Türkiye Dışişleri Bakanı, "İsviçre'de bir dağ evine baş başa kapanalım. 72 saatte ülkelerimiz arasındaki bütün sorunları çözeriz" dedi. Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın cevabı, "Dışarıda gazetecilerin beklememesi, bu görüşme maratonundan haberleri olmaması koşuluyla haklısınız... Çözülür" oldu.
Bu konuşma Abdullah Gül ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu arasında geçmiş değil. Türkiye'nin en başarılı Dışişleri bakanlarından biri olan merhum İhsan Sabri Çağlayangil 1970'li yıllarda, kendisine ait olan bu öneriyi ve aldığı cevabı bana anlatmış ve şöyle bir saptamada bulunmuştu:
"Türklerle Rumlar arasında sorunlar, ancak basından gizli görüşmelerle çözülebilir.
İçeride en akılcı ve iyi niyetli yaklaşımlar olsa bile, akıllarımızda - dışarıda bekleyen gazetecilere - az sonra ne diyeceğim - sorusu olmamalı.
Dışarı çıktığımızda gazetecilere, karşı tarafı nasıl da faka bastırdığımızı anlatmak ve böylece ülkelerimize iç politikada prim yaptıracak mesajlar vermek - kaygısıyla bir yere varılmaz. Gazeteler, iç kamuoyu kesinlikle devre dışı kalmalı."
Fermuar
Filistin ve İsrail temsilcileri arasında Norveç'in bir balıkçı köyünde 3 yıl süreyle her hafta sonu görüşmeler yürütüldü.
"Gizlilik" kuralına tam riayet edildiği için, bu süreçten kimsenin haberi olmadı.
Ve anlaşma oldu.
İsrail Başbakanı Ariel Şaron kolları arasında hazır bulduğu o güzelim barışı, Mescid - i Aksa'ya ayakkabılarıyla girmek gibi bir tahrikle infilak ettirmeseydi, Filistin şahinleri de bu oyunun üzerine atlamasalardı, oluk oluk bu kadar Musevi ve Müslüman kanı hala akıyor olmayacaktı.
Ancak...
Sonu barışa uzanmış bulunan bu üç yıllık "çok gizli" görüşme süreci, daha sonraki barış görüşmeleri için model oluşturdu.
Gazeteci taraf olamaz
Mafyanın "sessizlik" yasasının adı "omerta"dır. Kesin "suskunluğu" gerektirir. Bu Omerta yasası diplomaside de sonuç verebiliyor.
New York'ta Kıbrıs görüşmeleri için "omerta" uygulanmakta.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Seul'den dönerken "Denktaş'a söz verdim. Konuşmam doğru olmaz" dedi.
Dışişleri Bakanı Gül ise, ne kendi konuşuyor... Ne de Dışişleri bürokratları ağızlarından tek kelime kaçırıyor...
Dikkat ediniz...
Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan temsilcileri de hiç konuşmadılar.
Hatta...
Genel seçimler arifesindeki Yunanistan'da "Kıbrıs görüşmeleri" seçim meydanlarına, seçim tartışmalarına alınmıyor.
İktidarla muhalefet partileri arasında bu sorunun seçim gündemine girmemesi için centilmenlik anlaşması yapıldı.
Eğer, New York görüşmeleri hala çıkmaza girmediyse, bugünlere geldiyse ve devam edebileceği umudu yeşeriyorsa, "omerta" yasası da önemli etken.
Denktaş'ın, Talat'ın, oğul Denktaş'ın "görüşmelerin içeriği için konuşmayız" gibi değerlendirmeleri sağduyuludur.
Ama, özellikle TV'lerde ne iddialar! "Bu gece artık Erdoğan rahat uyur, Papandreu ve Papadopulos'un uykuları kaçmıştır."
"Türkiye bir adım önde..."
"Hayır, hayır."
"İki adım..."
"Rumları köşeye sıkıştırdık."
İşte bu gibi söylemler, en sakıncalı olan tavırlardır.
Unutmayalım ki, Kıbrıs Rum yönetiminin ve Yunan hükümetinin de kendi ülkelerinde kamuoyları vardır. Onların gözünde küçük düşmek ya da faka bastırılmış olmak gibi bir vitrinde yer almak isterler mi?
Kim ister?