‘Avrupa Siyasi Topluluğu’ sinyali

Brüksel’deki zirvede, Avrupa Birliği’ne üye olmak istemeyen veya olamayan ülkeleri de kapsayacak “Avrupa Siyasi Topluluğu” da tartışıldı. AB kuruluşlarına “kademeli dahil edilme” fikrine Ankara da sıcak

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, Ukrayna ve Moldova’ya adaylık statüsünün verildiği kritik Brüksel Zirvesi’nde Birlik’in gelecekte alabileceği şekil, enerji güvenliği ve yaklaşmakta olan muhtemel ekonomik krizi de değerlendirdi.  

Dönem başkanlığını üstlenen Fransa, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının ardından Birlik’in, AB’ye üye olmak istemeyen veya olamayacak ülkelerle siyasi düzeyde kurumsal iş birliğine gitmesi gerektiğini savunmuştu. Fransa’daki seçim hezimeti sonrası Brüksel’de “ikinci bahar arayışına” çıkan Macron, işte bu fikri, özellikle de siyasi iş birliğine gidilmesi fikrini bir kez daha savundu. Liderler de zirvenin ilk günü, akşam oturumunda “Avrupa Siyasi Topluluğu” fikrini ele aldı.  

Geçmişe nazaran AB’nin genişleme politikasına yeniden sıcak bakmaya başlayan Avusturya’nın yeni Başbakanı Karl Nehammer, AB’ye üyelik sürecinin son derece teknik ve zor olduğunu savunarak, Birlik ile iş birliğinde bulunmak isteyen ülkelere “parçalı entegrasyon” önerisinde bulundu.  

‘Avrupa Siyasi Topluluğu’ sinyali

Kademeli yakınlaşma 

Avusturya’ya göre 100 bin sayfayı aşan AB müktesebatının harfiyen yerine getirilmesi zor. Buna karşılık, AB’ye komşu ve aday ülkelerin, Avrupa Birliği ajansları ve programlarına kademeli olarak dahil edilmesiyle daha derin, somut ve etkili bir iş birliğine gidilebileceği düşünülüyor.  

Türkiye, Fransa’nın Avrupa Siyasi Topluluğu’na sıcak bakarken, AB’nin Ankara’yı ajans ve kurumlarına entegre edecek şekilde yapılanmasını ise destekliyor. Sadece Avrupa Siyasi Topluluğu projesinin, AB-Türkiye ilişkilerini “imtiyazlı ortaklık” anlaşmasına dönüştürmesine karşı çıkıyor. AB, “siyasi topluluk” konusunu, 1 Temmuz’da dönem başkanlığını devralacak Çekya’nın başkenti Prag’da önümüzdeki sonbahar düzenlenecek liderler düzeyindeki özel oturumda ele alacak.  

Öte yandan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, iki gün süren liderler zirvesinde mesaisinin büyük bölümünü Türkiye ile yaşadığı gerilimi AB’nin gündemine taşımaya ayırdı. Zira liderler, sonuç bildirgesinin dış politika bölümünde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki eylemlerinden endişe duyduklarını dile getirerek AB Konseyi’nin 25 Mart 2021’daki deklarasyonunu hatırlattı.  

Bunun, Miçotakis’in iç politikaya yönelik bir girişimi olduğunu dile getiren diplomatik gözlemciler, zirvenin konusunun Türkiye olmadığını, nitekim uluslararası basının da Yunanistan Başbakanı’nın görüşlerine yer vermediğine dikkat çekti. Diplomatik kaynaklar da, bu girişimin, Türkiye’nin Moskova ve Kiev yönetimiyle anlaşıp Karadeniz üzerinden tahıl ithalatı girişimini gölgeleme, Ankara’nın bu hamlesinin AB’de prim yapmasını engelleme amacını taşıdığını dile getirdi. 

Enerji krizini de tartıştılar

Toplantının 2. günü, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, üye ülkeleri olası küresel ekonomik istikrarsızlık ve enerji krizi konusunda uyardı. Scholz, yükselen enflasyonla birlikte Ukrayna savaşının emtia piyasalarına etkilerinin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğuna dikkat çekti. Belçika Başbakanı Alexandre de Croo da, Almanya’nın yurttaşlarına “Enerji tüketiminizi azaltın!” çağrısı yapmasını kaygıyla karşıladığını açıkladı. İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ise, İtalyan mevkidaşı Mario Draghi’nin olası küresel ekonomik krize karşı yaz aylarında olağanüstü Liderler Zirvesi düzenleme fikrini reddetti. Andersson, somut önlem önerisi olmadan zirve kararı alınmasının vakit kaybı olduğunu savundu.