Belirsizlikle başa çıkmak başarıdır

Uzman Psikolog Ayşe Özgener, pandemi döneminde ruh sağlığımızı korumanın ipuçlarını verdi; “Ümitsizliğe düşmemek gerekiyor. Görüşemesek de sevildiğimi bilmek ve yaşamı, doğayı, insanları sevebilmek en güçlü motivasyon kaynağım.”

Önce sağlık diyoruz ve bir yandan zorlanan ekonomi bir yandan da ruhsal olarak kendimizi ayakta tutabilmek için yeni hayat koşullarına uyum sağlamaya çalışıyoruz. Gençlerimiz, çocuklarımız ise belki de hayatlarının yeşerdiği en güzel zamanlarında eğitimlerinden, sosyal hayatlarından, spor ve sanattan her şeyden uzak kalarak farklı bir nesil olarak şekilleniyorlar. Bu zorunlu sürecin çocuklarımız için en doğru ne şekilde üstesinden gelebiliriz? sorusunu Uzman Psikolog Ayşe Özgener’e sordum. Sevinç Pastanesi Sohbetleri’nde bu önemli konuya ışık tutabilecek bilgilerle corona günlerini daha kolay atlatabilmeniz dileğiyle…

- Öğrenciler evlerde ve en sosyal olmaları gereken yaşta asosyal bir hayata çekiliyorlar. Çocuklarımız ve gençlerimiz için ilk sorum eğitimde ekran başında ki başarıyı nasıl tutturabilirler?

Ekran başında eğitim kavramı hayatımıza çok yeni girdi. Bu sebeple başarının tanımını tekrar yapmak gerekecek. Daha önce eğitimde başarı olarak gördüğümüz kriterler bu durumda geçerli değil. Bugüne kadar sürekli olarak gençleri ekran başından kaldırmaya çalışıyorduk. Şimdi ise onları zorla ekran başına oturtmaya çalışıyoruz. Bu hem çocuklar/gençler hem de yetişkinler için çok yaman bir çelişki! Aslında uzun saatler ekran başında olmalarının onların ruh sağlığı için iyi olmadığını biliyoruz ama maalesef şu anda elimizde başka bir alternatif de yok. Çocuklarımız ve gençlerimiz için yüz yüze sosyalleşmek de şu anda mümkün değil. Bu durumda onları olması gerekene motive etmek için uğraşmalıyız. Öğrenme yaşam boyu süren bir şeydir, yaşamımızın bu döneminde gençler belki akademik olarak beklediğimiz kadar iyi bir eğitim alamıyorlar ama hayata dair çok şey öğreniyorlar. En başta zorluklara karşı yaşamayı ve belirsizliği tolere etmeyi öğreniyorlar ki bu bana göre birçok bilgiden daha değerli! Bu durumda başarı paketinin içine psikolojik uyumun önemini de katmalıyız. Bu uyum sürecini sağlıklı geçirirlerse olması gerektiği kadar başarılı olacaklarına inanıyorum.

- Peki, sıkılan gençlerimizin ruh sağlığını korumaları için ne önerirsin?Belirsizlikle başa çıkmak başarıdır

Böylesi zor bir dönemde ruh sağlığını korumak hepimiz için çok önemli. Gençlerimiz de sürekli olarak olumsuz haberler izleyip bir de üstüne evde mahsur kaldılar. Yaşamlarının en güzel döneminde bu şekilde yaşamak kolay değil. Ancak bu sürenin geçici olduğunu ve kalıcı bir şekilde hayatın böyle devam etmeyeceğini onlara hatırlatmak da fayda var. Hatırlatmak diyorum çünkü karamsarlığa kapılıp hep böyle gideceğini düşündükleri zaman depresif veya agresif olabiliyorlar. Ruh sağlığı ne kadar esnek olursa o kadar dayanıklıdır. Gençler kendilerine iyi gelen şeyleri keşfedip, bunlara zaman ayırarak kendi ruh sağlıklarını korumayı öğrenebilirler. Günlük hayatlarının rutini tamamen değişti, buna ayak diremek yerine değişikliğe uyum sağlamayı öğrenmeleri daha önemli! Biz de onlara değişikliğe uyum sağlamaları için destek olmalıyız. Biraz da yol göstermeliyiz. Evin içinde yaşadıkları büyüklerin ruh hali onları doğrudan etkilediğinden ilk önce kendi ruh sağlımızı korumalıyız. Bize baktıkları zaman huzur bulabiliyorlarsa onlar da zaman içinde sakinleşiyor. Ama sürekli gergin ve stresli ebeveynlerle vakit geçiriyorlarsa bu durumdan olumsuz etkileniyorlar.

- Ekonomik zorluk çeken eş, evde oturan çocuklar, bitmek bilmeyen ev işleri ile boğuşan anneler en çok desteğe ihtiyaç olanlar arasında... Kadınlarımız ne yapsınlar, neler önerirsin?

Hayat tüm aile bireyleri için zorlaştı. Sokağa çıkma ve sosyalleşme anlamında yetişkinlerde kısıtlandı. Dediğin gibi annelerin işi de giderek daha yorucu olmaya başladı. Bir yandan kendi psikolojik sağlığını korumaya çalışmak bir yandan da ailesine destek olmaya çalışmak herkesi yordu. Fiziksel yorgunluğa ruhsal yorgunluk da eklendi. Ancak pandemi sürecinde ailenin önemini yeniden hatırladık. Aileler hiç olmadıkları kadar birlikte ve aynı ortamda vakit geçirmeye başladı. Bana kalırsa aileler bunun zorluklarını yaşasalar da bunu bir avantaja dönüştürmeyi başarmalı!

- İki çocuk annesi olarak bu süreci nasıl değerlendiriyor ve kendini nasıl motive ediyorsun?

Ben de bu süreçte iniş ve çıkışlar yaşıyorum. Ama genelde dengede kalmaya çabalıyorum. Bu durumun zamanla geçeceğine kendime hatırlatıp çaresizlik duygusuna karşı kendimi aşılamaya çalışıyorum. Yeni yaşantımızın kontrol edemediğim kısımlarını kabullenmeyi öğreniyorum. Yaşamdan zevk alma kapasitemiz haliyle düştü. Sevdiklerimle, dostlarımla hatta ailemle bile aramıza zorunlu sosyal mesafe girdi. Ancak yaşamda ümitsizliğe düşmemek gerektiğine inanıyorum. En zor zamanlarda bile bunların akıp geçeceğini düşünüyorum. Sevdiklerimle iyi ilişkiler içinde olmak, görüşemesek de sevildiğimi bilmek ve yaşamı, doğayı, insanları sevebilmek en güçlü motivasyon kaynağım!

- İki kitap yazdın: ‘Sonra Konuşuruz’ ve ‘uçak Dolusu Zihinler’. Üretkenliğinle, duruşunla gurur duyuyorum. Kitaplarından biraz bahsedebilir misin lütfen ve başka kitap fikri var mı?

Teşekkür ederim Gözdecim. Kitaplarımda kendi alanım psikolojiyle ilgili konular işlemeye çalıştım. Kitaplarım öğretme kaygısı taşımıyor ama psikolojiyle ilgilenen herkesin kitaplarımın içinden kendine dair bir şeyler bulabileceğine inanıyorum. İlk kitabım olan “Uçak dolusu zihinler”, iç içe geçmiş hikayelerden oluşuyor. İkinci kitabım “Sonra Konuşuruz” ise psikolojik sohbetler içeren hayata dair birçok kavramı ele almaya çalıştığım yazılardan oluşuyor. Üçüncü kitap da bir psikolojik roman üzerine çalışıyorum. Bir de farklı bir proje üzerine çalışıyorum ama henüz tamamlanmış değil. Bu pandemi dönemi zaman zaman benim de konsantrasyonumu düşürdüğü için istediğimden daha yavaş ilerliyorum. Ama yazmak benim için aynı zamanda bir terapi olduğundan, yazmaya devam ediyorum.