80 yaş bilgeliği

Ayşe Kulin, ömrünün sonbaharını anlattığı Everest Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Hazan”a Adonis’ten iki dizeyle başlıyor:

Ne gördün ey âmâ?

Ne kadar az imiş dünya ve ben ne kadar az imişim orada!

Ve diyor ki: “Her bir insan gibi ben de uçsuz bucaksız bir kozmosta ne kadar kifayetsiz ve önemsizdim”.  80 yıl yaşadıktan sonra “Ne kadar az imiş” dünya diyebilmek ve kendi azlığına dikkat çekmek. Üstelik onca yıl ‘çok’larla geçmişken. Çok sevilen bir yazar olmuşken, kitapları çok satmışken, insani değerlerin hakkını çok vermişken, çok dik bir duruşu hiç eğilip bükülmeden onurlu bir şekilde bir ömür sergilemişken. Bu alçakgönüllüğün, bu zarafetin adı Ayşe Kulin.

Pek çok kifayetsizin grandiyöz düşüncelerle kendilerine inşa ettikleri Kaf Dağı illüzyonu içinde kıra döke ilerlediği dünyada  80 yaşına girdi Ayşe Kulin. Bu 80 yılın bilgeliğiyle kaleme almış “Hazan”ı. Aslında “Hazan”, “Hazan”ın yazılış öyküsünü anlatıyor. 2020’de geçirdiği ağır kalça ameliyatı sonrası başlıyor kitabı yazmaya. Boş ekrana bakarak günler geçiriyor. Tek satır çıkmıyor klavyeden önceleri. Zorlu hastane süreçleri, anılarına tutunup geçirmeye çalıştığı nekahat dönemi derken pandeminin içinde buluyor kendini. Ve bizzat tanıklık ettiği bu korkunç salgın dönemini kaleme almaya başlıyor, tarihe not düşmek için. Ama zorlanıyor. O kadar ki ilham perisinin onu terk ettiğini düşünmeye başlıyor. Perinin bir yere gittiği filan yok aslında. Ameliyat ve onu izleyen pandemi sırasında olsa olsa yorgun düşüp kendi içine dönüyor. Nitekim yeniden Ayşe Kulin’in kalemine konduğunda bütün derinliğiyle işbaşı yapıyor.

Gezi yazısı tadında

Yazarlık anılarını anlatıyor kitapta Ayşe Kulin. Dünyanın dört bir yanına yaptığı imza ve panel seyahatlerini okuyoruz. Oralardaki etkileyici konuşmalarıyla bir başına Türkiye’nin tanıtımına, hakkının verilmesine sağladığı katkıları görüyoruz. Tabii ki ‘Bakın ben neler yapmışım” gösterişi sözkonusu değil. O sadece usul usul anlatıyor yaşadıklarını. Sydney’den Roma’ya, Londra’ya, New York’tan İran’a geniş bir coğrafya ağında koşturuyor. Hem kitaplarını hem ülkesini konuşuyor yerli ve yabancı okurlarla. Bir yandan da bir gezi yazısı tadında gittiği ülkelerde dolaştırıyor bizi.

Öte yandan kitapta pandemide evlere kapatılan 65 yaş üstünün neler yaşadığına tanık oluyoruz. Virüs tehlikesiyle ücretli izine çıkarılan yardımcıdan sonra ev işleri kendisine ve 84 yaşındaki eşi Engin Bey’e kalıyor. Omuz omuza geçen onca yılın ardından güçleri yettiğince, iş bölümü yaparak üstesinden gelmeye çalışıyorlar temizlik, çamaşır, ütü, yemek, alışveriş… Ah bir de o elektrik süpürgesi bozulmasaydı! Ama işte hayat. Öyle internet üzerinden alışverişi tercih eden biri değil Kulin. Gözüyle görecek, dokunacak, satıcıdan bilgi alacak. Geçiriyor deri pantolununu üzerine, güneş gözlükleri ve maskeyle 65 yaş altı rolü yaparak dükkâna gidiyor. Kural ihlali yapıyorlar eşiyle birlikte. Mizah yönü çok kuvvetlidir Ayşe Kulin’in, kendisiyle dalga geçmeyi sever. Yaramazlık yapmış bir çocuğun safiyetiyle tatlı tatlı anlatıyor maceralarını. İç yapılanması sağlam, güçlü bir kadın olduğundan hiç dramatize etmeden yüzümüzde gülümsemelere yol açarak.

Yaprak dökümleri

Sadece yazar Ayşe Kulin yok bu kitapta, anne ve babaanne olarak, çocukları ve torunlarıyla ilgili endişelerini aktarıyor. Onlara bir şey olacak, birinden biri koronaya yakalanacak diye kuş gibi çarpan kalbinin sesi kitabın sayfalarına yayılıyor.  Bu süreçte yakın arkadaşlarını kaybediyor. Hazan mevsiminin insanın çok içini acıtan yaprak dökümleri. Bir vakitler çok kalabalık bir arkadaş grubuyken giderek nasıl da azaldıklarını hüzünle izliyor. Kendi ölümlüğünü sorguluyor: “Yaşamakta olduğumuz şu dönemde, dünyada az zamanım kaldığı için şanslıyım aslında, çünkü sadece benim ülkemde değil, dünyanın her yanında insanlar hızla cehaletin, bayalığın, basitliğin, görgüsüzlüğün, kabalığın, uçurumuna yuvarlanıyor. Böyle bir dünyada benim ne işim var?” Böyle diyor ama pes etmek yok Kulin’in kitabında: “Ama Allah’ın verdiği ömür yaşanacak madem, karalar bağlayacağıma bari güzel şeyler düşüneyim”. O güzel şeyleri bizimle de paylaşıyor.

“Hazan”, orman yangınlarının içimize de sıçrayıp bizi alev ateş içinde bıraktığı bu son günlerde okunacak en iyi kitaplardan biri. İnsanın bildikleri yaşadığına yetmiyor bazen. Kulin’in 80 yaş bilgeliğiyle kaleme aldığı kitabı, hayatla karanlık ve korkulu  hesaplaşmalarımıza ışık tutuyor. Okumanızı çok isterim.

İyi pazarlar.