Sanatın ev hali

Mart ayından bugüne evim bir sanat merkezine dönüştü. Dilediğim saatte çeşitli dijital platformlardan operalar izledim, müzeler gezdim, birbirinden şahane edebiyat podcastleri dinledim. Üstelik evin konforunda, yanımda kedi kızlarım Mine ve Prenses, trafiğe takılmadan, koşturmadan, rahat giysilerle. Elbette Aya İrini’de bir konsere gitmenin tadı başka, Sabancı Müzesi’nde sergi gezmenin de... Ama sanatın bu ev hali de hiç yabana atılacak gibi değil. Belli ki bundan sonra bilet satışları ikiye ayrılacak. Seyircili mekânda ve evde. Ve çok inanıyorum ki bu durum sanat izleyicisi sayısında büyük artışa neden olacak. Az sonra açıklayacağım rakamlar da bunu gösteriyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, mart ayından itibaren sırasıyla film, müzik ve caz festivallerini ileri bir tarihe erteledi. Hemen ardından Youtube kanalını aktif olarak kullanmaya, dijital içerikler sunmaya başladı. Zengin arşivini sanatseverlere açtı. İstanbul’un sanat hayatına yön veren kurum olmanın sorumluluğunun bilincindeydi, pandemide bu misyondan vazgeçmek olmazdı. Çok da güzel geri dönüşler aldı. Türkiye’nin dört bir yanındaki ve yurt dışındaki sanat severler daha önce görme imkânı bulamadıkları etkinlikleri evlerinde izleme lüksüne
sahip oldular.

İlk olarak “Leyla Gencer: La Diva Turca” belgeselini erişime açtı İKSV. 80 bin kişi izledi. Nisan başında Haldun Taner belgeseli “Ve Perde”yi 30 bin kişi izledi. Ardından, 2002 yılında Nâzım Hikmet’in doğumunun 100. yılı sebebiyle, 13. İstanbul Tiyatro Festivali’nin açılış gösterisi olarak Rumeli Hisarı’nda sahnelenen “Nâzım’a Armağan” oyununu 90 bin kişi... Nisan sonundaki Dünya Caz Günü’nde ise “Türkiye’de Caz” belgeselini 10 bin kişi... Bunlar muazzam rakamlar!!! Süreçte başka projeleri de hayata geçirdi İKSV. Youtube kanalına girip hepsini izleyebilirsiniz.

Tüm bu çalışmaları, izleyici sayılarını çok ama çok önemsiyorum. Sanatın tüm Türkiye’ye yayılması konusunda çok ciddi bir adım olduğuna inanıyorum.

Geçtiğimiz cumartesi ilk iki belgeseli evde izlemeyi deneyimledim. Muhteşem bir hafta sonu geçirdim. Pencereden içeri dolan şahane bir yaz güneşi. Fanın rüzgâr efekti. Kahve kokusu. Kızlarla birlikte oturduk ekranın karşısına. Önce yapımcılığını İstanbul Tiyatro Festivali’nin üstlendiği 2015 tarihli Haldun Taner belgeseli “Ve Perde!”yi İzledim. Haldun Taner’in şiir gibi yaşadığı hayatını büyük bir incelikle anlatan belgeselin yönetmeni Selçuk Metin, senaryoda Gülşah Özdemir Koryürek imzası var. Müzikler ise Borusan Quartet’e ait. Proje danışmanlığını Demet Taner ve Dikmen Gürün yapmış. Tilbe Saran’ın büyüleyici anlatımı, Haldun Taner’i canlandıran Halit Ergenç’in nefes kesen oyunculuğu eşliğinde Taner’in kitapları, gazete yazıları, tiyatro sanatçılarının performanslarıyla kesitler izlediğimiz oyunları... Onunki gibi görkemli bir hayat hikâyesine tanıklık etmek, Haldun Taner’i eve buyur etmek... Benim için çok özel bir deneyimdi.

Hemen ardından İKSV’nin yapımcılığını üstlendiği “Leyla Gencer: La Diva Turca” belgeseline başladım. Leyla Hanım’ın tarifsiz güzellikteki sesi doldu evime. Belgeselde Gencer’le çalışmış sanatçılarla söyleşiler, Leyla Gencer’in kendi hikayesini anlattığı detaylar yer alıyor. Operalarından bölümlerle insanın ruhu yıkanıyor. Belgeselin yönetmen koltuğunda yine Selçuk Metin var. Metin ve senaryo gazeteci yazar Zeynep Oral’a ait. Ve yine Halit Ergenç’in güçlü sesi.

Özetle, muhteşem bir hafta sonu geçirdim İKSV belgeselleriyle. Bunu sizin de tatmanızı çok isterim.

İyi pazarlar.