yardımı teslim edeceğini açıkladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bayramın birinci günü Somali’de olacağını duyurdu.
Başbakan ve Ana muhalefet liderinin Somali’ye yapacakları ziyaret dünyanın ilgisinin açlıktan ölen çocuklara çevrilmesi bakımından yararlı olacaktır. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun ziyaretleri Türkiye’ye yakışan bir tutumdur.

CHP’nin Dışişleri’ne başvurusu
CHP lideri Kılıçdaroğlu dünkü görüşmemizde Somali’ye gitme kararı aldıktan sonra geçen hafta Dışişleri Bakanlığı’na başvurduklarını belirterek şu bilgiyi verdi:
“Ben Somali’ye gitmeye çok önce karar verdim. Geçtiğimiz hafta arkadaşlardan Dışişleri Bakanlığı’yla temasa geçmelerini rica ettim. Sayın Faruk Loğoğlu Dışişleri’yle görüştü. Dışişleri bize Somali’de elçiliğimizin olmadığını, yeterli güvenlik bulunmadığını bu nedenle ancak Başkent Mogadişu Havaalanı’na gidebileceğimizi yardımları orada teslim edebileceğimizi ve oradan geri dönebileceğimizi bildirdi. Oysa ben orada insanlarla daha fazla ilgilenmek istiyorum. Dışişleri, havaalanının ötesinde pek yardımcı olamayacakları mesajını vermiş oldu.”

“Kızılay yardımcı oldu”
Kılıçdaroğlu Dışişleri’nden bu yanıtı aldıktan sonra Kızılay ile temasa geçtiklerini belirterek şöyle devam etti:
“Dışişleri’nden bu yanıt gelince biz de Kızılay ile temasa geçtik, Kızılay Başkanı Tekin Küçükali’yle görüştük, sağolsun çok yardımcı oldu. Kızılay’ın orada yerleri olduğunu bizi oralara kadar götürmek için yardımcı olacaklarını belirtti. Biz de sevinerek kabul ettik ve teşekkür ettik.”

“Kargo uçağı arıyorum”
Kılıçdaroğlu Somali’ye gitmek için uçak aradıklarını da belirterek şu bilgiyi verdi:
“Şimdi bir kargo uçağı arıyorum. Arkadaşlar bakınıyorlar, böyle bir uçak bulabilirsek bayramın birinci günü orada olmak ve açlık çeken insanlar ve çocuklar ile ilgilenmek istiyorum.”

Başbakan’ın uçağı
CHP lideri Kılıçdaroğlu’na Başbakan Erdoğan’ın da Somali’ye gideceğini anımsatarak, “Başbakan Erdoğan ile birlikte gitmeniz veya devletin bir uçak sağlaması söz konusu olamaz mı?” diye sorduğumda şu yanıtı verdi:
“Biz doğrusu Dışişleri Bakanlığı’na daha önce başvurduğumuz için Başbakan Erdoğan bizim girişimimizden haberdar olmuştur. Ama bize böyle bir davet veya yardım teklifi gelmedi.”

“Erdoğan davet ederse”
Kılıçdaroğlu’na “Başbakan davet ederse birlikte gider misiniz” diye de sordum, yanıtı şu oldu:
“Doğrusu davet edeceğini sanmıyorum. Zaten bu aşamadan sonra davet etse de sıcak bakmam. Çünkü olay bir AKP kampanyasına dönüştürüldü. Oysa Somali’ye yardım bir partisel faaliyet değildir, olmamalıdır. Eğer bu yardım faaliyeti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve halkının kampanyası olarak yürütülseydi, parti kampanyasına dönüştürülmeseydi o zaman sıcak bakardım.”

Çiçek ile görüşeceğim
CHP liderine, tutuklu milletvekillerinin durumunu da sordum. Bu konuda yeni bir girişimde bulunup bulunmayacakları sorusunu yönelttim. Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:
“Bu sorunla sürekli ilgileniyoruz şu anda parlamento kapalı, ekimde açıldığında yine gündeme getireceğiz. Bu arada TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek iade-i ziyaret bağlamında görüşmek istediğini iletti. Salı günü TBMM’deki odamda görüşeceğim. Çiçek ile bu konuyu bir daha görüşmeyi düşünüyorum.”

Türkiye savaş çığırtkanı olmamalı
Kılıçdaroğlu Suriye’deki olaylar ve Ankara’nın tutumuyla ilgili sorumu da şöyle yanıtladı:
“Demokrasi ve özgürlük herkesin hakkıdır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin özü de budur. İnsan hakları ihlallerinin olduğu her yere duyarlı olmamız gerekir. Demokrasi ve özgürlük açısından, insan hakları açısından tepki gösterilmesi gerekir. Suriye’de insan hakları ihlalleri olduğunu, yine tepki gösterilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak bu tepki savaş çığırtkanlığı olmamalıdır. Ama Sayın Başbakan Erdoğan böyle bir dil kullanıyor. Oysa barışın dilini kullanmalıyız. Sayın Başbakan sokaktaki vatandaşın diliyle konuşuyor. Sabrımızın sonuna geldik diyor. Peki, o zaman ne yapacaksın. Savaş mı ilan edeceksin, bu ifade savaş ilanıdır.
Peki, TBMM’nin iradesini aldın mı? Hayır almadın. TBMM’yi toplamadan böyle bir irade ve yetki almadan bu tarz konuşmalar yapmamalı. Hükümetin izlediği dış politika iflas etti. Komşularla sıfır sorun diye yola çıktılar şimdi her komşuyla çok yönlü sorunlarımız var. Biz hiçbir ülkenin içişlerine karışmamalıyız.”