Koronavirüs ve ağız gargarası

29 Nisan 2020

Covid-19 adı korona için "Co", virüs için "vi", hastalık için "d" ve oluşum yılı için 19 olarak dört bölümden oluşturulmuştur.  Son olarak bu yeni virüs, Uluslararası Virüs Taksonomi Komitesi (ICTV) tarafından “SARS-CoV-2”  ve virüsün neden olduğu hastalık COVID-19 olarak adlandırılmıştır.

Covid-19’in diğer Koronavirüs enfeksiyonları gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Corona virüsün en önemli bulaşma yollarından biri olan ağızın virüslere açık bir konak olmasının bir nebze de olsa önüne geçmek için her birey ağız ve diş sağlığına maksimum önemi göstermelidir.

Ağız ve diş hijyeni en az el hijyeni kadar önem teşkil etmektedir. Ağız gargarasının önemi her noktada vurgulanmalı,  vatandaşlar bireysel olarak uygulayabileceği kişisel bakımı arttırmalı ve devletin uygulayacağı karantina kurallarına bu süreçte uyum sağlanmalıdır. Sabah akşam  dişlerin tüm yüzeyi fırçalanmalı, ağız ve boğaz gargarası  rutinde sabah akşam  muhakkak yapılmalıdır.

Ağız gargaraları bir çok ülkede önemli bir hijyen kriteri olup gargara ile amaç virüs içeren damlacıkların ve oluşan aerosol içersinde ki virüs oranının azaltılması böylece çapraz enfeksiyon ve oral yol ile bulaş riskinin minimalize edilmesi hedeflenmektedir. SARS-CoV-2 enfeksiyonunda tükrük ve nasal mukozada ki viral titreler 107/mL üzerinde bulunmuş olup bu değerlerin düşürülmesi çapraz enfeksiyonu azaltmak için hedeflenmektedir.

Ağız gargaralarının, koronavirüs öncelikli olmak üzere  başka herhangi bir bakteri veya virüs  ile oluşmuş olan solunum yolu enfeksiyonunu engelleye yönelik kesin etkisi bilimsel olarak açıklanmamış olsa da  dezavantajları da değer teşkil etmeyecek kadar az olduğundan kullanımı önerilmektedir.

Piyasada mevcut olan alkol içerikli ağız gargaraları korona virüse karşı etkin değildir çünkü bunun sağlanabilmesi için yüksek alkol oranına ihtiyacınız vardır; çoğu durumda %60'ın üzerinde bir oran gerekmektedir. Povidon iyodin (PVP-I) diğer antiseptiklere kıyasla anti viral özelliği en iyi olan madde olup ve ağır akut solunum sendromu ve Ortadoğu solunum sendromu koronavirüslerine karşı  (SARS-CoV and MERS-CoV) yüksek derecede etkin virüsit olduğu in vitro ortamında  bilimsel olarak ortaya konmuştur. İn vivo virüsit etkinliği bilinmemekle beraber bakteriye karşı antimikrobiyal aktivitesi ortaya konmuş olup oral mikrobiyal florayı   3 saatten az olmamak koşuluyla olumlu olarak azaltmaktadır. Virüsit özelliği bulunan povidon iyodin içerikli gargaraların bu süreçte tercih edilmesi önerilmektedir.

Povidon iyodin içerikli gargaraların uzun süreli ve geniş yüzey üzerinde yapılan tedavide, manifest hipertiroid durum gösteren, özellikle dekompoze kalp yetersizliği olan hastalarda, hamile kadınlarda 3. aydan itibaren ve memedeki çocuklarda dikkatle kullanılması gerekmektedir. Ayrıca lokal irritasyon veya duyarlılık görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır.

Yazının devamı...

Koronavirüse ağız gargarası

28 Nisan 2020

Covid-19 adı korona için "Co", virüs için "vi", hastalık için "d" ve oluşum yılı için 19 olarak dört bölümden oluşturulmuştur. Son olarak bu yeni virüs, Uluslararası Virüs Taksonomi Komitesi (ICTV) tarafından “SARS-CoV-2” ve virüsün neden olduğu hastalık COVID-19 olarak adlandırılmıştır.

Covid-19’in diğer Koronavirüs enfeksiyonları gibi solunum salgıları ile bulaştığı düşünülmektedir. Hasta kişilerden öksürük, hapşırık, gülme, konuşma sırasında çevreye saçılan virüs içeren solunum salgısı damlacıkları, sağlam kişilerin mukozalarına temas ederek bu kişilerin hastalanmasına neden olur. Corona virüsün en önemli bulaşma yollarından biri olan ağızın virüslere açık bir konak olmasının bir nebze de olsa önüne geçmek için her birey ağız ve diş sağlığına maksimum önemi göstermelidir.

Ağız ve diş hijyeni en az el hijyeni kadar önem teşkil etmektedir. Ağız gargarasının önemi her noktada vurgulanmalı, vatandaşlar bireysel olarak uygulayabileceği kişisel bakımı arttırmalı ve devletin uygulayacağı karantina kurallarına bu süreçte uyum sağlanmalıdır. Sabah akşam dişlerin tüm yüzeyi fırçalanmalı, ağız ve boğaz gargarası rutinde sabah akşam muhakkak yapılmalıdır.

Ağız gargaraları bir çok ülkede önemli bir hijyen kriteri olup gargara ile amaç virüs içeren damlacıkların ve oluşan aerosol içersinde ki virüs oranının azaltılması böylece çapraz enfeksiyon ve oral yol ile bulaş riskinin minimalize edilmesi hedeflenmektedir. SARS-CoV-2 enfeksiyonunda tükrük ve nasal mukozada ki viral titreler 107/mL üzerinde bulunmuş olup bu değerlerin düşürülmesi çapraz enfeksiyonu azaltmak için hedeflenmektedir.

Ağız gargaralarının, koronavirüs öncelikli olmak üzere başka herhangi bir bakteri veya virüs ile oluşmuş olan solunum yolu enfeksiyonunu engelleye yönelik kesin etkisi bilimsel olarak açıklanmamış olsa da dezavantajları da değer teşkil etmeyecek kadar az olduğundan kullanımı önerilmektedir.

Piyasada mevcut olan alkol içerikli ağız gargaraları korona virüse karşı etkin değildir çünkü bunun sağlanabilmesi için yüksek alkol oranına ihtiyacınız vardır; çoğu durumda %60'ın üzerinde bir oran gerekmektedir. Povidon iyodin (PVP-I) diğer antiseptiklere kıyasla anti viral özelliği en iyi olan madde olup ve ağır akut solunum sendromu ve Ortadoğu solunum sendromu koronavirüslerine karşı (SARS-CoV and MERS-CoV) yüksek derecede etkin virüsit olduğu in vitro ortamında bilimsel olarak ortaya konmuştur. İn vivo virüsit etkinliği bilinmemekle beraber bakteriye karşı antimikrobiyal aktivitesi ortaya konmuş olup oral mikrobiyal florayı 3 saatten az olmamak koşuluyla olumlu olarak azaltmaktadır. Virüsit özelliği bulunan povidon iyodin içerikli gargaraların bu süreçte tercih edilmesi önerilmektedir.

Povidon iyodin içerikli gargaraların uzun süreli ve geniş yüzey üzerinde yapılan tedavide, manifest hipertiroid durum gösteren, özellikle dekompoze kalp yetersizliği olan hastalarda, hamile kadınlarda 3. aydan itibaren ve memedeki çocuklarda dikkatle kullanılması gerekmektedir. Ayrıca lokal irritasyon veya duyarlılık görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır.

Yazının devamı...

Masseter Botoks Zararlı mı?

8 Ekim 2019

Diş Gıcırdatma ve sıkma, genellikle uyku sırasında gerçekleşen dişlerin istem dışı ve güçlü bir şekilde sıkılmasıdır. Diş sıkma ve gıcırdatma, gece ve/veya gündüz oluşabilen istemsiz bir aktivitedir. Diş sıkma ve gıcırdatmanın birçok nedeni vardır ve bu nedenler arasında; stres ve kişisel özellikler, uyku düzeni, uyku esnasındaki solunum bozuklukları gibi faktörler sayılabilir. Diş sıkan hastada çene eklemi bölgesinde ve bu bölgedeki ilgili kaslarda ağrı olmakla beraber ilerleyen dönemlerde çene eklemlerimizde probleme sebep olmakla beraber bu durum çene eklem rahatsızlığına kadar götürebilir.

Halk arasında diş sıkma ya da gıcırdatma olarak bilinen bruksizmin en önemli ve en yaygın belirtisi sabah kalktığında yüz kaslarında, çene ekleminin yan kısımlarında, baş ve boyun bölgelerinde oluşan ağrılardır.

Başvuran hastalarda yapılan muayenede kuvvetli sıkmaya bağlı aşınmayla ortaya çıkan diş boyu kısalığı ve dişlerin yüzeylerinde ince hatlı çatlaklar görülebilmektedir. Herhangi bir travma olmadığı halde diş mine kırıkları ve geçmişte yapılmış restorasyonlarda kırılmalar da görülebilir. Ayrıca, dişlerin devamlı birbirlerine sürtmesi sonucu dişler zarar görebilir ve boyları kısalabilir.. Bu durum kişinin dikey boyut dediğimiz burun-çene ucu arasındaki mesafeyi azalmasına neden olur. Bu da yüz görüntüsünde estetik sorunlara neden olabilir.

Başka bir etkisi de çene eklemi içinde görülebilmektedir. Eklem sıvısının azalmasına bağlı olarak eklem başı ve yuvasında aşınmalar buna bağlı olarak da çeneyi açma kapama esnasında tıkırtı, kitlenme, fonksiyon kısıtlılığı ve ağrı da ortaya çıkabilir.

Hastalığın tedavisindeki amaç bu rahatsızlığa sebep olan primer etkenin tespit edilip tedavi edilmesi ve bu süreçte dişlerinde, çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır. Bruksizm’in sebebi dental kaynaklı olmadığı stres kaynaklı olduğuna karar verilirse psikiyatri ile ortak bir çalışma içersine girilmektedir. Eğer dental kaynaklı olduğu düşünülür ; maloklüzyona bağlı bruksizm teşhisi konulursa hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi gerekebilmektedir . Eksik olan dişlerin yerine konulabilmesi yada aşınmış dişlerin onarılması için protez uygulamaları yapılabilir. Diş gıcırdatma tedavisinde primer etken tedavi edilene kadar uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile üst çene için yapılan sadece dişler üzerine oturan 2mm kalınlığında şeffaf bir plağın kullandırıldığını, “Gece plağı” denilen bu apareyin tek başına yeterli olmadığı durumlarda botox gibi bazı ek tedaviler uygulanabileceğini belirtmiştir. Diş sıkma ve gıcırdatma sonucu çene ekleminde ki deformasyona bağlı başka sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Uzun süreli bruksizm sonuncunda massater kas hacmi sürekli sıkmaya bağlı olarak artmakta olup çenenin köşelerinde ki bu hacim yüz yapısının daha kare gözükmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla bruksizm tedavisi sonucun da alt yüzde bir incelme çenenin önden bakıldığında küçülmesi ve V-yüz dediğimiz görüntü ortaya çıkmaktadır.

Bruksizm tedavisinde sadece tek bir tedavinin yeterli olmadığını plak botox ve en önemlisi bruksizme sebep olan etkenin ortadan kaldırılmasına yönelik bir tedavinin uygulanması gerekmektedir. Plak ve botox tedavisi hipertrofiye uğramış olan kasın rahatlamasını ve çenenin doğru konumlanmasını sağlayacak olup bu esnada altta yatan primer etkenin de tedavisi ile hastanın bu alışkanlığı rahatlıkla bırakabileceğini vurgulamıştır.

Botoks enjeksiyonu ile kaslara zarar vermeden çiğneme kaslarındaki stres ve aşırı çiğneme kuvveti ortadan kaldırılarak kaslarda rahatlama sağlanmaktadır.

Ancak çok önemli bir konu ise tekrarlayan botoks uygulamalarından kaçınmak gerekmektedir çünkü bilimsel olarak araştırma yaptığımızda çok kritik bir nokta olan botoksun doğru doz ve zamanlama ve gerekli önlemler alınarak uygulanmadığı taktirde incelenmiş olan hayvan ve klinik çalışmalarda çiğneme kaslarına botoks uygulaması sonrasında çene kemiğinde erimenin başlamasına sebep olabileceği görülmüştür. Mandibula kondil ve çene kemiğinde erimeler görülmüş olup botoks’un hücresel ve moleküler mekanizması bilinerek hareket edilmelidir. Botoks un tedavi amaçlı kullanımı esnasında oluşabilecek yan etkilere karşı gerekli önlemler alınarak uygulanmalıdır. Dolayısıyla Botulinum toxin yani halk diliyle botoks uygulamasının bruksizm, maseter hipertrofisine bağlı yüz şeklinin kare hal alması gibi nedenlerle estetik amaçlı olarak, oromandibular distoni gibi klinik şikayetlerin tedavisinde tekrarlı olarak bilinçsiz kullanımından kaçınarak gerçekten gerekli görüldüğü taktirde bruksizm’de ise plak uygulaması gibi tedaviye yardımcı olarak uygulanması gerektiği ve aslında bruksizm tedavisinde altta yatan etkenin tedavi edilmesi gerekmektedir.

Yazının devamı...

Benimkisi Bir Aşk Hikayesi

1 Mayıs 2019

İstanbul’da doğdum küçüklüğümü hatırlayacak kadar geriye gittiğim de hayalimi süsleyen mesleğin moda tasarım ve hekimlik olduğunu çok rahatça söyleyebilirim. Küçüklüğüm bebeklerime elbise dikerek ve eczaneden annemin rica ederek aldığı enjektörlerle herkese enjeksiyon yaparak geçti diyebiliriz. Rahmetli babaannem az çekmemiştir benden, nasıl bir duyguysa, bir de canı yansın gerçekten iğne olduğunu hissetsin diye var gücümle de bastırırdım kolları bacakları morarana kadar. Ne de olsa babaanne, torunu şımartacak ya sesini çıkarmazdı….

Doktor olacağım sevdasıyla yanıp tutuşuyordum. Bir an önce büyümek istiyordum. Çok derinlere dalmayacağım, ‘anlatsam hayatım roman olur’ derler ya benimkisi de o cinsten. Büyüdüm ve üniversite dönemine geldiğimde içimde ki sanat ve hekimlik duygusunu diş hekimi olarak sergileyebileceğime inandığım için diş hekimliğini seçtim. Hem hekimlik hem sanat ortak bir payda da buluşabilecekti benim için.

Hekim olmayı insanların gözünde ki o ışığı görmek için seçtim. Sayemde ağrıları dinen, hayata daha güzel gülümseyerek bakan insanlar yaratmak istedim. Kazandığınızı sandığınız maddiyata değişilemeyecek bir maneviyat… Maneviyat öyle bir duygu ki yeri geldi kendimi herkes den zengin gördüm.

Bir anımı anlatarak devam edeceğim. Bu anımı ne zaman anlatsam gözlerimden yaşların akmasına engel olamam… Yeni mezun olmuştum, nöbet tutuyordum. Nöbet tuttuğum bir klinikte gece bir sularında bir hasta geldi. Üstü başı eli yüzü bembeyazdı… Belli ki ekmek fırınında çalışıyordu. Muayenesini yaptım ve bir dişine kanal tedavisi yapılması gerekiyordu ancak tedaviyi kabul etmedi. Hocam ben çektirmek istiyorum dişimi dedi. Kabul etmedim, edemezdim ben bu yola çok farklı hayaller ile çıkmıştım. Parasının ancak çekime yettiğini bunun dışında bir tedavi kabul edemeyeceğini söyledi. Çekim ücreti karşılığı tedaviye ikna ettim ve gereken müdahaleyi yaptım. Tedavi bitiminde ücretini takdim etmeye kalktığında kabul etmedim bu parayla lütfen fırça ve macun al dedim ve helalleştik ve hastam gitti. Gece dört sularında tekrar odamın telefonu çaldı, o saatlerde pek hasta gelmezdi biraz tedirgin olmadım desem yalan olur. Arayan banko görevlisinin sesi bir tuhaftı, iyice panik olmuştum. Acil beni çağırıyordu, fırladım yattığım yataktan. Muayene odasına gidince ne göreyim bizim beyazlar içinde tedavisini yaptığım hastam elinde fırın küreği üzerinde siz diyin bir buçuk metre ben diyeyim bir metre kürek boyu kadar bir pide ve yanında da içecek dolu bir poşet…. Başladım ağlamaya…..

Bu mutluluğu başka ne yaşatabilirdi ki… yıllar geçti, her anımsadığımda hala gözlerimden yaşlar süzülür… benim mesleğim benim için bir aşk hikayesi….

Yazının devamı...

Hayata Daima Gülümseyin

18 Nisan 2019

Metropollerde yaşayan bizler sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz, hep çok yoğunuz. Çevremizdekiler ile iletişime girmemek için adeta yüzlerce bahane yaratıyor içten bir gülümsemenin, biz kendimiz ve insanlar üzerinde ne kadar olumlu bir etkisi olduğunu unutuyoruz…

Evet güzel bir slogan kuşkusuz, ‘Hayata daima gülümseyin’ ayrıca okumadığı kitap kalmayan biri olarak bütün hayatımı kuvvetli bir şekilde, olumlu anlamda değiştirebilen ne olabilir diye sorguladığımda çok etkili ve basit bir hayatı yaşama yöntemi bence gülümsemek … Bu benim bir süredir uyguladığım, çok basit, çok keyifli ve bir o kadar da etkili bir yöntem, gülümsemek…

Diş eti sorunları, çarpık, lekeli ve eksik dişler, insanların güvenle gülümsemesini engelleyen sorunların başında geliyor. Bu durum da kişide güven eksikliğine neden oluyor. Gülüş Estetiğinde, dudak seviyesi, dişlerin boyları, diş eti seviyesi, diş rengi, diş dizimi, gülündüğünde dudaklarla dişlerin uyumu ve gülme hattı estetik gülüş analizi çok büyük önem taşımakta olup dudakların, dişetinin ve dişlerin estetik kriterler içerisinde ayrı ayrı ve birbiri ile olan ilişkisi değerlendirilerek, detaylı estetik analizler yapılır ve gülüş şekli değerlendirilmektedir. Güldüğünüzde çok görünen diş etlerinizin lazerle düzenlenmesi, renklerinden memnun olmadığınız dişlerinizin beyazlatılması, porselen lamine uygulamaları estetik uygulamalar arasında yer almaktadır. Eğer hayata kocaman bir gülümseme bırakmak istiyorsak, ağız ve diş sağlığımızı önemsemeliyiz. Unutulmamalıdır ki, güzel bir gülümseme sağlıklı dişlerle olur. İnsanların, tanıştıklarında ilk dikkat ettikleri şey gülümsemenizdir. Sosyal ilişkilerinizde ve bireysel sağlığınızda önemli rol oynayan dişlerimizin aslında insanların kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlamaktadır. Gülümseme; sadece karşı tarafla aramızdaki bariyerleri yıkmakla kalmaz, aynı zamanda kişinin kendine güvenini de yansıtır. Bu nedenle daha fazla gülümseyen insanların daha kolay iş bulduklarına ve kariyerlerinde hızlı bir şekilde yükseldiklerine dair yaygın bir inanış hakimdir. İçten bir gülüşün sosyal hayattan, kariyere kadar tüm hayatını olumlu etkilediği bilinmektedir.

Hayata nasıl bakarsak bize öyle karşılık verir, hayata gülümseyin…. o da bir süre sonra size gülümsemeye başlayacaktır…

Sevgi ile kalın.

Yazının devamı...