Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

KADİM Yunancada “Zai”nin anlamı “zeytin...”
Bodrum’un Bitez beldesinde mekânın adı da “Zai...”

En genci 300-400 yaşında zeytin ağaçları... Her birinde ünlü bir sanatçının ismi yazılı künyeler...

Geniş bahçede Yunus Büyükkuşoğlu koleksiyonundan heykeller...

Çiçekler arasında koltuklar, alçak masalar... Derinden klasik müzik.

Ve Bodrum’un eski iki taş evi.

Bunlardan biri “yeni nesil kütüphane” olarak düzenlenmiş.

Duvarlarda Yunus Büyükkuşoğlu koleksiyonundan tablolar.

Binlerce kitap. Bir kuyruklu piyano.

Haberin Devamı

Rahat koltuklar, ikili, üçlü kanepeler, uzun çalışma masaları...

İçeride “çıt” yok.

Her yaştan kitap tutkunları okuma terapisi yapıyor. Çok gerekirse konuşmalar fısıltı halinde.

İsteyen, beğendiği kitabı satın alabiliyor.

Yan taraftaki barda çay, kahve ve kokteyller... Karşıdaki taş evde imal edilen pastalar.

Terasta ya da bahçede klasik müzik dinleyerek, çay, kahve, ya da kokteyl yudumlayarak kitap okuyanlar.

Haftanın her günü geç saatlere kadar açık.

......................

Günbatımı partileri, “eller havaya” mekânlarıyla, bangır bangır müzik basan günlük tur tekneleriyle algılanan Bodrum için nasıl da bir tezat bu saklı vaha...

İş adamı Yunus Büyükkuşoğlu ve eşi Derya Büyükkuşoğlu hiçbir ticari beklenti ya da kâr amacı gütmeden Bitez’deki bu iki taş evi almışlar...

Bodrum’da ‘vaha kütüphane’

ZAİ’nin yöneticisi Selinay Elifer’le asırlar görmüş zeytin ağacının önündeyiz.

Özellikle Derya Büyükkuşoğlu’nun çabasıyla kaliteli mimari eklerle büyütülmüş, bahçesi düzenlenmiş, içinden su akan bir platform ile su sesi efekti de sağlanmış.

Kasım ayında açılmış.

Sık sık konserler ve yazarlarla sohbet etkinlikleri düzenleniyor.

İmza günleri yapılıyor.

Büyükkuşoğlu ailesinin Bodrum Torba’daki “Casa dell’arte” oteli de tabloları ve heykelleriyle bir başka sanat esintileri yaşatan mekânıdır.

......................

Evet...

Geçen yıl gene böyle bir kültür sanat vahası olarak bilinmeyen Bodrum’daki “Dibekli Han’ı”yazmıştım.

Bu kez de “Zai...”

Bodrum’da ‘vaha kütüphane’

KAHKAHA TERAPiSi...

DOĞRUSU “kahkaha terapisi” ya da diğer adıyla “kahkaha yogasını”

hiç duymamıştım.

Haberin Devamı

Soho House İstanbul’da düzenlenen bu seansa katıldım.

45 dakika boyunca her yaştan bir salon dolusu insan kahkahalarla güldük.

Ama öyle aklımıza estiği
gibi değil.

Kahkaha Terapisti/Kahkaha Yogası Master Eğitmeni Eser Mutlu’nun anlatımıyla ve yönetimiyle...

Sırasıyla ve aşama aşama...

......................

Kahkaha Yogası’nı Hindistanlı tıp doktoru Madan Kataria başlatmış.

Eser Mutlu da 2011 yılında ondan sertifika almış, Türkiye’ye dönerek seanslar düzenlemiş.

400 hoca yetiştirmiş.

......................

Eser Mutlu önce 15 dakika nefes alma tekniklerini öğretti ve yaptırdı.

Bebeklikte diyaframımızı kullanarak nefes alır verirmişiz.

İşte karnımızda bir balon oluşturarak, bebekliğimizi bünyemize hatırlatan ve çocuksu oyunlarla kahkahalarımızı tetikleyen terapiyi yaşadık.

Kahkahalar da sari (bulaşıcı) olduğu için bir süre sonra artık çocukça hareketler yapıp gülüşüyorduk, kocaman
sesli kahkahalar atıyorduk.

Kimsenin kimseden artık mahcubiyeti, utanması kalmıyor.

Cem Yılmaz’ın gösterisindeymişiz gibi doğal kahkahalar...

Haberin Devamı

Eser Mutlu’ya göre 7 dakika kahkaha atmak iç organlarımızı öylesine hareketlendiriyor ki uzun süre bir saat orta hızda yürüyüş yapmakla aynı enerji tüketiliyormuş.

Duygular da değişiyor.

Ve şahsi bir gözlem ertesi sabah çok daha erken uyandım. Müthiş dinç ve keyifli hissettim kendimi.

Eser Mutlu her sabah kalktığımızda aynanın karşısına geçip kendi görüntümüze bakarak birkaç dakika kahkahalarla gülmemizi tavsiye ediyor.

Bu keyifle ve pozitife dönüşmüş duygularla güne başlamak
“yaşam vitamini...”

Bodrum’da ‘vaha kütüphane’

Kahkaha terapisti Eser Mutlu ile “Kahkaha Yogası” sonrasında hâlâ gülüyorduk.

Bodrum’da ‘vaha kütüphane’

Bir “Kahkaha Terapisi”nde katılımcılardan görüntü.

JAMES BOND TARİFİYLE

NİŞANTAŞI kalbinin attığı “Atiye Sokak...”

Bir barın ikinci katında ilk kez bir “kokteyl atölyesine” katıldım.

Her yaştan kızlar, delikanlılar, kadınlar, erkekler...

Önlerinde birer buz kovası, kokteyl shaker’lar, küçük kadehlerde ilginç aromalı meyve suları, vs.

Barmen Vedat (barmenler yarışması birinciliği var) hem anlatıyor, hem uyguluyor...

Katılımcılar da onu izleyerek anlattıklarını gerçekleştiriyor.

Ben bu etkinlikte daha önce hiç tatmadığım Fransa kökenli “mürver çiçeği likörünün” nasıl bir raya
mucizesi olduğunu keşfettim.

......................

Etkinliğin sahibi Uğur Arslan...

İnternet ortamında “Jigger İstanbul Kokteyl Tasarım
ve Danışmanlık”
kuruluşunu
hayata geçirmiş.

Çok özgün çalışmaları var.

Örneğin bir Yunan restoranına Apollon ve Daphne’nin hikâyesi, Deukalion gibi mitoloji efsaneleriyle adlandırılan kokteyllerini hazırlamış.

İtalyan restoranına ise Leonardo
Da Vinci’nin büyük eseri “Leda and
The Swan”
kokteylini.

Mobilya markası koleksiyonlarının ruhuna uygun kokteyl tasarımı siparişini almış.

Hatta...

Parfüm markaları için de uyumlu kokteyller.

Geçtiğimiz yıl düzenlenen Türkiye’nin ilk kokteyl festivalinde 18 mekân/bar arasında tüketim birincisi olmuş.

Bodrum’da ‘vaha kütüphane’

James Bond barmene “Çalkala fakat karıştırma” der. Biz de öyle yaptık.

NOT: Yıllık iznimin bir bölümünü daha bayram tatilinde kullanıyorum. Okuyucularımızın bayramını kutluyor, mutluluklar diliyorum.