Gılgamış’ın güç zehirlenmesi

Gılgamış milattan önce 2800-2500 yılları arasında Sümer şehir devleti Uruk’un kralıydı.

“Çok güçlü, kuvvetli olduğu” bilinir.

Hatta koskoca bir kaplanı kolunun altına sıkıştırmasını yansıtan heykel ünlüdür.

Ölümünden sonra antik Mezopotamya mitolojisinde tanrılaştırılmıştır.

Akadca yazılan epik şiir “Gılgamış Destanı” önemlidir.

.......

Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’un yazdıkları Dar Koridor adlı kitabında bir alıntı yapılmıştır. “Demokrasilerde iktidarların denetimi” kuralı Gılgamış Destanı’nda da işlenmiş:

..........

Gılgamış’ın güç  zehirlenmesi

Gılgamış

Efsanesi

Mutsuzluk içindeki halk, göklerin tanrısı ve Sümer tanrılarının panteonundaki baş tanrı Anu’ya şöyle yalvarıyorlardı:

“Cennetteki babamız, Gılgamış tüm sınırları aştı, insanlar onun zulmünden mustarip, sen kralının böyle yönetmesini mi beklersin?

Bir çoban, kendi sürüsünü
parçalar mı?”

İstekleri:

“Gılgamış’ın bir ikizine, onun kuvvetine, cesaretine ve dövüş ustalığına denk bir ikinci benlik yarat.

Yeni bir kahraman yarat ve bu
ikisi birbirlerini
mükemmelen dengelesinler ki Uruk’a huzur gelsin.”

Denge ve denetim

Demokrasileri omuzlayan “kilit taşının” tanımı “denge ve denetim”dir.

İktidarların “kuvvetler ayrılığı” yani “yürütme, yargı, yasama” erkleri birbirinden ayrıdır.

Güçleri birbirine eşittir.

Yani...

“Denge...”

Ve....

Yürütmenin (iktidar erkinin) denetlenmesi, demokrasilerin “olmazsa olmazıdır.”

Bakın...

Ta milattan önce 2800-2500 yıllarında halk baş tanrı Anu’dan “Kral Gılgamış’a eşit kuvvette ve onunla eşit dövüş becerisi olan ikinci bir güç bile yaratmasını” diliyor.

“Birbirlerini mükemmelen dengelesinler ki Uruk’a huzur gelsin” diye dua ediyorlar.

İleri demokrasi

Çağımızın demokratik devlet yönetiminde ise “Tanrılardan duayla” değil, “ulusların hür iradeleriyle” kabul ettikleri anayasalarda, “huzurlu” yaşam kurumlarla ve kurallarla sağlanıyor.

Gılgamış’ın güç  zehirlenmesi

Sistemin kuralı check and balance (denge ve yönetim).

Hafta sonunda Kaya Erdem’in “Neden Başaramıyoruz -Demokratik bir Türkiye” kitabını okudum.

Erdem, Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Millet Meclisi Başkanlığı ve merhum Özal’ın kalp ameliyatının tedavi sürecinde Başbakan Vekilliği yapmış değerli bir teknokrat ve politikacıdır.

Adının üzerinde toz lekesi bile olmayan pırıl pırıl kariyer çizgisinin sonlarında kitaplar yazıyor.

Gözlemlerini ve deneyimlerini yansıtıyor.

Gılgamış’ın güç  zehirlenmesi

Gılgamış Efsanesi’ndeki Uruk halkının baş tanrı Anu’ya yakarışını da Erdem’in kitabından aldım.

Erdem, “mutlak iktidarın demokrasileri zehirlediğine” işaret ediyor.

Lord David Owen’in “Hubris Sendromu: Bush, Blair ve İktidar zehirlenmesi (The Hubris Syndrome: Bush, Blair and The Intoxication of Power) kitabına göndermelerde bulunuyor.

Gılgamış’ın güç  zehirlenmesi

Tıpta “Hubris Syndrome” denetimsiz uzun süren iktidarlarda “aşırı kibir hastalığı” olarak tanımlanıyor.

“Denetimin ve dengenin” demokrasiler için nasıl da önemli olduğunu, bunca yıllık deneyimlerinin ışığında anlatıyor.

Karizma, cazibe, insanları teşvik

etme, ikna etme, vizyon genişliği, risk alma isteği, büyük idealler ve aşırı kendine güven -genel olarak- başarılı liderlere atfedilen özelliklerdir.

Buna karşın, bu profilin bir başka yanı ise zaman içinde ortaya çıkan “kimseyi dinlememek veya her şeyi en iyi ben bilirim” türünden bir “kibir ve insanüstülük inancı” halini almasıdır.

.......

Zaman içinde alıştıkları “iktidarı kaybetme korkusunun” zehri içine düşebilirler.

Panzehir

Tarihte böyle liderler çoktur.

Demokrasilerde, bu güçlü liderlerden halklarının yararlanması, uygarlıkların ilerlemesi için “iktidar zehirlenmesinin panzehri” denge ve denetimdir.

O nedenle...

Başkanlık, yarı başkanlık ya da güçlendirilmiş parlamenter sistem, hangisi olursa olsun, kuvvetler ayrılığı ilkesi, iktidarın denetlenmesi, hukuk devletinin tam olarak işlediği panzehirdir.

Bunu nesiller boyu yaşayabilirsek “Neden yapamıyoruz?” diye kendimizi sorgulamaktan kurtuluruz.