Kılıçdaroğlu ve Merkez Bankası

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu’ndan “görüşme” talep etti.

Merkez Bankası’nda dün gerçekleşen görüşme “demokrasi” için olumlu bir “artıdır.”

Merkez Bankası başkanları için “ABD’li meslektaşları Alan Greenspan’ın rol model olduğu” söylenebilir.

............

1987’den 2006’ya kadar 19 yıl Federal Reserve Bank (Merkez Bankası) başkanlık görevini sürdürmüş, üç ABD Başkanı’yla çalışmıştır.

Merkez Bankası tarikatı kutsal kitapları olarak algılanan çok sayıda eseri vardır.

Bunların yanı sıra Achieving Price Stability (Fiyat İstikrarını Başarmak)” başlıklı konferans notları 2021 Türkiye’sine “yol haritası” olabilir.

Elbette güncelleyerek ve Türkiye ekosisteminin dayattığı rötuşlar yapılarak.

Pandemi sonrası fiyatlar bütün dünyada yükselirken, rüzgârlar çok sert eserken Merkez Bankası Başkanlığı zor iş.

Alan Greenspan fırtınalı havalar için de “The Age of Turbulence (Türbülans Döneminde)” adlı kitabında, “kılavuz kaptanlık” dersleri veriyor.

............

19 yıl Amerikan Merkez Bankası’nın başında kalabilmek ve hem Cumhuriyetçi hem Demokrat başkanlarla çalışmış olmak onu efsaneleştirmiştir.

Az gürültülü lisan

Merkez Başkanı ile siyasi iktidarın ilişkileri her ülkede “netamelidir.”

İnce ayarlı hassas bir dengeyi gerektirir.

Bunun başarıldığı ölçüde Merkez Bankası Başkanı’nın dile getirdiği her kelimenin ağırlığı ve etkisi hissedilir.

Diğer ülke ekonomilerinin kaptan köşklerinde de itibarı olur.

Bu bağlamda Özal döneminden bir örnek:

Merhum Turgut Özal’ın başbakan olduğu yıllardı.

Washington’a yaptığı geziyi izleyen gazeteciler arasındaydım.

Resmi ziyaret sora erdikten sonra Özal’ın “kalp damarlarından ameliyat olmak için Houston’a gittiğini” öğrendim.

Aynı gün bir grup Türk Houston’a uçuyorduk.

Kimler vardı, tamamını sayamam.

Ama...

O zamanlar henüz Bakan olmayan Güneş Taner’i ve Merkez Bankası başkanlığına -çok kısa süre önce atanan- Rüşdü Saraçoğlu’nu hatırlıyorum.

Saraçoğlu elindeki, ABD Rezerv Bank’ın efsane başkanı Alan Greenspan’ın bir kitabına adeta gömülmüştü.

Bizler ise aramızda siyaset konuşuyorduk.

Kılıçdaroğlu ve Merkez Bankası

Kılıçdaroğlu ve Merkez Bankası

Hangi lisan?

Üç saatten fazla sürecek yolculukta birkaç kadeh viskiyi devirince dilimiz çözülmüş ve sesimiz de yükselmişti.

Bizim TV’lerdeki “gürültülü tartışma programlarını” düşünün, işte o haldeydik.

Bir ara yolculardan koyu renk giysili, kravatlı, yarım okuma gözlükleriyle Washington Post’taki siyaset haberlerine göz gezdiren, kır saçlı bir bey -muhtemelen bir senatör- bana “Affedersiniz... Acaba konuştuğunuz lisan nedir?” diye sordu.

“Türkçe” cevabını verdim.

Aynı zarif yaklaşımla yumuşak ama ciddi bir ses tonuyla ikinci sorusunu yöneltti:

“Rica etsem daha az gürültülü bir lisanda konuşmanız mümkün mü?”

Nasıl utanmıştım anlatamam.

Tartışmalarımız bıçak gibi kesildi.

Bu “zarif ve sofistike ironi” karşısında mahcup olarak özür diledik.

Ve...

Sessizliğimiz sürerken Rüşdü Saraçoğlu -tanıyanların bildiği- uygar ses tonuyla okuduklarından bize şu anekdotu yansıttı.

Kırmızı çizgi

Greenspan’dan göreve yeni başlayan Merkez Bankası başkanlarına tavsiye:

Siyasi iktidar 10 istiyorsa 5 ver.

5 istiyorsa 2.5 ver.

2.5 istiyorsa 1 ver.

Ya 1 istiyorsa?

Sen de 1 ver.

Sakın “hiç vermemezlik” yapma.

Yoksa...

Başkanlığı kaybedersin... (Rakamlar farklı olabilir ama mesajı “hiç vermemezlik etme...”)

Kendi deneyimlerinden yararlanan insan “akıllıdır.”

Başkalarının deneyimlerinden de faydalanmayı bilen insan “daha akıllıdır.”

Alan Greenspan’ın kitabını okuyan ve dersler çıkaran Rüşdü Saraçoğlu, bu ikincisiydi.

Genç yaşına ve Merkez Bankası kariyerinden gelmiş olmamasına rağmen “görevini düzgün, başarılı, içeride ve dışarıda saygınlıkla” sürdürdü.

Kılıçdaroğlu ve Merkez Bankası

Richard Nixon’ı ABD başkanlığından düşüren gazeteci Bob Woodward, Alan Greenspan’ı “MAESTRO” diye adlandıran bir kitap yazmıştı. ABD ekonomisinin büyük patlamasının “MAESTRO’su” olarak nitelemişti.

Kıssadan hisse...

Greenspan’ın şu satırlarını da yansıtayım: (Mealen)

Greenspan Cumhuriyetçi Reagan’ın başkanlık döneminde göreve getirilmişti.

Onunla uyum içinde çalıştı.

Sonrasında Cumhuriyetçi baba Bush döneminde görevi devam etti.

Ve...

Demokrat Clinton başkan seçildi.

Durumu ne olacaktı?

Clinton, onu Beyaz Saray’a davet etmiş.

İşte...

Beyaz Saray’da Clinton’la görüşmelerinden izlenimleri:

Beni Cumhuriyetçi başkan göreve

getirmişti.

Demokrat başkan olarak benimle çalışmak istemeyebilirdi.

Ama...

Tam tersine, “görevime devam etmemi” rica etti.

“Ekonomiyi, Başkan-Merkez Bankası ilişkilerini” -neredeyse- hiç konuşmadık.

Bana, “yönlendirici” tek kelime etmedi, imada bile bulunmadı.

“Entelektüel” eksenli bir sohbet yaptık.

Donanımının kuvvetli olduğunu gördüm.

Zevkli bir görüşmeydi.

Bir saat için çağrılmıştım.

Üç saate yakın konuştuk.

..........

Beyaz Saray’dan çıktıktan sonra “Bu adam ya samimi ya da çok iyi rol yapıyor. Ama ne olursa olsun müthiş zeki ve kültürlü” diye düşündüm.

Başkanlığı süresince bana görevimle ilgili hiçbir istekte, imada bulunmadı.

Bir ilave de ben yapayım.

Zaten böyle bir şey olsa ABD yasalarına göre Merkez Bankası Başkanı’nın Senato’ya “durumu bildirme yetkisi” var.

Başkan göreve müdahale etmemelidir.

Ama...

Beyaz Saray patronu Merkez Bankası Başkanı’nın görevine müdahale etmemelidir.

Ama...

Onu görevden alabilir.

Kendi zihniyetine yakın bir başkasını atayabilir.

.........

Türkiye’de muhalefet liderinin Merkez Bankası Başkanı’nı ziyareti, -bildiğim kadarıyla- daha önce tanık olduğumuz bir manzara değil.

Bu “demokratik artıyı” Merkez Bankası başkanları için rol model bir duayenden alıntılarla sürdürmek istedim.