ABD’DE BORÇ KRİZİ

10 Ağustos 2018

ABD’de son iki durgunluk, iki ayrı tip varlık balonunun patlamasıyla başladı. Önce, 2001’de yılında internet şirketlerinin (dot-com) hisse balonunun, 2007’de ipotek teminatları balonunun patlaması, ABD ekonomisinde gerilemeye yol açtı. Bu defa, hem ABD’de hem de bizim gibi gelişmekte olan piyasalarda çıkabilecek olası bir borç krizi tehlikesinden bahsediliyor.

Şirketler düşük faiz oranlarından faydalanarak son on yılda borçlarını artırdı. McKinsey Küresel Enstitüsü’nün verilerine göre, ABD’de şirket tahvillerinin değeri 2007 ve 2017 arasında 2,6 trilyon dolar arttı. Bu sayı Gayri Safi Milli Hasılanın yüzdesi olarak 16’dan 25’e çıktı.

Dış borçlarda artış

McKinsey’in verilerine göre özellikle bizim gibi gelişmekte olan piyasaların dış borç yüklerindeki artış, daha da yükseliyor.

ABD’de son yıllarda şirketlerin kârları artarken faiz oranları tarihsel olarak en düşük seviyelerde seyrettiği için, borçlanmak kolaydı. Bu trendlerden herhangi biri değişecek olursa, daha fazla borç yükü olan birçok şirket, faturalarını ödeme zorluğu ve iflas riskiyle karşı karşıya kalabilir.

2020 yılı gerileme senaryosuna göre, enflasyon kontrolden çıkarsa ve Fed faiz oranlarını keskin bir şekilde yükseltirse, borç ödemelerini bugünkü düşük faiz oranlarıyla karşılayabilen şirketler de zor durumda kalabilir. Üstelik, federal hükümetin borçlanma ihtiyaçları ile önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek olan federal açıklar, özel borçlanmayı daha da zorlaştırarak borçlu şirketler için daha yüksek faiz oranları ve daha fazla sorunlar getirebilir.

Ticaret savaşı

Trump’ın, Çin’le ve ABD’nin diğer ticaret ortaklarıyla giriştiği ticaret savaşının ekonomik etkileri de 2020 için risk faktörü oluşturabilir.

Yazının devamı...

ABD ekonomisi ne durumda?

9 Ağustos 2018

Bugünlerde gerilen ABD-Türkiye ilişkileri nedeniyle doların 5.4 TL’ye kadar tırmanması gündemin tepesine oturdu. Bu arada, ABD ekonomisi ne durumda, bir bakalım, acaba oralarda her şey günlük güneşlik mi?

ABD’deki ekonomik genişleme, geçen ay dokuzuncu doğum gününü kutladı. Bir yıl daha devam ederse, kaydedilen en uzun büyüme olacak. Ama sonunda bir şey onu durduracak. Soru: Ne, ne zaman? Bir sonraki durgunluğun ayrıntılarını veya zamanlamasını tahmin etmek imkânsız olsa da ortaya çıkan bazı tehditleri tespit etmek mümkün olabilir.

ABD ekonomisi, göstergelere bakılırsa çok iyi gidiyor. Ülkenin gayri safi milli hasılası 2018’in ikinci çeyreğinde % 4.1 oranında arttı. İşsizlik oranı % 3.9’da seyrediyor. Şirketlerin kârları arttıkça artıyor.

Maaşlıların işi zor

Ama son zamanlarda yükselen petrol fiyatlarının ve Trump’ın başlattığı ticaret savaşlarının etkisiyle, enflasyon yükselmeye başladı. Federal Reserve (FED/ABD Merkez Bankası) enflasyonu kontrol altına almak için faizleri yükseltiyor ama bu arada olan maaşlı işçilere oluyor.

ABD’nin İşgücü İstatistikleri Bürosu’ndan alınan bilgilere göre son yılda nominal maaşlar sadece % 2.7 artış göstermiş Enflasyon ivme kazandıkça nominal maaşların artışı reel maaşlara yansımıyor. Reel maaşlar sabit düzeylerde kalıyor. Maaşla çalışanların, ekonomik büyümenin faydalarını görmeleri ve alım güçlerini artırmaları bu durumda çok zorlaşıyor.

New York Times’ta 5 Ağustos’ta, ekonomi yazarı Neil Irwin, 2020’de olası bir ekonomik krizi getirebilecek üç risk faktörünü tespit etmiş. Bunlardan ilki faiz politikası, ikincisi borç krizi, üçüncüsü ise ticaret savaşları.

FED ve faiz politikası

Yazının devamı...

Rüzgâr türbini üretmeliyiz

7 Ağustos 2018

Rüzgardan daha çok enerji üretmek için rüzgar santralleri kuruyoruz. Rüzgar santrali demek rüzgarı enerjiye dönüştürecek türbin demek.

Enerji Atlası’nda yer alan bilgilere göre 2017 Kasım ayı itibariyle ülkede 2.930 rüzgar türbini var. Bunların tamamı ithal. Türbin sayısında Alman Nordex’in payı % 25, Danimarkalı Vestas’ın payı % 23, Alman Enercon’un payı % 19, Amerikalı GE’nin payı % 13, Alman Siemens’in payı % 10.

İyi de biz neden rüzgar türbini üretemiyoruz? Neden üretmeye başlayamıyoruz?

“Bir rüzgar türbininin tüm parçalarını ülkemizde üretebilme imkanına sahibiz. Enerji makine ve teçhizatı üretimi, enerji sektörünün gelişimine doğrudan bağımlıdır.

Teşvik şart

Enerji sektörünün gelişimi de enerji politikaları ile ilgilidir. Rüzgar enerjisi makine ve teçhizatı üretimi bugüne kadar teşvik edilemedi.

Rüzgar türbinleri, kule, rotor (kanat, kanat dolgusu, pitch sürücü, göbek, mil), dış kabin, şaşe, frenler, sensörler, soğutma sistemi, yön bulma mekanizması, elektronik kontrol sistemi, miller, yataklar, kaplin, dişli kutusu, jeneratör, konvertör, trafolar, yeraltı kabloları/havai hatlar, kesici ve ayırıcılar, iletişim sistemi, veri toplama ekipmanları ve fiber kablolar, kontrol istasyonu gibi toplamda 6 binin üzerinde bileşenden oluşur. Nasel adı verilen, elektriği üreten jeneratör bölümü bir türbinin % 70 maliyetini teşkil eder. Bazı parçaları hariç henüz nasel bölümünü üretemiyoruz.

Türbinlerin diğer tüm parçaları ülkemizde yerli sermaye ile kurulan fabrikalarda üretilebiliyor.

Yazının devamı...

Trafikteki araç sayısı 22.6 milyon

6 Ağustos 2018

En güncel verilere göre haziran ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 22 milyon 679 bin 584 adet taşıtın % 54.3’ünü otomobil, % 16.4’ünü kamyonet, % 13.9’unu motosiklet, % 8.2’sini traktör, % 3.8’ini kamyon, % 2.1’ini minibüs, % 1’ini otobüs, % 0.3’ünü ise özel amaçlı taşıtlar oluşturmuş.

Haziran ayında 64 bin 341 adet taşıtın trafiğe kaydı yapılmış. Kaydı yapılan bu taşıtlar içinde otomobil % 52.9 ile ilk sırada yer almış. Bunu % 26.6 ile motosiklet, % 11.4 ile kamyonet, % 5.3 ile traktör takip etmiş. Taşıtların % 3.8’ini ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturmuş.

Haziran ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre % 35.9 azalmış. Bu azalış otomobilde % 39, kamyonette % 50.4, kamyonda % 42.3, motosiklette % 16.5, özel amaçlı taşıtlarda % 21.2, traktörde % 30.4 olarak gerçekleşmiş. Trafiğe kaydı yapılan otobüs sayısında ise % 16.2 artış olmuş.

Otobüste artış var

Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında % 32.7 azalış gerçekleşmiş.

Bu azalış otomobilde % 41.8, minibüste % 52.3, kamyonette % 38.2, kamyonda % 8.9, özel amaçlı taşıtlarda % 71.9, traktörde % 39.5 olmuş. Haziran ayında 2017’nin aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan araçlar arasında otobüste % 24, motosiklette ise % 3.7 artış gerçekleşmiş.

Ocak-Haziran döneminde 536 bin 916 adet taşıtın trafiğe kaydı yapılmış, 76 bin 277 adet taşıtın ise trafikten kaydı silinmiş. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 460 bin 140 adet artmış.

Haziran ayında, devri yapılan toplam 617 bin 217 adet taşıt içinde, otomobil % 71.8 ile ilk sırada yer almış. Bunu % 15.1 ile kamyonet, % 6.3 ile motosiklet, % 2.3 ile traktör takip etmiş. Haziran ayında devri yapılan taşıtların % 4.5’ini ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturmuş.

Yazının devamı...

40 bin öğrenci sınavda sıfır aldı

5 Ağustos 2018

Üniversite giriş sisteminin ilk sınav sonuçlarında, sayısalcıların yüzde 65’i, sözelcilerin yüzde 25’i baraj altında kaldı. 511 bin genç elendi, 41 bin öğrenci sıfırın altında kaldı.

ÖSYM’nin (Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkez), yeni üniversite giriş sisteminin (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlik Testi’ne (TYT) 2 milyon 381 bin 412 aday başvurdu. Başvuran adayların 2 milyon 260 bin 273’ünün sınavı geçerli sayılırken, sınava giremeyen ve çeşitli nedenlerle 121 bin 139 aday sınav dışında kaldı. 2 milyon 19 bin adayın başvurduğu ikinci oturumda ise 1 milyon 877 bin adayın sınavı geçerli sayıldı.

TYT’ye giren 40 bin öğrenci YÖK’ün 0.5 ham puan, yani yarım net çıkarma kuralını geçemeyerek ‘sıfır aldı’. YÖK’ün 150 puan barajını geçemeyen 511 bin aday ise ilk oturumda elendi. Sınavda TYT, sayısal, eşit ağırlık ve sözel puan türlerinde 500 tam puan yapan öğrenci sayısı 1’de kaldı. Dil bölümünde ise 5 aday 500 tam puan aldı.

Zorunlu bir sınav

Sayısal puanı hesaplanan 1 milyon 248 bin öğrenciden yalnızca 428 bini 180 barajını aşarak tercih yapma imkânı kazandı. Yani sayısal puanı hesaplanan öğrencilerin 3’te ikisi baraj altında kalarak elenmiş oldu.

Sözel puanı hesaplanan 1 milyon 226 bin adaydan 904 bini barajı geçerken, öğrencilerin yüzde 25’i sistem dışında kaldı. Eşit ağırlık puanı hesaplanan 1 milyon 489 bin adaydan ise sadece yarısı yani 735 bini barajı geçerek tercih hakkı kazandı.

Tüm öğrencilerin girmesi zorunlu tutulan TYT’de sınavı geçerli olan 2 milyon 260 bin 273 aday, Türkçe’de 40 soruda 16.1 ortalama, sosyal bilimler 20 soruda 6.0 ortalama, temel matematik 40 soruda 5.6 ortalama, fen bilimleri 20 soruda 2.8 ortalama yapabildi.

Yabancı dillerde durum

Yazının devamı...