Avrupa’nın Afganistan kaygısı

ABD ve müttefikleri 2012 yılından bu yana Afganistan’dan kademeli olarak geri çekilme planları yaptı. 2014 yılından itibaren de hayata geçirmeye başladı. Nitekim İSAF olarak bilinen Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü Aralık 2001’den itibaren Afganistan’ın başkenti Kabil’de görev almaya başladı. İSAF görev gücü doruk noktasındayken Afganistan’da müttefik ve partner ülkelerden 130 000 asker bulunuyordu. Bu rakamı anlamlandırmak için aynı dönemde Birleşmiş Milletler’in bütün dünyada konuşlandırmış olduğu barış gücü mavi berelilerin tam iki katıydı. 2014 yılında ise İSAF yerini ‘Kararlı Destek’ misyonuna devretti. 13000 asker gücündeki misyonun asıl amacı Afganistan’ın kendisini teröristlere karşı koruyacak askeri yeteneğe sahip olmasıydı.  ABD Afganistan’da terörle mücadele operasyonlarına devam ediyordu.

ABD’nin temel amacı 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olan El Kaide terör örgütünü etkisiz hale getirmekti. Bu esnada Afganistan’ın istikrarını sağlamak amacıyla yeniden inşasına da katkıda bulunmayı hedefliyordu. Bu açıdan bakılacak olursa eğer,  ABD, El Kaide terör örgütünü etkisiz hale getirdi. Washington yönetimi, Afganistan’ın istikrarının sağlanması için altyapı başta olmak üzere toplam 130 milyar dolar para harcadı. Bu meblağ ülke içerisinde yaptığı savunma harcamalarını içermiyor.  ABD’nin Afganistan’daki askeri müdahalesi esnasında Beyaz Saray’da kiracı tam 4 kez değişti. Bush, Obama, Trump ve 21 Ocak 2021’den bu yana Biden, ABD’nin Afganistan’a yönelik olarak devlet politikasında hiçbir stratejik değişiklik yapmadılar. Sadece ABD kurumları tarafından belirlenen çerçeve ve programın zamanlamasına siyasi bir katkıda bulundular. Siyasi katkı da ekseyeretli iç politika ve seçim kaygılarıyla yapıldı. Bu çerçevede Washington yönetimi için Afganistan kısa ve orta vadede  ABD için bir tehdit oluşturmuyor. Ancak Avrupalı müttefikler aynı görüşü paylaşmıyorlar. ABD’nin Afganistan’dan tamamen çekilmesiyle birlikte Taliban’ın Afganistan yönetimi üzerindeki etki ve ağırlığının artması ve ülkede güvenlik endişelerinin artması ihtimali üzerine duruyorlar. ABD’nin planlı olarak geri çekilme planına uzun süre ihtimal vermeyen Avrupalı müttefikler, Washington yönetiminin bu kararından sonra süreci nasıl yöneteceklerini kara kara düşünüyorlar. Kabil’de bulunan Batılı ülkelerin elçiliklerinin güvenlikleri ne şekilde üstlenilecek? ABD ve müttefiklerin Afganistan’da bulunan askerlerini hedef alan terör eylemleri finanse eden Rusya, tavrını gözden geçirecek mi? Keza istihbarat başta olmak üzere, harekât finansmanı, istihbarat, arama kurtarma ve lojistik açıdan tamamen ABD’ye yaslanan Avrupalı müttefikler nasıl hareket edecekler? Büyük devlet ve süper güçlerle sıradan ülkeler arasındaki en büyük fark da bu. Maliyeti ne olursa olsun bu tür operasyonları tek başlarını hayata geçirebiliyorlar. An itibariyle ABD dışında Afganistan’da harekât kabiliyetine sahip olan ve bu konuda sürdürülebilir mali gücü olan tek bir ülke var. O da Çin. Rusya bile ABD’nin yerini alabilecek imkân ve yeteneğe sahip değil. Avrupa Birliği ise maalesef tek başına küresel bir süper güç olmadığını kanıtladı. Nitekim Suriye, Libya, Yukarı Karabağ konusunda işaret parmağını uzatarak herkese ders vermeye çalışırken, küresel güç olarak kendisini kanıtlayabileceği bir arazi olan Afganistan’da varlığı yok denecek kadar az Oysa askeri çok olmasa bile parası var. Kimilerinin askeri var parası yok, kimilerinin de parası var ama askeri yok. İkisini bir araya getiren ülkeler de kendileri çalıp kendileri oynuyor. Diğerleri ise kendilerine kavisli aynaya bakarak dev sanıyorlar.

Avrupa’nın  Afganistan kaygısı

Tarımda yeni fırsatlar

İklim değişikliği ve küresel ısınma Kovid salgınına rağmen Avrupa’da insanların günlük hayatlarında kaygı yaratmaya devam ediyor. Bununla birlikte  küresel ısınma bazı Avrupa ülkelerinin tarım sektörüne de yeni fırsatlar getiriyor. Örneğin Belçika’da turp ile buğday ekimlerinin verimlerinin artması bekleniyor. Ayrıca bugüne kadar ekimi mümkün olmayan nohut da artık Belçika’nın güneyinde yetişebiliyor. Üzüm ekimleri de Belçikalı çiftçiler için yeni imkanlar oluşturuyor. Fransa’nın Alsace bölgesi ile Bourgogne bölgesinde yetişen Pinot Noir artık yavaş yavaş Belçika’nın Ardenne bölgesinde de iyi verim vermeye başlıyor. Küresel ısınma İtalya’nın güneyinde zeytinyağı üretimini olumsuz etkilerden, Fransa’nın kuzeyinde, Belçika’nın güneyinde, Türkiye’nin Marmara bölgesinde yeni fırsatlar yaratıyor. Kuşkusuz küresel ısınma Avrupa’nın güney kanadını olumsuz etkilerken, kuzey ve kuzeydoğu cephesinde önemli kapılar açıyor. Ancak her şeye rağmen küresel ısınmayla mücadele etmemek için bir neden değil, aksine…

Fransa’da ‘askeri kalkışma?’

AB’ye üye ülkelerde askerlerin siyasetteki varlıkları hiç belli olmaz. ABD’nin aksine askeri vesayetten çok çeken Almanya, İspanya veya Portekiz gibi ülkeler bu hususa çok önem verirler.  Sivil otoritenin asker üzerindeki denetimi çok önemlidir. Ancak siyasiler stratejik kararlarında askerlerin görüşlerine de ağırlıklı olarak yer verirler. Huawei firmasının 5G antenlerinin yasaklanması örneğinde yaşandığı üzere. Ancak askerler kamuoyu önünde kaygılarını paylaşmazlar. Bunu yapmayı deneyen üst düzey askeri yetkililer de Fransa Genelkurmay eski başkanı Pierre de Villier gibi hemen istifalarını sunarlar.

Geçtiğimiz hafta Fransa’da 60’a yakın subay Cumhurbaşkanını adeta tehdit ederek topa tuttular. Emekli askerlerin bu çıkışlarını arkasında Marine Le Pen bulunuyor. Bildirinin 21 Nisan tarihinde yine Le Pen’e yakın bir medya kuruluşunda yayınlanması da tesadüf değil. 21 Nisan 1961’de Charles De Gaulle’e karşı Cezayir’de bulunan Fransız generallerin darbe girişimini çağrıştırıyor. Fransa’da aşırı sağ, iktidara gelmek ve mevcut düzeni yıpratmak için maalesef her tür yolu deniyor. Bu tür hareketlerin Fransız kamuoyunda bir karşılığı olmasa da dikkatli olmakta fayda var.

Avrupa’nın  Afganistan kaygısı