‘Sadaka projelerini kınıyorum’

Çalışmalarını koronavirüs döneminde de sürdüren sanatçı Atilla Atasoy, “Müziğin üvey evlat muamelesi görüp 65 yaş gibi cezalandırılması ayıbı giderilmeli. Hele hele sadaka projelerini esefle kınıyorum” diyor

Yılların büyük sanatçısı, muhteşem sesi Atilla Atasoy ile tekrar bir araya geldik. ‘Hoşça Kal’ şarkısı ile hayranlarıyla tekrar buluşan Atasoy ile korona günlerinden seyahatlerine, astrolojiden kurucusu olduğu meslek birliklerinin sadaka projelerinden duyduğu üzüntüsüne kadar birçok konuyu konuştuk. Sevinç Pastanesi Sohbetleri’nde yeni yılın ilk röportajı Atilla Atasoy ile... Hepinize mutluluk dolu bir yıl diliyoruz.

- Sizi özlemiş, ne yapıyor acaba derken ‘Hoşça Kal’ şarkısı ve klibiyle döndünüz. Bu güzel eser, bu kadar aradan sonra nasıl çıktı?

İlkim Karaca beni aradı, Müjdat Gezen’in şiirini bestelediğini, beğenirsem benim okumamı arzuladıklarını söyledi. O ara ben kendi şarkım Seferî’yi hazırlamış ve klibini bile çekmiştim. Fakat, Hoşça Kal’ı dinleyince akan sular durdu. Kendi şarkımı 2021’e erteleyip âşık olduğum Hoşça Kal’a ışınlandım...

- Bizler, sanatçılardan sürekli göz önünde olmasını bekliyoruz. Oysa sürekli ortalarda olmak, aslında işin doğasına aykırı. Duygu ve düşüncelerinizi merak ediyorum, alışageldiğiniz bazı rutinlerden uzak kalma tercihiniz neydi?

Ben zaten keşfe çıkmadığım ya da gezemediğim zamanlarda evde oturan, evcimen bir adamımdır... Her işimi kendim yaparım. Öyle restoran, bar, pavyon merakım da yoktur... Hazır evdeyken birçokları gibi evden üretim seansları başladı. Üç eski uzunçalar albümüm (Farzet ki Ben Seni Hiç Tanımadım-Rüyalar ve Anılar-Gizli Çiçek) Universal Müzik tarafından, bir eski albümüm (Sanadır Bütün Şarkılarım) Avrupa Müzik tarafından benim yardımlarımla Spotify’a kondu... Koronanın hemen öncesinde ‘Bir Gün Beni Ararsan’ şarkıma çektiğim klip, korona boyunca çok ilgi gördü. Zaten ülkede korona öncesi en son konseri Zorlu Touch 12 Mart’ta ben verdim... Benden sonra tufan oldu, hay Allah... Yaz aylarında yeni şarkımızı hazırlarken eskilerden biri düet, seslendirmiş olduğum iki Melahat Pars Türk sanat müziği şarkımız da yayımlandı. Yani demem o ki, korona bana yaradı.

- Evet, bunu fark ettik. Bir de bu dönemde keyifle okuduğum ‘Düş Peşime’ kitabınız var. Seyahat ediyorsunuz ve harika kaleme alıyorsunuz. Bize nereleri tavsiye edersiniz?

Ben, hayatın bütün renklerinin peşine düşmüş bir gezginim. Farklı coğrafya ve kültürlerde soluklanıp bilgilenirken, o yollarda kendi hakkımdan gelmenin yolunu da buldum. Ne olmamış zamanlardan geçtim. Kendim olmak için çıktığım yolda beni yoldan saptıracak çok şeylerle karşılaştım. Kendim kalabilmek için de sıradanlığın eşssiz lezzetinin peşinde dünya vatandaşı olabilmeye çalıştım. O farklı kültürlere sızmak bana çok iyi geldi. Aynılıklardır insanı tüketen. Şöhret esaretinden o yollar kurtardı beni. Tabii, en büyük aşkım müziği ihmal etmeden müzisyen kalmamı da...
Şimdiye kadar 155 ülke gördüm. Layık bulduklarımı bir süre Hürriyet gazetesinde ve bazı dergilerde yazdım. Daha sonra yazılarımın orijinallerini ve kendi çektiğim görsellerimi attilaatasoy.blogspot.com’da topladım. Yayın organlarında kesilip biçiliyordu. Daha sonra editörüm Nalân Yıldız’ın katkıları ile kitap yaptık. Üçüncü genişletilmiş baskısını yaptı.
Bütün bu yaptıklarım, ölüme küçük başkaldırılarım ve hayata kurduğum köprülerimdir. O köprüler aynı zamanda benim çocuk ruhumun lunaparkları oldu.
Tavsiyeye gelince, aynılıklardan uzak durun, imkânınızın elverdiği en uzak yerden görmeye başlayın. Tatil deyince her sene aynı yere giden Bodrumculara veya onun gibilere uymayın. Kendi duvarlarına hapsolmuşlardan olmayın. Aynı paraya çok daha fazla kültür veya coğrafyada zenginleşebilirsiniz.

‘Sadaka projelerini kınıyorum’

- Peki pandemi döneminiz nasıl geçiyor? Birçok sektör gibi müzik sektörü de sekteye uğradı. Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tanrı vergisi sesim ve üretme potansiyelimi az ve öz ve de seçkin boyutta değerlendirmeye çalıştım hep... Yeni kuşak tabii ki kendi starlarını oluşturacaktı. Vahşi kapitalizm ve ürünleri ortalığı kasıp kavururken ben ‘eski’ ama ‘eskimemiş’ olarak kalmanın şansını yaşıyorum. O da 47 yıldır dürüst ve tek başına verdiğim savaşın hediyesi sanırım. Her zaman az para, çok huzuru seçtim. Zaten çok teklif alan biri değildim, yine öyle idare ediyorum. Ancak müziğin halen üvey evlat muamelesi görüp 65 yaş gibi cezalandırılması ayıbının bir an önce giderilmesi gerekir. Hele hele sadaka projelerini esefle kınıyorum. Kurucusu olduğum meslek birlikleri de yıllar sonra beni utandırdılar maalesef.

- Keyifli bir soru ile sonlandıralım. Öncelikle yeni yaşınızı tebrik ediyorum ve doğum gününüzü soğuğa aldırmadan denize girerek kutladığınız için alkışlıyorum. Yay burcu erkeği ve astroloji bilgisi olan biri olarak burcunuzu biraz övün ve sövün desem neler dersiniz?

Biz Yay’lar pek normal sayılmayız. Kâşifler burcunun, düşe kalka hayatın sırlarının peşinde kâh değişken, kâh heyecanlı ve kararsız ve de sabırsız hallerini saymazsak, genelde iyi yürekli, adalet duygusu gelişmiş, mistik yolculuklara her an hazır, arkadaş canlısı, saf, çocuk insanlardır. Gönül verdiği işte engel tanımayan, gözü pek, sportmen yay erkeği, aşk maceralarını bile arkadaşça yaşar. Sonrasında da arkadaş kalabilmeyi başarır. Para işlerinden anlamadığı için de o tür işlere girmemesinde fayda vardır. Eczane batırmış adamım evelallah! Gelene ‘Buna ilaç mı alınır, git evde şunu bunu karıştır, iç’ derdim. Bilinçsiz ilaç kullanma konusunda aydınlatmaya çalışırdım. Sonra gelmediler...

- Özlemişiz sizi, mutlu yıllar diliyorum...

Çoookkk teşekkür ederim. Koronasız günlerde görüşmek dileğiyle, çoookk sevgiler...