Güngör Uras

Güngör Uras

guras@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı


Stefan Bogdan Salej, Brezilya’nın TÜSİAD’ının başı. Brezilya’da istikrar programı uygulanırken, banka sisteminin çöküşünü önlemek için yapılanları anlatıyor: "Banka sisteminin reorganizasyonu için 42 milyar dolar harcandı. Brezilyalı sanayiciler ‘bu parayı bankalar yerine sanayiciye verse idiniz, sanayi şahlanırdı’ diye düşünüyorduk ama, sonra aklımız başımıza geldi. Banka sistemi olmaz ise sanayi de olmayacak, banka sistemi sanayiini de batıracak."
Stefan Bogdan Salej’den bunları dinledikten sonra, Ercan Kumcu’ya sordum. "Acaba bizde banka sisteminin reorganizasyonu için bugüne kadar ne harcandı?" Kamu bankalarının görev zararı, açıklarıyla Fon bankalarının zararları için bugüne kadar yaklaşık 55 milyar dolar para gittiği tahmin ediliyor. Unutulmasın ki, ihtiyaç bitmedi. Fon bankaları daha bir süre para yiyecek.

Hem mutlak hem nisbi daha ucuz
Sadece 42 milyar dolar ile 55 milyar doları karşılaştırmak sağlıklı bir sonuç ortaya çıkaramaz. Ülkelerin milli gelirlerine göre harcamanın büyüklüğüne de bakmak gerekir. Brezilya’nın milli geliri 320 milyar dolar, Türkiye’ninki şimdilerde 150 milyar dolar. Demek ki, Brezilyalılar hem mutlak, hem nisbi rakam olarak banka sistemi reorganizasyonunu daha ucuza yapabilmiş. Brezilya Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Luiz Felipe de Sexias Corre, önceki gün İstanbul’da idi. Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Büyükelçi Faruk Loğoğlu, Brezilya’daki Büyükelçimiz Sevinç Dalyanoğlu ve de Brezilya Büyükelçisi Brian Michael Neele’nin katıldığı bir toplantıda Brezilya’nın istikrar programları deneyimini Brezilya’nın sanayiciler federasyonu başkanı da sanayiinde olan bitenleri anlattı.

Eski müşterilere yeniden ulaşmak zor
Brezilyalılar sabit kurun ihracatı kösteklediğini söylüyor. Diyorlar ki, sabit kurda ve sabit kura bağlı her konjonktürel dalgalanmada ihracatçı müşteri kaybediyor. Durum düzelince, eski müşterilere tekrar ulaşmak mümkün olamıyor. Onun için sanayici yeni teknolojiye dayalı ihraç ürünü ve yeni müşteri peşinde koşuyor. Bunlar küçüklerin yapabileceği iş değil. Küçükler halka açılıp, yabancı ortak bularak ekonomik büyüklüğe erişmek zorunda kalıyor.
Brezilyalı sanayici için eskiden iç pazar ve ihracat diye iki farklı pazara dönük yatırım ve üretim vardı. Küreselleşme bu ayrımı yok etti. Şimdi tek bir pazara üretim yapılıyor. Küreselleşmeye bağlı olarak sermayenin dünya üzerinde yüzer gezer hale gelmesi prodüktiviteyi öne çıkardı. Sermayeyi çekebilmek ve koruyabilmek için Brezilya sanayiinin prodüktif olması şart. Mercedes Benz’in 34 ülkede tesisi var. Bunların en verimlisi Brezilya’daki tesis olduğu için Brezilya’daki yatırımlarını büyütüyorlar.

İhracatı artırmak önemli
Brezilya’da istikrar tedbirleri öncesi ihracatı teşvik için uygulanan programların enflasyonist etkisi görüldü. Şimdi Brezilya’nın ihracat teşvik politikası iki aşamalı. (1) İçeride ihraç ürününün maliyeti aşağıya çekilecek. Vergi, enerji, altyapı sorunları çözülecek. (2) Dışarıda kotalar kaldırılacak. Bunun için ikili ticaret anlaşmaları yapılacak. Brezilya belli sanayi ürünlerinde maliyeti aşağıya çekemiyor. Maliyeti ucuzlattığı ürünlerde rakip ülkeler, özellikle ABD ve AB ithalatı sınırlamak için elinden geleni yapıyor.
İstikrar demek sağlam para demek. Paranın sağlam olması banka sistemine ve Merkez Bankası’nın banka sistemini kontrol edebilmesine bağlı. Brezilya’da bu iyi anlaşıldı. Anlaşılan bir başka nokta sıkı maliye politikasının ve kamu harcamalarında kısıntının sadece merkezi hükümet sorumluluğu olmadığı. Brezilyalılar daha başka şeyler de anlattı. Onları da Osman Ulagay kendi köşesinde sayın okuyucularımıza herhalde aktaracaktır.