Sahne eve gelir mi?

Evde dijital sanat serüvenim devam ediyor. Bu hafta da TiyatrolarTv’yi deneyimledim. Türkiye’nin tek dijital tiyatro platformu. Aslında pandemiden önce kuruldu. Amaçları gösterimdeyken kaçırdığımız, şehrimize gelmediği için göremediğimiz bazen de yeniden görmek istediğimiz oyunları ekrandan izlememizi sağlamaktı. Sahneyi eve getirmek. Dertlerini de şöyle anlatıyorlardı: “Amacımız değerli tiyatro eserlerini sahneden koparmanın aksine, gelecek nesillere taşımak ve uzaktaki sanatseverlere yakın kılacak yeni bir alan yaratmak. Tiyatronun kalbinin kendi sahnesinde ve canlı seyircileriyle attığını asla unutmuyoruz.” Tiyatroyu uzaktaki ve yakındaki seyirciyle buluşturmak, arşive oluşturmaktı varlık nedenleri ama pandemide tiyatrosuz kalanlara nefes oldular.

Tiyatroda oyuncuyu canlı izlemek esastır. Onu takip etmek, her mimiğini gözlemlemek, kanlı canlı görmenin tadını çıkarmak. Ona alkışlarla teşekkür edebilmek. Salonun ve sahnenin büyüsünü kuşanmak. Bu anlamda dijital ve canlı deneyimler arasında çok fark var. Ama dünyanın bambaşka bir dönemden geçtiği, perdelerin kapalı olduğu bu günlerde dijital deneyim büyük lüks. Oyuncular canlı olmasa da teatral tat aynı. Evin konforunu da eklersek, hiç yabana atılacak gibi değil.

Ben, ilk gösterimini 2017’de yapan “He-Go” ile başladım TiyatrolarTV denememe. Öncelikle tiyatroyu ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Ardından görme fırsatı bulamadığım çok iyi bir oyun izlemiş oldum. Senaryosunu Halil Babür’ün yazdığı, yönetmen koltuğunda Yiğit Sertdemir’in oturduğu Altıdan Sonra Tiyatro yapımı “He-Go”da Alican Yücesoy, Halil Babür ve Ayşegül Uraz rol alıyorlar. Yücesoy’un canlandırdığı Çetin karakteri gişe rekorları kırmış bir filmde süper kahraman He-Go’yu oynamış bu sayede ünlü olmuş bir oyuncu. Rolü üstüne yapışmış, herkes onu He-Go olarak tanıyor. Özellikle çocuklar çok seviyor. Oyunda Çetin’i yeni filmindeki İsa rolüne hazırlanırken görüyoruz. Kimseyle görüşmüyor, tamamen izole bir şekilde yaşıyor. Bir tek eski karısı Saffet var (Ayşegül Uraz), evindeki bir tablodan onunla sürekli sohbet eden. Doğruyu yanlışı ayırt etmesini sağlayan, Çetin’de belli farkındalıklar yaratan bir yol arkadaşı.

Bir gün Saffet’le sohbet ederken, sosyal medyadaki 500 bininci takipçisini evinde ağırlamaya karar veriyor Çetin. Saffet yapma etme dese de dinlemiyor. Şanslı (!) kişi Ersin (Halil Babür) oluyor. Ama daha ilk an hayal kırıklığına uğratıyor Çetin’i. Hiç de öyle hayalindeki gibi bir fan değil. Hasbelkader, kız kardeşinin hayranlığı sayesinde Çetin’le tanışmış, aslında öyle nitelikli bir film izleyicisi olmayan, geçim derdinde ne iş olsa yapan bıçkın bir delikanlı Ersin. Rafine bir hayran olduğu söylenemez. Hiç hoşlanmıyor bu durumdan Çetin. Başlangıçta ortak bir dil tutturmakta zorlanıyorlar. Çetin bir an evvel göndermek istiyor Ersin’i. Binlerce like sahibi arasından seçtiği bu tesadüfi takipçi çok canını sıkıyor. Aralarındaki sınıf farkının getirdiği Çetin’in üstten bakışı karşısında Ersin olanca doğallığıyla kendini ifade etmeye çalışıyor. Aradan zaman geçtikten sonra öyle sürprizler oluyor ki en son Ersin’i İsa rolüne çalışan Çetin’in karşısında reji koltuğunda görüyoruz.

Zekice kaleme alınmış, oyunculukların göz kamaştırdığı trajikomik bir oyun “He-Go”. Etkileyici bir sosyal medya sorgulaması. Tıpkı tiyatrodaki gibi ara vermeden 90 dakika zevkle izledim. Kamera bazen sağdan bazen soldan çekmiş oyunu. Sahneyi gözümde canlandırabildim her ayrıntısıyla. Mine’yle Prenses yine yanımdaydı. Merakla ekrana kilitlenmişlerdi. Velhasıl çok güzel bir oyun izledim, çok iyi vakit geçirdim. Tek yapmanız gereken TiyatrolarTv’ye üye olmak. Bu oyun için 20 TL ödedim. 48 saatlik bir izleme sürem vardı.

Yine baharlar gelecek. Yine tiyatrolar perde diyecek. Ama daha zaman var. Her akşam ekranda gördüğümüz korona tablosundaki rakamlar sıfırlanana dek tiyatrodan ayrı kalmak istemiyorsanız TiyatrolarTV’yi öneririm. Çetin, Ersin ve Saffet’le sosyalleşmeyi seveceksiniz. Başka oyunlar ve başka karakterlerle de... İyi pazarlar...