‘Onurlu yalnızlık’ mazi…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İngiliz The Economist dergisi için bir makale yazdı.

“İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine kabulü” konusunda Türkiye’nin tavrını bir kez daha vurguladı.

“Bu iki ülkenin gerekli adımları atmamaları halinde Türkiye’nin duruşunu değiştirmeyeceğinin”
altını çizdi.

Şu söylemini de yansıtıyorum…

“Türkiye 70 yıldır NATO’nun gururlu ve vazgeçilmez bir üyesi olmuştur.”

Bu cümle bana Türkiye’nin uluslararası konumu için uzun süre çevrimiçi olan “onurlu yalnızlık” ifadesini hatırlattı.

……………

Dünkü Le Monde gazetesinde “Türkiye’nin uluslararası arenada tecrit edildiğini iddia etmek için hiçbir sebep yok” diye başlayan bir analiz yayımladı.

Ve bu yazıdan ilginç bulduğum bazı satırlar…

2009-2016 yılları arasında Dışişleri

Bakanlığı ve ardından Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu zamanında “komşuyla sıfır sorun” ilkesi açıklanmıştı.

Gerçekleşemedi. Ama…

Bu, muhalefetin “sorunsuz sıfır komşu” iddiasının da doğru olduğu anlamına gelmiyor.

‘Onurlu yalnızlık’ mazi…

YOĞUN TRAFİK

Şu son yılın diplomatik trafiğine bakın…

9 ve 10 Mart’ta İsrail Cumhurbaşkanı Türkiye’deydi.

10 Mart’ta Azerbaycan Cumhurbaşkanı,

12 Mart’ta Ermenistan Dışişleri Bakanı,

13 Mart’ta Yunanistan Başbakanı,

14 Mart’ta Almanya Şansölyesi,

22 Mart’ta Hollanda Başbakanı da Türkiye’ye geldiler.

11-13 Mart tarihleri arasında “Antalya Diplomatik Forumu’nda” Rusya, Ukrayna ve Türkiye Dışişleri Bakanları özel bir toplantıda buluştular.

Ukrayna ve Rusya heyetleri İstanbul’da görüştüler.

24 Mart’taki NATO zirvesinde, savaş halindeki Ukrayna ve Rusya liderleriyle diyaloğu sürdürebilen az sayıda uluslararası liderden biri olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan dikkat çekiyordu.

14-15 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Arap Emirlikleri’ni, 28-29 Nisan’da Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. İlişkilerinin önemli ölçüde bozulduğu bu iki Arap ülkesiyle görkemli uzlaşılar sağladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son 20 yılda Türkiye büyükelçilikleri sayısının 12’den 43’e çıktığı Afrika’nın üç ülkesini ziyaret etti.

…………….

Bu yoğun trafik de gösteriyor ki Türkiye’nin uluslararası sahnede “izole olduğu” hiçbir şekilde iddia edilemez.

‘Onurlu yalnızlık’ mazi…

TÜRKİYE VE BATI

Türkiye için bir diğer iddia da “Batı karşıtı bir yol izlediği ve güvenilir müttefik olmadığı…”

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini almış olması
bu algıyı kristalize etti.

Gerçi…

Bu tür silahlara sahip olmanın, NATO operasyonel standartlarıyla bağdaşmadığı doğrudur.

Ancak Türkiye, hiçbir devletin veya devletler grubunun, NATO kanadından sağlanan güvencenin eşdeğerini kendisine sağlayamayacağının bilincindedir.

Asıl sorun “Rusya füze savunma sisteminin devreye sokulması” halinde ortaya çıkar.

Türkiye, çok sayıda Batılı güçle de silahlanma alanında müzakereler yürütüyor, proje ve sözleşmelerini çeşitlendiriyor.

Ulusal savunma yeteneklerini güçlendirmekte kararlı.

‘Onurlu yalnızlık’ mazi…

ABD’YE BASKI

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım taleplerine Türkiye’nin tepkisi başta Washington olmak üzere NATO ülkeleri başkentlerinde irdelenmekte.

“Türkiye’ye F-16 savaş uçakları teslimi ve modernizasyonu acaba Finlandiya ve İsveç’e vetonun kalkmasını” sağlayabilir mi?

PKK’ya Amerika’nın ve bazı NATO ülkelerinin yardımları ve desteği konusunda da
Türkiye ısrarlı.

İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği için PYD ve dolayısıyla PKK için Türkiye’yi tatmin edecek hangi adımlar atılabilir?

Türkiye birçok “yükselen” ülke gibi Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmadı.

“Rusya ile ilişkilerini kesmemek tavrı” açıkça görünüyor.

Bu bir sorun oluşturacak mı?

…………….

Yorumu gene Le Monde’dan şu satırlarla vererek noktayı koyalım:

Türkiye’nin gücü ve potansiyel cazibesinin temeli, farklı çıkarların kesiştiği noktadaki yeridir.

Edindiği rol “kırılmadan çok, değerlerini ölçebilen bir ülkenin ulusal çıkarlarının” ifadesidir.

Dış politikasının konuşlandırılması iddiaları olan bir ülkenin yenilenmiş koordinatlarıdır; kültürel açıdan Müslüman,
NATO üyesi…

Yalnızca Ortadoğu’da önemli bir güç olmayı değil aynı zamanda uluslararası diplomatik oyunda yer tutmak ve alan ele geçirmek hırslarıyla -hâlâ- AB üyeliğine aday, G20, Avrupa Konseyi ve NATO üyesi olan bir Türkiye…

Türkiye artık sadece yakın jeopolitik çevresiyle sınırlı değil.